1 Mayıs / Efrîn ve Sonrası

1 Mayıs’dan önce ne Erdoğan kabadayı pozlar takındı;

Ne de Soylu, Taksim’e çıkanların yaşamlarından sorumlu olmayacaklarını beyan etti.

Bunlar hiç de hayra alamet şeyler değil!

“Tecridi kıralım, Faşizmi yıkalım, Kürdistan’ı özgürleştirelim” şiarı 1 Mayıs eksenli eylem alanlarına yansıyacak.

Ve Soylu hala kimseye tokat attırmadı.

Şimdilik bilinen şu: 1 Mayıs’ın Taksim meydanında kutlanmasına izin verilmeyecek.

Ancak 1 Mayıs, bu yıl da daha önce başlatılan direniş ve eylemlerin devamı olacak.

Leyla Güven’in başlattığı ve 7000’e yakın tutsağın katıldığı, Avrupa’da da devam eden açlık grevleri 1Mayıs’ta alanlara taşınacak.

HDP’ye karşı 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra, 31 Mart’da ikinci büyük yenilgiyi yaşayan Erdoğan’ın, biraz kaybolduktan sonra, katle dayalı yeni bir başlangıç yapacağı tahmin ediliyordu.

Bu kez, büyük yalana inananların sayısında yüzde 10’luk bir eksiklik olması, O’nun kendi teşkilatındaki yenilgisiydi.

Bunun onu daha da öfkelendireceğini sananlar oldu.

Bekleniyordu, ama;

Erdoğan, hala da Dersim’i yeniden işgal etmek için, talimat vermedi.

Bahçeli, taş üstüne taş bırakmayın diyemedi ancak, Dersim’e bir konvoyla gitti. Konvoy’dakiler, Bahçeli’yi karşılayanlar oldu. Kendisi konuştu, onlar da dinlediler ve dinleyen onlarca kişiye “halk“ adı kondu.

Bu sahne politik bir kaosa işaret ediyor.

Cumhur’lar için tehlike çanları çalmaya başladı.

Daha önce, Erdoğan’ın kendisini kurtarmak için, Türkiye İttifakı’na sığınacağını ve politik kayınpederi Bahçeli’yi yalnız bırakacağını düşünmüştüm.

Bu opsiyon saklı olmasına rağmen, Erdoğan yeniden köpürecek pozlara girdi.

Rojava’yı hedef aldı.

Çavuşoğlu, Irak’a, Kandil’e tuzak kurmak için gitti ve daha öncesinde, Rojava sınırına örülecek duvar gündemdeydi.

PYD Sözcüsü Salih Muslim, Türk Devleti’nin Efrîn’e yönelik yaptırımlarına değindi ve: “Duvar, Efrîn’e dönüş hazırlıklarını engellemek için” dedi.

Amerika, Fırat’ın doğusunu terk etse de, etmezse de, Suriye’nin geleceği politikasına şimdilik damgasını vuran iki ülke var: İran ve Rusya.

Salih Muslim, belirginsizliğe işaret ediyor ve “Bu sessizlik çıkar politikaları temelli. Rusya ve İran, Türkiye’nin duvar örmesi ve diğer uygulamalarıyla birçok taviz veriyor…“

Ancak Muslim hiç de ümitsiz değil: “Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki Suriye’ye, Efrîn’e ve Kürt halkına karşı işlenen suçlar affedilmeyecektir.”

Ama Muslim’in kuşkuları var: “Suriye rejiminin Türk devletinin uygulamaları karşısındaki sessizliği, rejim ile Türkiye arasında anlaşma olduğu kaygısı yaratıyor.” Gelecek 1 Mayıs ve Efrîn bir resim keresine düştüler.

Ve bu resim karesini kirletmeye çalışan Erdoğan‘a Kobanê’yi hatırlatacak gelişmeler kapıda.

Kobanê düşmeyecek ve Efrîn kuşatmadan kurtulacak denklemleri, Erdoğan’ı, güçsüz olduğu iki tarih kesitinde yakaladı.

Kiralarını ödemek, yaşamlarını idame ettirmek için mücadele edenlerin, saray katlarına palazlananları ve mirasa dayanan meşruiyete dayanmayan mülk sahiplerini yenecekleri hep söylendi.

Önceden inanmıyorlardı. Ama Erdoğan’ın sarayı da bu kaçınılmaz hayaleti konuk etmekten kurtulmadı/kurtulamayacak!

Bu hayaletin şimdiki adı: 1 Mayıs ve Rojaya!

Yazarın diğer yazıları