102 olmasın!

Ocak ayından bu yana Fransa’da 101 kadın öldürüldü. Öyle gizli saklı değil; devletin ve o kadınları çevreleyen eş, dost, akrabanın bilgisi dahilinde. Her biri en az iki ya da üç kez karakola eşi ya da eski eşi tarafından tehdit aldığına dair başvuru yapmış ve etrafındaki insanlara ölümle tehdit edildiğini belirtmiş.

Ülkeler değişiyor, adları değişiyor ama yaşadıkları değişmeyen bu kadınlar devletin gözleri önünde bir bir öldürülüyor! Bundan birkaç ay öncesinde kocası tarafından tehdit edildiği için polisliğe başvuran kadına, “silah herhangi bir olayda kullanılmadığı ve ruhsatlı olduğu için bir işlem yapamayız” denilmişti. O silah patladı ve Cezayirli 24 yaşındaki bir çocuk annesi kadının ölümüne sebep oldu! Her gün silahlar patlıyor, bıçaklar konuşuyor, yumruklar savruluyor ve yılda yapılan 300 bin civarındaki başvurudan çok azı yargı önüne gidiyor…

İlgili polis birimlerine, yapılan başvuruları ya dikkate almıyor ya da çok az sayıda dikkate alınan dosya ise savcılıklar tarafından takipsizlikle sonuçlanıyor. En iyi sonuç, evden uzaklaştırma ve o semte girmeme şeklinde olurken, söz konusu kişiler hakkında bir izleme olmadığı için sonuç 101 kırım oluyor. Söz konusu kadınlar var olan gelirlerinin yetersizliği ya da iş sorunları nedeniyle kısa sürede yer değiştiremiyor yeni bir iş bulamıyor. Belediyelerin, devletin ilgili kurumlarının baskı altında olan kadınlar için bir sığınma evi ya da bu anlamda sosyal konut projesi de bulunmuyor. Kadın örgütleri aylardır çağrı yapıyor; “eğer devlet olarak bu işi çözemiyorsanız, ödenek verin biz kadınlara sahip çıkalım!” Devlet ise bu anlamda sessizliğini korurken, halen pişkinlikle kadınlara dönük şiddete dair “caydırıcı yasalarım var” diyor. Yasalar uygulanmıyor ise yasanın varlığı ne ifade eder!

Fransa’da kadın örgütlerinin baskıları ve sokak gösterilerinin ardından nihayet hükümet, aile içi şiddete çözüm için kadın örgütleri ve sivil toplum örgütleriyle birlikte 3 ay sürecek bir çalıştay başlattığını duyurdu. Söz konusu çalıştay süreciyle birlikte haklarında başvuru bulunan erkekler konusunda elektronik kelepçe uygulamasının devreye sokulacağı ifade ediliyor.

Peki kelepçe koşulları neler?

Şiddet uygulayan erkeğe mahkeme kararıyla elektronik kelepçe takılacağı ifade ediliyor. Baskı altındaki kadın, bu kelepçe sayesinde cep telefonundan saldırganın yerini görebilecek. Hükümet yaptığı açıklamada söz konusu uygulamayla, saldırganın kadına yaklaşmasını engellemek olduğunu ifade ediyor. Elektronik anti-yaklaşım cihazı (DEPAR) adı verilen aletin kullanımı 2009’daki kadına yönelik şiddete dair yasal düzenlemelerin yapıldığı tarihlerde kadın örgütleri tarafından önerilmiş ama kabul görmemişti.

Kadın örgütlerinin baskısıyla kelepçeyi gündeme getiren hükümet, ilgili karakollarda bekleyen dosyaların mahkemelere aksetmesi sürecinin ayları bulduğunu ise unutuyor. İş kelepçeye gelene kadar kadınları kim koruyacak!

Yazarın diğer yazıları