15 Ağustos Kürt’ün kaderini değiştirdi

15 Ağustos hamlesi sadece askeri hamle değildir. Hatta askeri yanı eksiktir. İdeolojik, felsefik, siyasi, örgütlü, kültürlü yanı daha fazladır. Bu demokrasi hareketidir.

Halkların ve insanlığın değerlerine sahip çıkan bir harekettir. Özgürlüğe sahip çıkma, faşizme karşı durma hareketidir. Kürt insanında ve toplumunda işgalci sistemin yerleştirdiği her şeyi paramparça etti. Kürtler inkar ediliyordu, artık Kürtlerin inkar edilemeyeceğini gösterdi.

Dengê Welat Radyosu’nda yayınlanan Dilistan programına katılan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Gazeteci Ciwan Tunç’un sorularını yanıtladı. 15 Ağustos Atılımı’nı ideolojik, felsefik, siyasi bir hamle olarak değerlendiren Bayık, ‘’Bu hamle Kürdistan’da tarihi değiştirdi. Yok olmakla yüzyüze kalmış tarihi değiştirdi, Kürtleri ayaklandırdı, canlandırdı ve bugün tüm dünyaya umut olmalarını sağladı’’ dedi.

Efsane komutan Egîd (Mahsum Korkmaz), Gözlüklü Ali, Atakan Mahir, Delal Amed, Hüseyin Mahir ve Sarı İbrahim’i de değerlendiren Bayık’ın değerlendirmeleri şöyle:

15 Ağustos ”İlk kurşun” olarak adlandırıldı. Bu mücadeleniz, hareketiniz ve halk için nasıl bir anlama geliyor?

Rêber Apo’nun, zindandaki özgürlük savaşçılarının, gerillanın ve tüm Ortadoğu halkının 15 Ağustos Bayramı’nı kutluyorum. 15 Ağustos hareketimizin ve halkımızın tarihinde özel bir yer alıyor. Söylendiği gibi ilk kurşunun atıldığı gündür. Bu kurşun ilk önce Kürt halkı için patlatıldı. Çünkü Kürt halkı ölümle karşı karşıyaydı. Yani Kürtler yaşıyor muydu, yaşamıyor muydu kimsenin haberi yoktu. Ölüm uykusundaydılar. Bundan dolayı halkı o durumdan çıkması gerekiyordu.

15 Ağustos hamlesi bunu ifade ediyordu. Ya bu halk ölüm uykusundan kalkacaktı, kaderini kendi eli ile değiştirecekti, kendi için mücadele edecekti, ya da o hamlede ayağa kalkamayacaktı ve bitecekti. Fakat Önderlik, ”Eğer 15 Ağustos Hamlesi gelişirse, ölüm uykusunda olan Kürt halkı uykudan uyanacak, canlanacak, kendi için mücadele edecek. Bu belki zor olacak ama olacak” dedi.

15 Ağustos Hamlesi Kürtler için ilk kurşun oldu.

Yani Kürtler o hamle ile kölelikten, zayıflıktan, esaretten, ölümden döndü. Hamle Kürtleri ayaklandırdı ve tüm dünyada halklar için umut olmasını sağladı. Önder Apo’nun Kürdistan felsefesi bu şekilde başarıya ulaştı. İlk kurşun işgalcilere, kapitalist modernite sistemine de sıkıldı.

Dolayısıyla Kürtleri ölüm uykusuna getiren işgalciler, hem de arkalarında kapitalist modernite sistemi vardı. Kürtler üzerinde soykırım siyaseti yürütüyorlardı. O siyasetin sonucunda Kürtler o hale gelmişti. Kürtler bunu kabul etmeyip her seferinde ayaklanmıştı ama bu ayaklanmalar sonucu darbe yiyerek zayıf düşmüştüler. Bu yüzden artık hiçbir şey yapamayız diyorlardı, tüm değerlerinden uzaklaşmışlardı. Bu da Kürtlere ölüme götürüyordu.

Önderlik, ”Bu kabul edilemez. Hem Kürt halkı adına, hem insanlık adına bunu kabul etmiyoruz” dedi. O yüzden Kürtler sadece kendileri için değil tüm insanlık için de büyük bir hizmeti önlerine koymuştu. Bu halkın yaşaması lazımdı. Bu halkı yaşatmak için bütün imkanlarımızı harekete geçirmeliydik. 15 Ağustos hamlesi bu esas üzerinden gerçekleşti. Biliyorsunuz Türkiye Cumhuriyeti sadece Türkler tarafından kurulmadı. Türk ve Kürtler birlikte Cumhuriyeti kurdu. Meclisi birlikte kurdular. Bu meclis Kürtlerin özerkliğini kabul etti. Nereye kadar? 1924 yılına kadar. 1924 yılında kadar Türk ve Kürtler bu Cumhuriyet’in sahibiydi. Fakat ne zaman Türkler Fransa ile Ankara, İngiltere ile de Musul ittifakını gerçekleştirdi o zaman Türk devleti Kürtlerin inkarına başladı. ”Bu Cumhuriyet sadece Türklerindir” dediler. Kürtleri ortak olarak görmediler. Daha sonra Türklere ait bir cumhuriyet kurmak için Kürtlere saldırdılar.

Kürtler buna karşı durduğu için katliamlardan geçirildi ve göçe zorlandı. Kürtlerin her şeyini talan ettiler. Kürtler sayesinde tarihte Anadolu’yu kazandılar. Osmanlı Ortadoğu’da gelişti, daha sonra Cumhuriyeti birlikte kurdular. Bütün bunları bir kenara bırakarak Kürtleri günahkar yaptılar. Kürtler sadece kendilerine sahip çıkıyorlardı, başka bir şey istemiyorlardı. İradesine, diline, kültürüne, kimliğine, özgürlüğüne ve değerlerine sahip çıkıyordu. Kürtler, ”Siz bizi inkar edemezsiniz. Sayemizde her şeyi kazandınız, birlikte her şeyi yaptık bizi katliamlardan geçiremezsiniz” diyordu. Kürtlerin kendilerine sahip çıkmasını suç saydılar. Kendisine sahip çıkan her Kürde “siz ülkeyi bölüyorsunuz, hainsiniz” dediler. Bu siyaseti yürüttüler.

PKK’nin kurulmasındaki sebep buydu. PKK Kürtlerin faşist işgalcilere karşı mücadelesini geliştirdi. Eksiklikler ve yanlışları oldu, PKK bunun üzerine kuruldu ki bir daha aynı hatalara düşülmesin. Eğer PKK 15 Ağustos hamlesini geliştirdiyse sebebi budur. Yani Kürtleri ölüm uykusundan kaldırıp yaşatmak için geliştirildi. Bu yüzden hem hareketimizin, hem de halkımızın tarihinde büyük bir öneme sahip. Bu hamle Kürdistan’da tarihi değiştirdi. Yok olmakla yüzyüze kalmış tarihi değiştirdi, Kürtleri ayaklandırdı, canlandırdı ve bugün tüm dünyaya umut olmalarını sağladı.

Başta komutan Egîd olmak üzere, komutanların 15 Ağustos Hamlesi’ndeki rollerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hem Amed zindanında büyük bir direniş sergilendi, hem de yokluk içinde bu mücadele başlatıldı. Faşist ve işgalci devlet, Diyarbakır zindanını Kürtlere mezar yapmak istiyordu. Kürt ve Kürdistan adına hiçbir şeyi yaşatmak istemediler. Diyarbakır zindanında Mazlum, Hayri, Akif, Kemaller bu siyasete karşı amansız bir mücadele geliştirdiler. Sadece ideolojileri ve canları vardı. Bununla mücadeleyi geliştirdiler, böyle sonuç aldılar. Kendini zindanda ispatlayan bir harekete herkes inanır. Eğer Kürt Halk Önderi Öcalan ve PKK inanmış, bu harekette yer almış, bütün imkanlarını sunmuşsa bu Diyarbakır zindanındaki arkadaşların direnişine inandıkları içindi. Bundan dolayı adım attılar.

Rêber Apo da Ortadoğu’daki zorluk ve yokluk içerisinde bu mücadeleyi geliştirdi. Nasıl Diyarbakır zindanında o yoklukta direniş geliştirildiyse, Ortadoğu’da da aynı mücadele geliştirildi. Mazlum Doğan, ”Bu çığlıklarımızın dünyaya duyulması gerekir” demişti. Rêber Apo da bunu esas aldı. Onların çığlıklarını nasıl dünyaya duyuracaktı. Bu yüzden Ortadoğu’da tarihi bir hamleyi geliştirdi. Ortadoğu’daki ve Amed zindanındaki çalışma birleşti, 15 Ağustos hamlesinin temeli oldu. 15 Ağustos hamlesi de Ortadoğu’da ve Amed zindanında olduğu gibi yokluk içerisinde ortaya çıktı. Bu hareketin gerçekliğidir. Bu hareket hiçbir zaman rahatlığı ve imkanlığı esas almadı. O yüzden Kürdistan’a, Kürt halkına ve özgürlüğüne sahip çıkacaksan rahat ve imkanların olmadığını bilirsin. Zorluk ve zahmet içerinde bu mücadeleyi yürüteceksin. Rêber Apo bu gerçekliği PKK militanlarına ve Kürt halkına kabul ettirdi.

Heval Egîd, bu gerçekler ışığında kendini eğitti. Önderliğin Kürdistan’da geliştirmek istediği militanlığı kendine esas aldı. 15 Ağustos’tan bahsettiğimizde aklımıza heval Egîd gelir. Heval Egîd 15 Ağustos ile bütünleşti. Neden? Çünkü pratikte öncülüğünü yaptı, Eruh’ta başarılı bir eylem gerçekleştirdi. Bu yüzden 15 Ağustos heval Egîd ile anlaşılıyor ve tanınıyor. Nasıl ki PKK Haki Kerar’dir, 15 Ağustos da Heval Egîd’dir. Heval Egîd’in yanı sıra bu hamlede emeği olan bir diğer arkadaş da Gözlüklü Ali’dir. Bingöl halkımızdandır, şehit düştü. Yine Maraşlı Ömer heval, Mustafa Yöndem (Heval Erdal), Mehmet Sevgat (Heval Bedran) bu arkadaşlar da hamlede yer aldı. Kimileri Şemzînan, kimileri de Eruh komutasında görev aldı.

Heval Egîd bu hamleyi organize etti. Hem pratikte örgütledi, hem öncülüğünü yaptı, hem de Eruh’ta yer aldı. Bedran arkadaşlarla birlikte bu eylemi başarıya ulaştırdılar. Eruh’un tamamını kontrol altına aldılar. Şemzînan’ın belki hepsini kontrol altına alamadılar ama hamle orada da başarıya ulaştı. Hamle tamamen bu arkadaşların emeği sayesinde başarıya ulaştı. Bu arkadaşlar Önderliğin Kürdistan’da geliştirmek istediği hamleyi anladılar, bu yüzden hamle başarıyı kendileri için esas aldılar. Bütün hislerini, enerjilerini bu hamle için kullandılar. O yüzden bu hamlede büyük sonuçlar aldılar.

Peki 15 Ağustos hareketiniz ve toplumda nasıl bir değişim gerçekleştirdi?

15 Ağustos sadece Kürt halkında ve hareketimiz de değişim yaratmadı. Ortadoğu’da büyük bir değişim yarattı. Faşist işgalci Türk devletinde, kapitalist modernite sisteminde büyük bir etki yarattı. Bilindiği gibi kapitalist modernite sistemi Kürdistan’da kendi çıkarları için birçok adım atmıştı. Birçok yer inşa etmişti. Yine birçok imkan sağlamıştı kendisine. İşgalciler Kürtlere karşı soykırım siyaseti yürütüyordu ama bu imkanı onlara kapitalist modernite sistemi vermişti. 15 Ağustos hamlesinin çıkarlarını tehlikeye attığını gördüler, o yüzden faşist işgalci devletleri desteklediler. Her taraftan destek sundular. Bu şekilde hareketin önünü almak istediler. Hareket güçlendikçe bunlar daha fazla Türk devletine yardım ettiler. Türk devleti de bu şekilde savaşı büyüttü. NATO ve o devletlerin yardımları ile bu savaş büyüdü.

Bu şekilde hareketin ve Kürtlerin önünü almak istediler ki çıkarlarını savunabilesinler. Fakat onlar saldırdıkça, katliam yaptıkça, öldürdükçe, tutukladıkça, harekette bunları büyümesine sebep yaptı. Hareket büyüdükçe de çıkarları daha da tehlikeye girdi.

İşgalciler üzerinde de büyük etkiler yaşandı. 12 Eylül faşist iktidarı kendine bir program hazırlamıştı ve bunu hayata geçirmek için kimsenin kendisine engel olamayacağını söylüyordu. Ortadaki engelleri de kaldırmak istiyordu. Tek engel kalmıştı o da PKK ve Kürtlerdi. Diyarbakır zindanındaki vahşetin sebebi de oydu. Hareketin iradesini kırmak, önündeki engeli kaldırmak. Ki bu şekilde programını oturtmak, faşist bir sistemi Türkiye’de yerleştirmek istiyordu. Çünkü NATO ve kapitalist modernite sistemi bunu istiyordu.

Türkiye bir NATO ülkesiydi. Türkiye aracılığı ile Ortadoğu’da çıkarlarını gerçekleştirmek ve iktidarlarını güçlendirmek istiyorlardı. Kenan Evren bundan dolayı Kürtlere yönelik bir vahşet yürüttü. Fakat ne kadar adım atsalar da hedefledikleri amaca ulaşamadılar. Bugün Erdoğan ve Bahçeli Kenan Evren’in yarım bıraktığını tamamlamak istiyor, hatta O’nu geçmek istiyorlar.

Kürdistan’da yaptıkları ile Kenan Evren’i bile geçtiler. Gerçek budur. Bütün demokrat, yazar, solcu, liberal, sendikalı, parti başkanları hepsini tutuklamışlardı. 15 Ağustos bütün bu kapıları açtı. Eğer daha sonra Ecevit, Demirel Cumhurbaşkanı olduysa bunlar hep 15 Ağustos hamlesinin sonuçlarıdır. PKK ve Kürtlere borçludurlar. PKK ve Kürtler faşizmin tam yerleşmesine izin vermediler, demokrasiyi savundular.

15 Ağustos hamlesi bu yüzden sadece askeri hamle değildir. Hatta askeri yanı eksiktir. İdeolojik, felsefik, siyasi, örgütlü, kültürlü yanı daha fazladır. Bu demokrasi hareketidir. Halkların ve insanlığın değerlerine sahip çıkan bir harekettir. Özgürlüğe sahip çıkma, faşizme karşı durma hareketidir. Bütün halkları faşizme karşı koruyor. Bu hareket Kürtlerde ve toplumda büyük bir değişime yol açtı. Artık bizi bitirdiler diyen Kürtleri ayaklandırdı, canlandırdı. Kürt insanında ve toplumunda işgalci sistemin yerleştirdiği her şeyi paramparça etti. Kürtler inkar ediliyordu, artık Kürtlerin inkar edilemeyeceğini gösterdi.

Kürtler vardı ve herkes gibi Kürdistan’da yaşamak istiyorlardı. Bunu ortaya çıkardı ve Kürtleri istedikleri ortadan kaldıramayacaklarını ispatladı. Kürt gençlerinde ve kadınlarında gerçek bir değişim yarattı. Evinden çıkamayan kadın dağa çıktı, gerillaya katıldı ve özgürlük savaşındaki yerini aldı. Şahsi çıkarları için maddiyat peşinde olan gençler yönün dağa verdi. Savaşa ve özgürlük mücadelesine katıldı. Gençler gün geçtikçe Türk devletinden koptu. Türk devletinin baskısından ve zulmünden kurtuldu, kendileri için özgürlüğü esas aldılar.

Kürt toplumunda ve erkeğinde de büyük değişimler oldu. Çocuklarının gerillaya katılmasını istemeyen, eşlerin evden çıkmasını kabul etmeyenler, mücadele etmeyi kabul ettiler. Hatta dağa çıkmalarını kendileri sağladı. Yani zihniyet devrimi oldu. Ölümden dönen Kürt halkı özgürlük için her şatta mücadele etti. Başı dik yaşamak istedi. Özgürlüğe hizmet etmeyen hayatı kendisine haram etti. Bu da Ortadoğu toplumunu da etkiledi. Rejim iktidarları altında nefes alamayan Ortadoğu halkları, baktılar ki Türk devleti bir NATO ülkesi olmasına rağmen Kürt özgürlüğü için başkaldırıyor, sonuç alıyor, onlar da bu esas üzerine düşünmeye başladı. 15 Ağustos Ortadoğu’da böyle bir değişim yarattı. O yüzden PKK 15 Ağustos’u her ne kadar Kürdistan’da geliştirse de, aslında tüm Ortadoğu ve insanlık için yapılan bir hamledir.

Komutan Egîd’in kişiliği bugün gerillada nasıl yaşıyor?

Kürdistan’da gelişen gerilla kendine Rêber Apo ve heval Egîd’i esas aldı. Belki bazı eksik ve yanlışlıklar yaşandı. Gerillalar ve komutanları Rêber Apo ve heval Egîd’i her açıdan kendilerine örnek aldılar. Bilindiği gibi gerilla tarihte hep özgürlük gücüdür. Her zaman esir, fakir halklar gerilla olarak savaşmıştır ve özgürlüğünü elde etmiştir. Kürdistan’da da Kürt halkı ancak gerilla ile özgürlüğünü kazabilir. Gerilla dışında NATO üyesi olan Türk devletine karşı duracak bir güç yok.

Rêber Apo, Kürdistan’da nasıl bir gerilla savaşı yürütülüyor, strateji ve taktikleri ne olur, bu sorular üzerinden çok araştırma yaptı. Stratejik, taktik, örgütlülük, eğitim, şahsiyet ve zihniyeti geliştirdi. Komuta ve savaşçıların bu esaslar üzerinden hazırlanmasını, bu şekilde yürümelerini istedi. Bu yüzden büyük bir iş yaptı. Önderliğin, Kürdistan, tarih ve insanlık için yaptıklarını en iyi anlayanlardan biri de heval Egîd’di. Heval Egîd Önderliğin savaşa ilişkin geliştirdiği teoriler üzerine çok araştırma yaptı, derinleşti.

Gerillada ne eksiklik, ne yanlışlık var bunları ortadan kaldırmayı esas aldı kendisine. Bu şekilde gerillayı geliştirdi. Arkadaşlarını böyle örgütledi. Önderliğin istediği gerilla tarzını geliştirdi. 15 Ağustos hamlesinin gelişimi de bu şekilde sağlandı. 15 Ağustos’tan sonra zor ve zahmetli süreç başladı, gerilla birkaç darbe yedi.

Hatta bazıları gerillanın sonu geldi diyordu. O dönem komutan Egîd’in arkadaşları ve ondan eğitim alan gerillalar büyük bir rol oynadılar. Zor şartlarda, eksik imkanlarla gerillayı nasıl büyütürüz diye çalıştılar. Düşmana darbe vurmayı esas aldılar ve pratikte bunu geliştirdiler. Gerillanın hiçbir zaman tasfiye olmayacağını gösterdiler. Gün geçtikçe gerillanın büyüyeceğini herkese ispat ettiler.

Atakan Mahir’in şahadet yıldönümü. Yine Delal Amed, Sarı İbrahim ve Hüseyin Mahir gibi sembol olmuş komutanlara ilişkin neler söylemek istersiniz?

Nasıl ki heval Egîd, Mustafa Yöndem, Gözlüklü Ali ve diğer arkadaşları gerilla öncüleri olarak görüyorsak, onlar gibi birçok arkadaş var. Belki şu an adlarını tek tek söyleyemiyor, onlara ilişkin konuşamıyoruz ama heval Egîd, Atakan, Delal, Hüseyîn Mahîr, Sari İbrahîm şahsında insan hepsini dile getirebilir. Çünkü bu arkadaşlar tüm şehit arkadaşların temsilcileridir. Tüm özgürlük savaşçılarını temsil ediyorlar. Heval Egîd Önderliği kendisine esas aldıysa, güçlü bir bağlılığı vardı, yine arkadaşlarına da büyük bir bağlılığı ve saygısı vardı. Özgürlük dışında bir yaşamı kendisine haram etmişti. Mütevaziydi, komutanlığı yetki ile değil iş ve emeği ile yapıyordu. Bütün arkadaşlara örnek oluyordu. Bir tehlike varsa önce o gidiyordu ki arkadaşları o tehlikeyi yaşamasın diye. Bütün bu esasları kişiliğinde ve zihniyetinde oluşturduğu için yanlışlığa ve eksikliğe düşmüyordu. Her zaman arkadaşlarımı nasıl geliştirir ve başarılı olmalarını nasıl sağlarımı kendisine esas alıyordu.

Heval Atakan, Delal, Hüseyin Mahir ve Sarı İbrahim de bu özellikleri kişiliklerinde ve zihniyetlerinde oluşturdu. Heval Egîd nereye giderse gitsin orayı canlandırıyordu; moral, coşku ve inançları yaratıyordu. Özellikle Kürt kadınların içinden heval Delal gibi bir arkadaşın çıkması çok önemlidir. Belki erkeklerde biraz gelişme olmuştu ama önemli olan kadınlarda komutan ve öncü çıkması. Heval Delal bunu gerçekleştirdi. Kürt kadınını, gerillayı, gençleri ve Kürt halkını temsil etti. Büyük bir gelişme sağladı.

Rêber Apo Kürtlerin esas sorununun öncü sorunu olduğunu kavratmıştı. Eğer bu sorun çözülmezse sen ne kadar çalışırsan, ne kadar savaşırsan da sonucu değiştiremezsin. Çünkü bu tarihte birçok defa ispatlandı. O yüzden tarihten ders çıkarmıştı. Öncülük sorununu çözülmesi lazımdı, öncü kişiler geliştirilmeliydi. Heval Egîd, Atakan, Delal, Sari Îbrahîm, Hüseyîn Mahîr ve birçok arkadaş bunu kendine esas aldı. Bu yüzden bu arkadaşlarda öncü kişilik gelişti. Gittikleri her yere ruh veriyordular, özgürlük duygularını büyütüyorlardı. Bu arkadaşlarda mücadelede büyük bir rol oynadılar.

O rol, mücadele ve emeklerin sonucu bugünlere ulaştık. O yüzden halkımızın bu kahramanları hiçbir zaman unutmaması gerekir. Özellikle halkımız, Kürt kadınları heval Delal’i unutmamalıdır. Ne kazanım sağladıysak, heval Delal, Atakan, Hüseyin, İbrahimler sayesinde kazandık. Bu arkadaşlar Kürtlerin ve insanlığın büyük değerleridir. Bu değerler ne kadar savunulursa, Kürt ve insanlık da o kadar savunulur. Öyle olmazsa Kürt halkı ve insanlık savunulamaz. Kürt halkı bu değerleri ortaya çıkardı.

Bununla kendini de büyüttü ve bugünlere erişti. Bugüne kadar bu değerlerine nasıl sahip çıktıysa bundan sonrada sahip çıkacaktır, kazanacaktır ve insanlığa kazandıracaktır. Eğer tarihe, değerlerine sahip çıkmazsa, bu esaslar üzerinden kendini yenilemezse elde ettiği kazanımlarını da kaybeder ve insanlığa da kaybettirir. Bu yüzden Kürt halkı, PKK, Rêber Apo şimdiye kadar nasıl bu büyük kişilikleri çıkardıysa, bundan sonra da çıkaracaktır. Bu yüzden bu hareket her zaman gelişiyor ve başarıyor. Bundan dolayı tüm saldırı ve komplolar sonuç alamazlar.

Bu hareket büyük emeklerle, büyük bedellerle, büyük şehitler ve kişiliklerle kuruldu ve geliştirildi. Eğer bir hareket bu esaslar üzerinden kurulursa ve mücadele ederse kimse önünü alamaz. Bundan dolayı tüm Kürt kadınları ve gençleri, Kürt insanı, ben yurtseverim, demokratım, sosyalistim, insanlık değerlerine bağlıyım diyen herkes, Rêber Apo ve bu arkadaşları kendine esas almalıdır.

ANF/BEHDİNAN

* Yarın: Yeni dönem gerillacılığı nasıl yapılacak?

Yazarın diğer yazıları

    None Found