15 Temmuz darbesi Erdoğan darbesidir

Adil Öksöz muamması, darbenin muammasıdır. Kılıçdaroğlu, sanıyorum durumu bütün yönleriyle artık biliyor. Haberi okuyalım:
"CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adil Öksüz olayının bütün ayrıntılarıyla incelenmesi gerektiğini söyledi. Öksüz’ün arkasında güçlü bir örgüt olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, Adil Öksüz’ün öldürülebileceği ihtimalinin olduğunu iddia etti.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Adil Öksüz’ün sıradan bir insan olmadığı ve bunun üzerine gidilmesi gerektiği" şeklinde aldıkları duyuma değinerek, Öksüz’ün MİT elemanı olmadığı yönündeki haberleri "Hiçbir istihbarat örgütü, ‘bu bizim elemanımız veya değil’ diye açıklama yapmaz" sözleriyle eleştirdi.
Öksüz’ün gözaltına alınması ve serbest bırakılması sürecine değinen Kılıçdaroğlu, yaşananların Öksüz’ün sıradan bir insan olmadığını gösterdiğini söyledi:
"Adil Öksüz’ün bütün ayrıntılarıyla incelenmesi lazım. Birisi korumasa böyle bir şey olmaz. Bunun arkasında güçlü bir örgüt var, yerli, yabancı. Korunuyor. En büyük endişem de yakalanmadan önce öldürülme ihtimali de var. Geçmişte buna benzer çok olaylar oldu. Belli kişiler alındı, öldürüldü, nerelere gömüldüğü belli olmadı."
Kılıçdaroğlu, Adil Öksüz’ün "önemi” hakkında konuşmakla birlikte, onun "sırra kadem basmasının” ve "öldürülme” ihtimalinin altında yatan "gerçeği” bir türlü konuşmuyor.
Bu "gerçek” şudur:
15 Temmuz darbesi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Süleyman Soylu’nun ve MİT’in (bilerek Müsteşar’ın adını anmıyorum, büyük olasılıkla Fidan bu darbenin bir yerlerindedir ve fakat şimdilik Erdoğan’ın gücü ona yetmemektedir) bir "tertibidir.” Ya da "kumpasıdır.”
Saray, kendi ordusuna karşı bir "tuzak” kurmuş, bu "tuzağın da”, daha sonra, "Allah’ın tuzağı” olduğunu iddia etmiştir.
Allah’ın bu "tuzakla” ilgisi yoktur.
Orduda elbette bir "cunta” vardır. Cuntasız ordu, "suntasız dolaba” benzer. Bu cunta "beş on kişidir.” Aşağıya doğru sadece "dirsek teması” olur.
Saray, bu "cuntanın” içine, büyük olasılıkla Adil Öksüz ve benzerlerini sokmuştur. Bu Adil Öksüz aynı zamanda büyük olasılıkla hem CIA’ya, hem de MİT’e çalışan bir "çift taraflı ajandır.” CIA’daki patronlarını kandırmış, generallerin arasına girerek, MİT hesabına çalışmıştır.
Cuntayı, en olmadık zamanda, darbeyi yıkıma sürükleyecek şekilde harekete geçiren "birinci adam” büyük olasılıkla Adil Öksüz’dür. 00.3’te başlayacak darbenin düğmesine, devrilecek olan Erdoğan’ın "kayıplara karıştığı” bir anda 1.Ordunun sotaya yattığı ve polisin teyakkuzda olduğu, AKP milislerinin sokakları tuttuğu, saat 21.30’da büyük olasılıkla bu adam basmış ve cuntayı oyuna getirmiş, aynı zamanda Erdoğan’ın gidişinden hoşnut olmayan NATO ordusuna "yüzyılın kumpasını” yapmıştır.
Hatta, belki de, "Yurtta Sulh Konseyi” adındaki cuntanın "tümü” AKP’nin ücretli askerleridir. Başlarında muhtemelen Adil Öksüz bulunmaktadır. Öksüz ortadan kaybolmuştur. "Yurtta Sulh Konseyi”nin kim olduğu hala anlaşılamamıştır. Üstelik, akıl almaz işkencelerin yapıldığı söylentilerine rağmen, "cunta"nın hem askeri, hem de siyasi bileşimi bir sır olarak kalmıştır.
Buradan hareketle diyebiliyoruz ki, 15 Temmuz darbesi, bizzat AKP ve Saray tarafından planlanmış, Türk Silahlı Kuvvetlerinin generalleri, albayları, subay ve astsubayları tuzağa düşürülerek tasfiye edilmiş, bunların yerine devlete başında İçişleri Bakanı Soylu’nun bulunduğu polis teşkilatı hakim olmuştur. Orduyla polis arasındaki kavga Çiller zamanından bu yana sürmüştür. Çiller’in "prensi” Soylu şimdilik kavgayı kazanmıştır.
15 Temmuz darbesi, bir Erdoğan darbesidir.
Tayyip Erdoğan, kendi devletine, kendi ordusuna ve kendi anayasasına karşı, adım adım hazırlanmış bir darbeyle diktatörlüğünü ilan etmiştir.
Erdoğan rejimi yasa dışıdır.
Bu gerçeğin en büyük kanıtı Adil Öksüz’dür. Darbenin başına Erdoğan’ın emriyle geçmiştir. Bunun ortaya çıkmaması için "Yeşil” adlı kontra gibi kayıplara karıştırılmıştır. Ya konfor içinde suratı değiştirilerek yaşıyor, ya da çoktan "faili meçhullere” karışmış, bir tümseğin altında yatıyor. Belki de işkence altında "itirafçılaştırılıyor.”
Yani?..
Yani, Erdoğan Türkiye Cumhuriyetine ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne karşı darbe yapmıştır.
Bunun adına "ordu darbesi” denmiyor, "Saray darbesi” deniyor.

Yazarın diğer yazıları