19 Ağustos ‘darbesi’

AKP-MHP iktidarı girdiği seçimlerden gerileyerek çıkarken, içte ve dışta yaşadığı zorlanmaları aşmak için, çareyi demokrasi güçlerine, HDP’ye, Kürtlere saldırmakta buluyor. Ama gündemi ve yaşananları saptırmak için yapılan nafile çabalar bunlar

Ülkeyi “olağan üstü hal” hukuku ile yönetenler, hiç beklemedikleri demokratik tepkiler karşısında ”acze” düşmüş durumdalar. “Kayyım” yönetim biçimini izah etmekte zorlanıyorlar. İşi “kitabına” uydurmuş olabilirler ama bu “darbe” ellerindeki çuvala sığmaz.

AKP-MHP iktidarının halk iradesine yönelik bu darbesi uluslararası alandan da tepkiler gecikmedi.

 Avrupa Birliği, Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilciliği sözcüsü Maja Kocijancic, “Yerel düzeyde siyasetçilerin görevlerinden uzaklaştırılmaları, gözaltına alınmaları ve yerlerine kayyımların atanması, seçmenlerin yerel düzeyde siyasi temsil hakkının ellerinden alınması anlamına gelmekte ve yerel demokrasinin zarar görmesi gibi ciddi bir tehlikeyi doğurmaktadır” açıklaması ile AB’nin tepkisini ortaya koyarken, Türkiye’ye, “…barışçıl ve kalıcı bir çözüme ulaşılması amacıyla güvenilir siyasi bir sürecin derhal başlaması” çağrısında bulundu.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, sözcüsü aracılığıyla üç belediye başkanının durumuyla ilgili yaptığı açıklamasında, “31 Mart seçimleri ve yerel demokrasinin işleyişini baltaladığını”, durumu “Ciddi ve kaygı verici”  bulduğunu, ”konuyu yakından takip etmekteyiz” diyerek Avrupa Konseyi’nde bu “darbenin” gündemin başında olacağının mesajını vermiş oldu.

Avrupa Sosyalistleri Partisi (PES) Başkanı Sergei Stanishev’in, yaptığı açıklamada HDP ile dayanışmanın başka bir boyutuna işaret ediyor; “Bu yaz başında AK Parti, Türkiye genelindeki yerel seçimlerde büyük bir yenilgi yaşadı. O zaman demokrasiyi gasp etmeye çalıştılar. Ancak İstanbul ve diğer yerlerde insanlar daha güçlü bir cevap verdi ve Erdoğan geri adım atmak zorunda kaldı. Şimdi Türk hükümeti yasal olarak seçilmiş belediye başkanlarını görevden alarak yine mutlak güç elde etmeye çalışıyor.

Türkiye’deki muhalefet partileri ve biz Avrupa’daki demokratik güçler Erdoğan’ın demokrasiye yönelik bu yıkıcı tutumuna karşı bir araya gelerek sesimizi yükseltmeliyiz.” Bu güçlü mesaj, uluslararası dayanışma açısından son derece önemli.

Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Başkanı Anders Knape, “görevden alma ve yerine vali atama kararına ilişkin derin endişemi ifade ediyorum. Bu uygulamalar yerel demokrasinin uygulanmasına ciddi şekilde zarar veriyor…” diyerek 1-4 tarihlerinde Türkiye’de yapılacak “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın uygulanıp uygulanmadığının değerlendirileceği çalışmada masaya yatırılacaktır” uyarısında bulunuluyor. Bu mesaj da başka bir alandaki gelişmelere işaret ediyor.

Avrupa Parlamentosu Sosyalistler ve Sosyal Demokratlar (S&D) Grubu, Grup Başkan Yardımcısı Kati Piri yaptığı açıklamada; “AKP seçimlerle kazanamadığını, şimdi demokratik olmayan ve açıkça yasadışı yollarla elde ediyor… Kürt halkının da temel hakları vardır. Hükümetin politikalarına karşı yapılan meşru ve demokratik muhalefet, terörizm olarak yaftalayamaz. S&D Grubu, Türkiye’deki tüm demokratik güçlerin arkasındadır ve hükümeti bu haksız kararını geri almaya çağırmaktadır.”

AKP-MHP blokunun 19 Ağustos darbesi hem içte ve hem de dıştan yoğun tepkilerle karşılaştı. Türkiye demokrasi güçlerinin bu kez hemen demokratik tepkisini yükseltmesi ve gösterdikleri dayanışma, geleceğe dair umutları artırmıştır. HDP, tam da böylesi “darbelere” karşı, demokrasi ittifakını örme ve demokrasi mücadelesini yükseltmek için çağrıda bulunmuştu.

Demokratik muhalefet sesini yükselttikçe ve safları sıklaştırdıkça AKP-MHP bloku gerilemeye devam edecektir.

Bu nedenle açığa çıkan demokratik ses, daha da yükselmeli ve demokrasi mücadelesi ortak paydasında “umut” olmayı sürdürmelidir.AKP-MHP bloku bu kez baltayı taşa vurmuştur.

Yazarın diğer yazıları