19 Ağustos darbesi

Kürdistan ve Türkiye’de yapılan yerel seçimin üzerinden henüz 4,5 ay geçmişken üç büyük Kürt şehrinin belediyesine bir kez daha sömürgeci kayyumlar atandı. Kayyum darbesiyle paralel olarak 29 ilde 418 kişi siyasi soykırım operasyonları kapsamında rehin alındı.

31 Mart’taki yerel seçimlerde yüzde 63 oy ile Amed Belediye Eşbşakanı olan Selçuk Mızraklı, belediyenin gasp edilmesini darbe sözleriyle yorumladı. Kararı tanımadıklarını belirten Mızraklı, “Hiç kimse bu haksızlık karşısında sessiz kalmamalı. Haklıyız ve bu haklı çığlığımızı büyütmemiz gerekiyor’’ dedi.

Erdoğan ve Bahçeli yönetimindeki sömürgeci Türk devleti Amed, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine el koydu. Belediye binaları yüzlerce polis ve çelik bariyerlerle ablukaya alındı; işgal edilen belediyelerin kapıları kırılarak baskın düzenlendi, 31 Mart seçimlerinin ardından kaldırılan bariyerler yeniden konuldu.

HDP’li belediye eş başkanları Adnan Selçuk Mızraklı, Ahmet Türk ve Bedia Özgökçe Ertan’nın yerine kentlerin valileri, kayyum olarak atandı. Kayyum darbesiyle paralel olarak HDP yöneticileri ve belediye meclis üyelerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi rehin alındı. Amed, Van ve Mardin başta olmak üzere 29 ilde 418 kişi toplama kamplarına götürüldü. Sur, Kayapınar, Yenişehir belediyelerinin önüne de zırhlı araçlarla birlikte çok sayıda polis konumlandırıldı.

Bir kez daha sömürgeci kayyum

Kürdistan ve Türkiye’de yapılan yerel seçimin üzerinden henüz 4,5 ay geçmişken üç büyük Kürt şehrinin belediyesine bir kez daha sömürgeci kayyumlar atandı.

Baskınla birlikte belediye binasını abluka altına alan yüzlerce polis, belediyeyi de bariyerlerle çembere alarak, giriş çıkışlara kapattı. Gece yarısından itibaren işgal ile birlikte baskında yüzlerce polis eşliğinde aramalar yapıldı.

İşgale ‘hukuki’ gerekçe!

Türk İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada; Selçuk Mızraklı hakkında ağır ceza mahkemelerinde süren 9 soruşturma, Ahmet Türk hakkında 6 soruşturma, Bedia Özgökçe Ertan hakkında ise 7 soruşturma yürütüldüğüne vurgu yapılarak, görevden almalar bu gerekçeye dayandırıldı.

Türk İçişleri Bakanlığı açıklamasında, belediye başkanlarına ‘belediye imkanlarını PKK’ye kullandırma’ suçlaması yöneltildi.

Açıklamada, şu gerekçeye yer verildi: “Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütü propagandası yapmak, suçu ve suçluyu övmek suçlarından hakkında bir (1) kovuşturma, sekiz (8) ayrı soruşturma dosyası bulunan Adnan Selçuk Mızraklı’nın Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı, hakkında iki (2) kovuşturma, dört (4) ayrı soruşturma dosyası bulunan Ahmet Türk’ün Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı, hakkında bir (1) kovuşturma, altı (6) ayrı soruşturma dosyası bulunan Bedia Özgökçe Ertan’ın Van Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra da halkın mahalli ve müşterek ihtiyaçlarını karşılamak yerine bölücü terör örgütünün amaçları, ideolojik söylemleri ve eylemlerini destekler mahiyette uygulamalara başladıkları, davranış ve söylemlerde bulundukları, belediyenin imkânlarını terör örgütünü destekleyecek şekilde yönlendirdiklerine ilişkin bakanlığımıza birçok ihbar, şikâyet ve bilgi ulaşmıştır. Belirtilen bu hususlara ilişkin Bakanlığımızca gerekli soruşturmalar derhal başlatılmıştır.”

Çöktürme Planı

Süleyman Soylu’nun başında bulunduğu İçişleri Bakanlığı açıklamasında ‘Çöktürme Planı’na dikkat çekerek şöyle dedi: ‘’Bu süreç ile beraber Devletin tüm birimlerinin yoğun mücadelesi sonucunda; terör örgütlerine katılım son 30 yılın en alt seviyesine inmiş, yurt içindeki terörist miktarı da 1800-2000’li rakamlardan 600’lü rakamlara kadar gerilemiştir. Doğu ve Güneydoğudaki birçok ilimiz/ilçemizde belediyelerin kaynakları terör örgütünün finansmanı yerine yerel hizmetlere yönlendirilmiş, terör örgütü ve destekleyicileri tarafından çukur ve barikatlarla kaotik bir yapıya dönüştürülmeye çalışılan şehirlerimiz huzurun ve hizmetin öne çıkarıldığı gerçek belediyecilikle tanışmıştır. Bu sayede kamu kaynakları güvenceye alınmış, vatandaşlarımızın huzur ve refah düzeyi kaynakların belediye hizmetlerinde kullanılmasıyla arttırılmıştır.

Yalana sığındılar

Belediye başkanı görevlendirmeleriyle belediyelerin sağladığı imkânları kaybeden bölücü terör örgütü ve onun güdümündeki siyasal uzantıları, militan bulma, maddi kaynak temin etme ve kendi tabanını yönlendirmedeki sıkıntıları çözmek adına 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimlerini kendileri açısından bir fırsat olarak görmüştür. Terör örgütü seçildikleri zaman kolay yönetebilecekleri, kendi güdüm ve yönlendirmesinde olacak kişilerin aday gösterilmesi için büyük çaba sarfetmiş, tutuklu olmasına rağmen sağlık sorunu nedeniyle tutuksuz yargılanmasına karar verilen Ahmet Türk başta olmak üzere haklarında Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Terör Örgütü Propagandası Yapmak, Suçu ve Suçluyu Övmek suçlarından soruşturma ve kovuşturma yürütülen kişiler bazı belediyelerde bilerek ve isteyerek belediye başkan adayı gösterilmiştir.’’


Selçuk Mızraklı: Darbe

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde yüzde 63 oy ile Amed Belediye Eşbşkanı olan Adnan Selçuk Mızraklı, belediyenin gasp edilmesini darbe sözleriyle yorumladı. Mızraklı, “Hiç kimse bu haksızlık karşısında sessiz kalmamalı. Haklıyız ve bu haklı çığlığımızı büyütmemiz gerekiyor’’ dedi.

Belediye binasına baskın düzenlenmesiyle Eşbaşkan Selçuk Mızraklı, HDP’li vekiller, belediye meclis üyeleri ve partililerle birlikte belediye binasına geldi. Belediye binasına girişleri engellenen Mızraklı ve beraberindeki heyete, polisin “Mesai başlamadı” demesi dikkat çekti. Uzun süreli bekleyiş ardından Mızraklı belediye binasına girdi.

Halkın iradesi hiçe sayıldı 

Mızraklı, içeride yaptığı incelemeler ardından HDP’lilerle birlikte belediye binası önünde açıklamada bulundu. Mızraklı, karara tepki göstererek, “19 Ağustos Türkiye’deki demokrasi değerleri, hukuk rejimi, adalet kavramı, seçmen iradesi gibi temel kavramlar açısından bir kere daha yerle yeksan edildi. Seçmen iradesinin hiçe sayıldığı, 31 Mart’ta ortaya çıkan seçmen iradesinin hiçe sayıldığı, muhalif olanlara merkezi idarenin gücü elinde tutan kesimleri, halk iradesini hiçe sayarak, bir gece yarısı kararıyla İçişleri Bakanlığı notuyla görevden alındığımız ifade edilmekte” dedi.

Onursuzluk addederim 

Belediye binasına girdikten sonra görevden uzaklaştırıldığına dair İçişleri Bakanlığı belgesinin kendisine imzalatılmak istendiğini söyleyen Mızraklı, “Belgeye ‘bana bu iradeyi veren halk adına imzalamayı bir onursuzluk addederim’ yazdım. İmza koymadım. Çünkü benim inandığım anayasa ve hukuk değerleri, hepsinin en üstünde olan halk iradesine rağmen bir işlem tesis edilmişti. Bu işlemi hukuk normları dahilinde kabul etmem mümkün değil” diye konuştu.

Halkın seçilmişleri bellidir 

Amed, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyeleri Eşbaşkanlarının görevden uzaklaştırılarak, kayyum atanmasının Türkiye açısından yeni bir döneme işaret ettiğini dile getiren Mızraklı, şunları söyledi: “17 Ağustos 1999 depremi nasıl Türkiye tarihi açısından bir not düştüyse, bu da Türkiye siyaseti ve demokrasi değerleri açısından 19 Ağustos depremidir. Birikmiş küçük yapıları bile yerle yeksan etmiştir. Bu anlamda biz inandığımız demokrasi ve hukuk değerlerinde, buna karşı durmaya, hukuk çerçevesinde buna ilişkin reddiyemizi yükseltmeye devam edeceğiz. Bu halkın nezdinde halkın seçilmişleri bellidir. Bundan sonra bu kurumun içinde yer alacak olanlar, halk iradesine rağmen sadece o makamlara atanmışlar olacaktır. Seçmen iradesinin tezahürü olmayacaktır.”

Yıkım, talan, israf… 

DBP’li belediyelere atanan kayyumların uygulamalarına işaret eden Mızraklı, “Daha önce bu kurumlara atananların kentleri ne hale getirdiklerini belgelerini gördünüz. Aynı şeylerin olabileceğine ilişkin kaygılarımız söz konusudur. Her şeyden öte o yıkım, talan, israf, bütün bunlara karşın, en büyük yıkım demokrasiye yıkım halk iradesine karşı gerçekleşmiştir. Türkiye siyaseti ve demokrasisi açısından bir turnusol durumu söz konusudur. Eğer dünyanın herhangi bir yerinde bir insan hakları ve hukuk sorunu varsa herkesin sorunudur” ifadelerini kullandı.

Kimse sessiz kalmamalı

Belediyelerin işgal edilmesine karşı çağrı yapan Mızraklı, “Hiç kimse bu haksızlık karşısında sessiz kalmamalı. Haklıyız ve bu haklı çığlığımızı büyütmemiz gerekiyor.

Şu an belediye binamızda çok sayıda polis var. Sanırım arama yapıyorlar. Ne aradıklarını bilmiyorum. Ama hiçbir şey bulamayacaklarını biliyorum. Bir yolsuzluk bulmak istiyorlarsa şayet bunu kayyım zamanında yapmaları gerekirdi” dedi.

Demokrasi güçlerinin sınavı

Mızraklı, “Türkiye siyasi çevrelerine, demokrasi çevrelerini ve sivil toplum örgütlerini bir turnosolla karşı karşıya getirmiştir. Demokratik iradenin güçlü bir şekilde sesini duyurması gerekmektedir. 23 Haziran nasıl Türkiye’ye bir fırsat sundu. 19 Ağustos vesilesiyle Türkiye demokrasi güçleri, hukuka inananlar bir imtihandan geçeceklerdir, bir sınavdan geçeceklerdir. Önümüzde uzun günler var ama bu kararı verenler, Türkiye yurttaşların iyiliğini düşünmeyenlerdir. Demokrasiye olan son inancı yerle yeksan etmezlerdi” şeklinde konuştu.

Meşru değiller 

“Bu kararı verenler hukuk önünde günün birinde mahkum olacaklardır” diyen Mızraklı, belediye binasında yaptığı incelemelere ilişkin şöyle konuştu: “Her taraf adeta bir polis ordusu tarafından girilmişti. Vali yardımcısı bana refakat etti. Her yer soğumuştu. Her yer küskünleşmişti. Eğer siz toprak ile bitkiyi bir birinden ayırdığınız zaman, bitki solmaya başlarsa, duvarlar solmuş gibi görünecektir. Halk iradesine yaslanmadığı sürece atanmışların kuracağı hiç bir sistem halk nezdinde meşru olmayacaktır. Bundan sonra oradaki varlık halk nezdinde meşru değildir.”

Başaramayacaklar 

Mızraklı, HDP’li meclis üyeleri, belediye çalışanları ve HDP üyelerine yönelik operasyonlara ilişkin ise “Bu niyetin ne olduğu konusunda esasında bir takım ipuçları veriyor. HDP’nin demokratik eksende geliştirmeye çalıştığı demokratik siyaset başta olmak üzere yerel yönetim iradesini dahil ederek, halkın mücadele kapasitesi ve tepkisini vurmak isteyen bir sistem olarak görüyorum. Hiçbir zaman başaramadılar, şimdi de başaramayacaklar” dedi.


Van ve Mardin abluka altında

Van Büyükşehir Belediyesi ile Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanmasından sonra iki kent yüzlerce asker ve polis tarafından ablukaya alındı. Her iki kentin belediye binası polis tarafından zırhlı araç ve TOMA’larla abluka altına alındı.

Van’da belediyeye gelen polisler, Eşbaşkanı Bedia Özgökçe Ertan’a, sabah saat 06.30’da Türk İç İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldığını telefonla tebliğ etti.

Van’da belediye binasını ablukaya alan polisler, binaya giriş ve çıkışları yasakladı.Kentte helikopterler hareketliliği de görüldü.

Van merkeze giden tüm yollar, polis ve askerler tarafından tutuldu. Van ve ilçelerde tüm araçlar aranıyor. Kentte internet ve telefon bağlantısı da kesildi.

Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı ek hizmet binaları ve birimlerin kentin farklı noktalarında bulunan binalarının önlerinde de polisler yerleştirildi. HDP Mardin binasının etrafına da TOMA ve çevik kuvvet ekiplerinin sevk edildiği görüldü.


Buna da ‘demokrasi’ diyorlar

31 Mart yerel seçimlerinde HDP’den yüzde 56’lık bir oy oranıyla belediye eşbaşkanı seçilen Ahmet Türk, yeniden kayyum atanmasına tepki gösterdi. Eşbaşkan Ahmet Türk, yaşananları akıl ve mantık ile izah edemeyeceklerini söyledi. Türk, “Hukukun olmadığı, haksızlığın tavan yaptığı bir dönemi yaşıyoruz. Halkın iradesini tanımıyorlar ve buna da demokrasi diyorlar. Her şey açık bir şekilde ortada duruyor” dedi.

Kayyum olarak yolsuzluk, usulsüzlük ve rüşvetle gündeme gelen Vali Mustafa Yaman’ın yeniden atandığını da hatırlatan Türk, siyasetin anti demokratik olduğunun kanıtı olduğunu belirtti. “Siyasetin nasıl yürütüldüğü açık bir şekilde ortada” diye konuşan Türk, “Yaşananlar kanunsuzluk ve hukuksuzluktan başka bir şey değildir” ifadelerini kullandı.

Yazarın diğer yazıları

    None Found