2.Tur ve ehven-i şer hesapları

Birileri daha şimdiden 2. Tur hesapları yapıyor, İhsanoğlu veya Erdoğan’ı adres gösteriyorlar. Bu siyaset açık ki bulanık suda yüzmektir.

Bulanık suda yeni bir seçenek oluşmaz.
‘İlk turda Demirtaş, ikinci turda İhsanoğlu’ ya da ‘Erdoğan’ demek strateji olarak kaygan bir zemindir. Bu strateji tutmaz. Aksine Demirtaş’ın Alevi, seküler, muhafazakar, liberal, demokrat ve Kürtler nezdinde çekiciliğini azaltabilir.
Demirtaş’ın üzerine oturduğu halı ve iddiası üçüncü bir hat yani “yeni bir yaşam” çalışmasıdır.
Erdoğan ve İhsanoğlu ise “tek dil, tek din ve tek millet” söyleminde anlaşıyorlar.
Üçüncü bir hat kurma çabasında olanların ‘2. turda İhsanoğlu veya Erdoğan’nı işaret etmeleri seçmen üzerinde olumsuz etki eder.
Sosyolog Mesut Yeğin: “2. Turda İhsanoğlu denilirse CHP’den sıtkı sıyrılmış sekülerler ya da Aleviler şunu sormaz mı? ‘Madem ikinci turda İhsanoğlu diyeceğiz, neden ilk turda İhsanoğlu demeyelim?’
Keza, AKP’den gına getirmiş muhafazakarlar ve Kürt seçmen de şunu sormaz mı? ‘Gide gele İhsanoğlu diyecek, bir başka otoriterliğin temsilcisine onay vereceksin, niye kültürel olarak bize daha yakın Erdoğan’dan, AKP’den kopalım ki?’
Demirtaş bulanık suyun farkında olacak ki kampanyasının daha başında şunu söyledi: “Pazarlık ihtimali yok. Hiçbir zaman bir aday lehine ne ilk turda çekilirim, ne de ikinci turda çekilirim.”
Erdoğan ve İhsanoğlu’nun temsil ettiği siyaset tekçi ve muhafazakar. İkisinde de demokrasi yok. İkisi de statükoyu temsil ediyor. İhsanoğlu milliyetçi-muhafazakar bir çatının ismi. Erdoğan ise otoriter ve rantçı bir siyasetin ismi durumunda. Sırf Erdoğan veya İhsanoğlu kaybetsin diye birinden diğerini tercih etmek, tercihe zorlanmak bu muhafazakar-milliyetçi ve otoriter-rantçı siyaseti güçlendirir.
Demirtaş’ın Çankaya’da oturma şansı zayıfta olsa kampanyasının güçlü bir demokrasi programı var. Demokrat, özgürlükçü ve yenilikçi bir dil kullanıyor. Demirtaş dışlanmış olanın sesini siyasete taşıma iddiasında. Demirtaş’ın şahsında Kürt siyaseti ve Türk sosyalist anlayışı Türkiyelileşiyor.
Demirtaş ve ekibinin seçmene seçimi kazanmazsa da bu sesi güçlendirerek aslında kendi seslerini güçlendireceğini göstermesi önemlidir.
Alevi, Kürt, Sosyalist, Demokrat, Kadın ve Erkeklerin ‘oyumuz Demirtaş’a’ diyerek var olduklarını, Erdoğan veya İhsanoğlu’na mahkum olmadıklarını göstermeleri lazım.
Avrupa’da 2.6 milyon seçmen var. Bunların neredeyse üçtebiri politik nedenlerle Avrupa’ya kaçmış bulunuyor. Avrupa’dan alınacak oylar önemlidir.
Önemlidir çünkü, Avrupa’daki Türkiyelilerin önemli bir kısmı 1980’de Evren darbesinden kaçtılar ya da 1990’larda devletin Kürdistan’daki teröründen kaçıp iltica ettiler. İyi bir seçim çalışması yapılırsa buradan 500 bin oy almak imkan dahilinde ve bu Türkiye’deki seçim sonuçlarına önemli derecede etki edecektir.
Demirtaş’ın isminde temsilini bulan HDP çizgisi, sistemin sola ve Kürt hareketine ördüğü baraj duvarını yıkmayı amaçlıyor. Bir başka değişle baraj duvarına hapsedilen sesi özgür kılmak istiyor.
Demirtaş bu nedenle AKP’ye oy verenlerden de, CHP’ye oy verenlerden de oy almak istiyor.
Pazarlık ihtimali veya iması seçmenin Demirtaş’a yönelmesini önler. Bu nedenle HDP’nin Türkiyelileşme çabasına zarar verir ve psikolojik bir duvar oluşturur.  
İki çizgi yarışıyor. Birinci çizgide Türkiye seçmeninin neredeyse yüzde 60’ına hakim olan muhafazakar-milliyetçi çizgi, ikinci çizgide özgürlükçü, radikal demokrat Demirtaş çizgisi. Dolayısıyla daha şimdiden ikinci tur için İhsanoğlu veya Erdoğan’ı göstermek eski Türkiye işaretidir.
Ehven-i şer ihtimalini canlı tutmak kuşku yok ki tuzaktır.
İhsanoğlu’da, Erdoğan’da iyi bir algı yönetimi yapıyorlar. Stratejileri seçmene “ölümü gösterip sıtmaya razı etme” çabasıdır.
Demirtaş ile yıllardır Kürt siyasetinin içine hapsedildiği yüzde 6-7 oy oranı aşılmazsa HDP’nin Türkiyelileşme siyaseti zarar görür.
Bütün çalışmayı ve seçmen algısını ilk tur üzerinde yoğunlaştırmak hayatidir.
Çünkü seçimlerde 2. tur hiç olmayabilir. Bu bakımdan 2. Tur hiç olmayacakmış gibi 1. Tur üzerinde yoğunlaşmak önemlidir.

Yazarın diğer yazıları