2012 yılı ve Fransa…

Fransa Gündemi

Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinin 2012 yılın gündeminin başında KRİZ vardı. Ekonomik, siyasi… kapitalizmin tarihsel bunalımlarından birini yaşayan Avrupa’nın devlerinden Fransa seçimler, siyasi çekişmelerle bir yılı daha geride bırakıyor. Kuşkusuz ki, kapitalizm denince akla gelen; savaşlar, emperyalist iştah, kar, borsa, koltuk savaşları, bir türlü sonu gelmeyen “terör” masalları… emekçiye kesilen kriz faturaları, işten atmalar, zamlar, felaket senaryoları, bir türlü demokrasi sorununu çözemeyenlere götürülmek istenen uygarlık taşıma masalları, yağma, talan, kar doymazlığı, emek sömürüsü ……. Tüm bunlarla örülü bir yılı Fransa geride bırakıyor.
2012 yılında önce cumhurbaşkanı yapılmak istenen bir fuhuş sıkandalıyla rafa kaldırılan eski IMF başkanı Dominique Strauss-Kahn’a ne olduğunu bilen var mı sorusuyla başlayalım… IMF başkanının Sosyalist Parti’nin o dönemki en güçlü adayı olması da başka bir tartışma konusu…
Ya Sarkozy… iktidarda bulunduğu dönemde kozmetik devlerinden aldığı rüşvetler, AIDS’le mücadele kuruluşu olan Global Fund’dan karşılıksız olarak 3,5 milyon dolar alımı, seçim dönemi Kaddafi’den alınan paralar… Tüm bunlar Fransa’da 2012 yılında birkaç gün manşetlere taşınan gündemler olarak geride kaldı. Şuan belki çoğu insanın belleğinde silinip gitmiştir bile… Ya seçim öncesi çevrilen oyunlar… Yaraltılan iç düşman… “İslamcı terörist” Mohammed Merah hakkında ki hikaye basında şüphe uyandırdı. Buna göre “İslamcı terörist” Mohammed Merah olayı aslında mevcut Fransız devlet başkanı Sarkozy tarafından tezgahlanan seçim öncesi özel bir operasyondu. 8 insan Sarkozy’nin emri ile Fransız gizli servisleri tarafından öldürüldü. Fransız basını alanen aslında Mohammed Merah’a komplo kurulduğunu yazdı. Daha sonra ses kayıtları basına yansıdı. Tüm yaşananların arka planında Fransa’da yapılacak olan başkanlık seçimlerini kazanmak olduğu yazılsa da ölen öldü… bir daha kendilerinden bahsedilmedi….
Seçim savaşı Fransa’daki magriplilerin kanıyla başladı… Üç önemli seçim yapıldı. Senato, Meclis ve Cumhurbaşkanlığı… Her üçünden Sosyalist Parti zaferle çıktı… Halkın umudunun tükendiği yerde, umut yine “sözde sola” yol verdi. Bu sürecin zaferi soldan çok aslında Marie Le Pen yani radikal sağa aitti. Yüzde 18 oy oranı devletin tüm sondajlarına rağmen sandıktan çıkıverdi. Kriz, siyasi buhran, yıllardır düşman gösterilen yabancıların varlığı Le Pen’i büyüttü. Tüm bu siyasi ve çalkantılı atmosferden sonra kitleler Hollande’ın icraatlarına bakmak istedi… Patronlara daha fazla vergi şiarıyla iktidara gelen Sosyalist Parti, önce patronların ihtiyaçlarını düzenlemeyle işe başladı. 2012 yılında işsizlik oranı yüzde yüz arttı… İşten atmalar büyük sektörlerde binlerle ifade edilir hale geldi. Barınma sorunu, açlık sınırı Avrupa’nın devi Fransa için en önemli sorun olarak artık gizlemenemeyecek kadar büyüdü.
Fransa içte bunları yaşarken, dış siyasette gözü Suriye ve Ortadoğu’ya dikti. Kendisine dünden farklı olarak stratejik bir ortak da buldu. Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmesini istemeyen Fransa Hollande hükümetiyle birlikte daha ılımlı bir siyaset çizmeye başladı. Çünkü Fransa’nın Türkiye üzerinden Ortadoğu’da yapacakları vardı… 2012 yılı içerisinde Ortadoğu’daki tüm çalkantılarda Fransa önemli rol aldı. Yılın sonuna doğru Cezayir’in gaz rezervleri için yeniden Cezayir’e sefere çıkıldı… Ekonimistler 2013 yılının Fransa açısından daha derin buhranların yaşanacağı yıl olacağını iddia ediyor… Her gelen yıl bir öncekini aratacak düzeydeyken, yeni bir anket yayınladı… halk Sarkozy’i arıyormuş…

Yazarın diğer yazıları