2018’de neler oldu?

İngiltere’de geçen koskoca bir senede neler oldu sorusunda ‘hep Brexit oldu’ ya da ‘Brexit hiç olamadı’ diye kısaca cevaplamak gayet mümkün. Bir sene boyunca yazdığım yazıların neredeyse tamamı Brexit üzerine olmuş. Bir seneliğine ‘İngiltere Gündemi’ başlığını, ‘Brexit günlüğü’ şeklinde değiştirseydik de olurmuş. Az buz bir mevzu değil. Ekonomiden tutun sağlığa kadar ülkenin bütün altyapısını derinden etkileyecek bir değişikliğe bir kaç ayda uyum sağlayacak anlaşmanın gerçekleşmesine imkan yoktu. Ama 2 buçuk senede de bir arpa boyu yol alamamakta çok enteresan. Her iki tarafında kendisi için en uygun olan anlaşmayı istemesinden de öte İngiltere’deki fikir ayrılıkları hiç bir konuda bu kadar belirgin olmamıştı.

Başbakan Theresa May’in Brüksel ile yaptığı anlaşmanın İngiliz meclisinde Ocak’ta sunulacağı oylamadan geçmemesi durumunda anlaşmasız çıkması neredeyse kesin olacak. Bunun olmaması için çıkış tarihinin ertelenmesinden başka bir çare yok. 29 Mart 2019 resmi çıkış tarihi olarak belirlenmişti. Hem İşçi Partisi’nden hem de hükümet partisi olan Muhafazakarlardan önde gelen vekillerden bu tarihin ertelenmesine yönelik büyük bir çaba var. Temmuz’a kadar ertelenmesini talep ediyorlar. Brüksel ise ikinci referandum için ekstra süre verileceğini her defasında dile getirdi. Ama onun dışında İngiltere’nin bütün kuralları kendi çıkar ve isteklerine göre yontmak istemesine sürekli karşı çıktı. AB, Temmuz’a kadar süre verir ama anlaşmada geri adım atmaya niyeti yok.

Çıkmanın yollarını aramak için İngiltere’nin sadece danışmanlara harcadığı para 4 milyon Sterlin. Brexit’den şu ana dek fayda gören tek kesim danışmanlar ve muhasebeciler oldu. Gerisi külliyen zarar gördü. Seneye erken seçimin olma ihtimali var. Erken seçim olması durumunda kazanma ihtimali yüksek olan İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’de Başbakan gibi AB’den çıkmak isteyenlerin oylarına saygı duymak gerekli deyip ikinci bir referanduma ışık yakmıyor. İlk referanduma çeşitli hilelerin karıştığı kesinleşip meşruluğunun sorgulanmasına rağmen ikinci referandumu mecliste bir kesim ve halk istiyor. Corbyn’in Theresa hükümetinden tek farkı Ortak Pazar ve Gümrük Birliği’nde kalınması gerektiğine inanması. Hem May hem de Corbyn biliyor ki ikinci bir referandumun olması durumunda halkın büyük bir çoğunluğu AB’den kalmaktan yana oy kullanacak.

2018’de hep Brexit’i konuştuk. 2019’da umarız ki Brexit diğer önemli konuları gölgesinde bırakmaz. Örneğin umarım İngiltere’ye ulaşmak için teknelerle okyanusları aşmaya çalışan göçmenleri konuşabiliriz. 4 gün içerisinde deniz yoluyla İngiltere’ye gelenlerin sayısı 89’a yükseldiği için İngiltere İçişleri Bakanı Sajid Javid, Noel tatilini yarıda keserek Dover liman şehrinde gitti. Javid, bu girişleri engellemek için yeteri önlem almadığı gerekçesiyle kendi Muhafazakar vekil arkadaşları tarafından topa tutuluyor.

İngiltere dahil diğer Avrupa ülkeleri göçmenlik kanunlarını mülteci kabul şartlarını zorlaştırdıkça karalardan girişi daha da engelledikçe denizlerden okyanuslardan Avrupa’ya gelmeye çalışanların sayısı daha da artacak. Deniz yoluyla gelmeye çalışmak demek ölüm demek. Herkese, bu ölümlerin Brexit gölgesinde kalmayacağı bir yıl dilerim.

Yazarın diğer yazıları