21 Mart zafer bayramı insanlığa  kutlu olsun!

1945 yılının Nisan ayı. Sovyet birlikleri Berlin’e girmiş. Şiddetli çatışmalar yaşanmakta. Stalin Mareşal Jukov’a Berlin’in 1 Mayıs günü düşürülmesini ve Almanya’nın teslim alınmasını emretmiş. Ne var ki Hitler’in Genel Kurmay’ı zaman kazanmak ve Sovyet Ordusu’na değil de İngiliz ve Amerikan kuvvetlerine teslim olmak için çocuklar dahil, emekli tüm askerleri ve sivilleri cepheye sürmüş. Sonuçta Sovyet Ordusu Almanya’yı 1 Mayıs’ta teslim alamamış… Zafer ancak 9 Mayıs’ta kazanılmış, Avrupa topraklarındaki Nazi egemenliği sona erdirilmiş…

Tarih böyle…

Ve bir başka tarih…

QSD silahlı güçleri Baxoz’a girmiş. Şiddetli çatışmalar yaşanmakta. QSD karargah komutanlığı DAİŞ’in elindeki son toprak parçasının 21 Mart Newroz Bayramı’nda ele geçirilmesini emretmiş.

Ve Stalin’in yerine getirilemeyen emrine karşılık QSD Karargahı’nın emri yerine getirilmiş.

İnsanlık tarihine armağan edilen zafer 21 Mart Newroz Bayramı’nda kahraman QSD güçleri tarafından ilan edildi.

Fransa Devlet Başkanı Macron şöyle bir açıklama yaptı:

“Demokratik Suriye Güçleri DAİŞ’in son kalesinin düştüğünü duyurdu. Ortaklarımıza ve Fransa’nın da parçası olduğu uluslararası koalisyonun ordularına saygımı ifade ediyorum. Güvenliğimiz için, kararlı bir şekilde teröristlerle mücadele ettiler. DAİŞ’in kurbanlarını da unutmuyoruz. Bugün aşılan eşik devasadır: Ülkemiz için büyük bir tehlike bertaraf edildi. Ama tehdit devam ediyor ve teröristlere karşı mücadele devam etmeli.”

ABD Dışişleri Bakanlığı elçisi QSD’nin zaferi ilan eden törenine katılarak şunları söyledi:

“Eğer Suriye’deki ortaklarımız ve Suriye halkının fedakarlıkları olmasaydı, DAİŞ’i yenemezdik.”

Bu arada Britanya Genel Kurmay Başkanlığı da zaferi kutladı.

Almanya’nın sosyal demokrat Dışişleri Bakanı ise QSD’nin ve Kürtlerin rolünü utanç verici bir şekilde görmezden gelse de, kazanılan zaferi selamlamak zorunda kaldı.

Tüm insanlık bu zaferi selamlarken, bu insanlık ailesinden çoktan kovulmuş olan Erdoğan ve Ergenekoncular, DAİŞ bayrağını simsiyah bir yas örtüsü gibi ülkenin üzerine serdi.

Tarihte DAİŞ’e karşı verilen ve zafere ulaşan savaşların biricik benzeri Nazi Almanyasına karşı verilen savaştır.

Bu iki savaşın dışında yaşanan bütün savaşlarda taraflar, er ya da geç barışmışlardır. Savaşlarda yenilenler, haksız barışlarla aşağılansa da, zaman içinde “suçlar” bir bakıma bağışlanmış, savaşa neden olan ülkelerin yönetimleri ve halkları galipler tarafından sonsuza kadar lanetlenmemiştir.

İki istisnaya gelince… İkinci Dünya Savaşı’nda mağlup olan Naziler ve “Üçüncü Dünya Savaşı”nın Suriye cephesinde mağlup olan DAİŞ, tarihin sonsuz yolunda lanet edilmeye mahkum olmuşlardır. Hiç kimsenin aklından bu “mağluplarla” barışmak, yeniden kucaklaşmak sonsuza kadar geçmeyecektir.

Bu iki savaş dışında tarihteki bütün savaşlardan sonra “barış” anlaşmaları imzalanmış, hasım devletler arasında yeniden ilişkiler kurulmuş, savaşta mağlup olan hükümetler ve siyasi partiler az sonra yeniden itibar kazanmıştır. Naziler ve DAİŞ dışında.

Şu sıralar utanmaz, arsız ve hadsiz bir edayla “Çanakkale zaferi” ile övünen ve ardından da “mağlup edilen” ANZAK’lara, dolayısı ile Yeni Zelanda ve Avustralya halklarına “bekliyoruz, gelin, yine tabutlarla dönersiniz” diye alçakça ifadelerle saldıran Erdoğan, hem Çanakkale’de, hem de “Kurtuluş Savaşında” hasım olduğu, devletlerle az sonra barış anlaşmaları imzalandığını aptalca bir cehaletle unutmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlılar Büyük Britanya ve onun dominyonları olan Yeni Zelanda ve Avustralya ordularıyla savaştı. Savaşın sonunda Türkiye bu devletlerle “barıştı”. İstiklal Savaşında Türklerin savaştığı Yunanistan’la, az sonra NATO çatısı altında birleşti.

Buradan hareketle ifade edeyim ki, YPG-YPJ güçlerinin omurgasını oluşturduğu QSD’nin zaferi burada sayılan “zaferlerle” kıyaslanamaz. Çünkü Türk devleti daha sonra barışacağı güçlerle savaşmış, buna karşılık Kürt halkı ve müttefikleri sonsuza kadar tıpkı NAZİ’ler gibi lanete uğrayacak olan DAİŞ’e karşı zafer kazanmıştır.

Ve bu zafer, tarihteki ender “haklı savaşlardan” belki de en önemlilerinden birisidir.

Çünkü tarihteki bütün devletler arası savaşlar, (Sovyetlerin 2.Dünya savaşına girmesinden sonraki savaş dışında), emperyalist ya da sömürgeci savaşlardır ve tümü de “haksız savaşlardır.” Toprak ilhakı ve pazarları paylaşma amaçlarıyla yapılmıştır.

Şimdi tüm insanlığın yürekten kutladığı ve selamladığı QSD zaferi, DAİŞ’e ve onun biricik büyük müttefiki Türk devletine karşı kazanılmıştır ve tarih boyunca insanlık adına on binlerin can verdiği “haklı bir savaş” olarak anılacaktır.

Bu savaşta şehit düşen bütün YPG-YPj savaşçılarına, onlarla birlikte toprağa düşen Arap, Süryani, Ermeni, Êzîdî müttefiklerine, bir çoğunu şahsen tanıdığım enternasyonal kuvvetlerin şehitlerine selam olsun. Onlar kadim Newroz’u “Zafer Bayramına” dönüştürdüler…

Yazarın diğer yazıları