24 Haziran Türk Irkçılığı ve Gladyo’sunun cenaze töreni olacaktır!..

Ava Neşe KALP

Bir ülke düşünün ki kendisinin varlığını borçlu olduğu bir halkı yok etmeye çalışıyor. Bir ülke düşünün ki kör topal dahi olsa sahip olduğu demokrasi kültürünün en büyük dayanağı olan bir inancı yok ediyor. Bir ülke düşünün ki varlığını bedenleri üzerinden var ettiği bir cinse düşmanlık besliyor, her gün bir iki tanesinin öldürülmesine rıza gösteriyor. Bir ülke düşünün ki varlığını borçlu olduğu işçilerinin patır patır iş cinayetlerinde öldürülmesine karşı kılını dahi kıpırdatmıyor. Bir ülke düşünün ki geleceğini borçlu olduğu çocuklarının, dinci-gerici, akıl-dışı, izan dışı bir eğitim sistemi ile beyinlerini çöpe döküyor. Küçücük çocukları yurtlara doldurup sapkınların merhametine bırakıyor…

Bütün bunlar, tüm ahlaki, vicdani ve insani sorumluluklarını terk etmiş, bu sapkın eril dünya üzerinde bir hükümdar olarak yükselmeye çalışan MHP-AKP ortaklığındaki bir diktatör ile onun bu özelliğinden faydalanmaya çalışan ırkçı ve şoven gladyonun yaşamını daha güvenli sürdüreceği bir ortamın inşası için. 24 Haziran seçimlerinin tüm hazırlıkları buna yöneliktir.

Bu hazırlıkların en temel özelliği, bir yıl öncesinde yine bu sayfalarda yazdığım gibi tamamen Kürt ve muhalif kesimleri iktidar alanından uzaklaştırmanın hedeflenmiş olmasıdır. İttifaklara bakıldığında sadece HDP’nin dışarıda bırakıldığı, bütün sağ ve gerici partilerin yan yana dizildiği bir dayanışma ağı var karşımızda. Dolayısıyla da iki kesim: Seçimde çıkması istenenler ile çıkması istenmeyenler.

HDP’nin baraj altı kalması için yapılan danışıklı dövüşlü bir manevra. Zaten Deniz Baykal’ın enkaz halinde iken dahi ayağa kalkıp Kılıçdaroğlu ile görüşmesinden hemen sonra yapılan ‘millet’ ittifakından dahi bunu çıkarmak mümkün. CHP tabanının büyük bir çoğunluğu ittifakın HDP ile yapılmasından yanayken, tabanın bu talebine rağmen Baykal görüşmesinden hemen sonra ittifakın sağ partilerle yapılıyor olması, Türk Gladyosu olan Ergenekon’un CHP’deki örgütlülüğünün gücünü göstermektedir. Kılıçdaroğlu ile görüşmesinin ardından, HDP’yi dışarıda bırakan bir blokun oluşması şaşırtıcı değil bu nedenle. Kılıçdaroğlu’nun Kürt ve Alevilerin asimilasyon ve imhasında bir perde olarak kullanıldığını bilmem söylemeye gerek var mı? Bu nedenle bozkurt işaretinden, HDP’lilerin parlamentodan atılmasına, yükselen muhalefetin gazını almak için bilmem kaç kilometre yürütüp bırakmasından bu perdelemenin ne işe yaradığını açıkça görebiliriz.

Türk Nasyonal Sol’ununun kıdemli temsilcisi Perinçek’in ‘kazanırsam HDP’yi kapatırım’, mafya reisi Çakıcı’nın ‘isterse Demirtaş’ın koridora bile çıkamayacağını’ belirtmelerini yan yana koyup, ‘o partiyi gömün’, ‘bölücülerin parlamentoya girme şansı kalmamıştır’ ile birleştirince cephelerin ne kadar net olduğunu görebiliriz.

Yani TC’nin klasik bölücü, dışlayıcı, ırkçı karakterinden nemalanan bu kesimler, Kürtleri, sol muhalefeti, gayri Müslimleri ve diğer tüm ötekileri iktidar alanından uzaklaştırmak için görülmemiş bir işbirliği sergilemektedirler. Özellikle Kürtlerin umudunu kırıp, sandıktan uzaklaştırmak, uzaklaştıkları anda da koro halinde, ovada politika yapmak yerine dağa gidip ‘terörist’ metotlara başvurduklarını’ söyleyerek dışlayıcı, ırkçı-şoven politikalarını aklamaya çalışacaklardır. Bu aşamadan sonra ise Kürtlerin elinde ne varsa alıp, mülksüz paryalara çevirip, inşaatlarda yandaş müteahhitlerin ceplerini doldurmaya yollayacaklardır kuşaklar boyu.

Başur ve Rojhilat’a karşı yapılan saldırıları, HDP’nin tüm nitelikli kadrolarının, özellikle Selahattin Demirtaş, İdris Baluken gibi etkili Kürt siyasi isimlerin gözaltına alınmaları, neredeyse tüm Kürdistan’da olağanüstü halin de olağanüstü halini uygulayan terörizm atmosferini de hatırlayarak; bir zamanlar Kürt Alevilere yaptıkları gibi şimdi Zaza Kürtler’i ayrıştıran onlarca projeyi eklersek, nasıl dört bir koldan saldırdıklarını daha rahat görebiliriz.

Dolayısıyla dört koldan saldırarak, Kürtlerden topyekûn olarak kurtulmanın planlaması, 2023’e Kürtlerden ‘kurtulmuş’ olarak girmenin hesabı yapılmaktadır. Topyekûn olarak kırabildiklerini kırmak, kıramadıklarını asimile edip köleleştirmek, yani ‘çöktürmek’ ve geriye kalanı aralarında pay etmek üzerine kurulu bir plan bu.

Bu plan bozulmalıdır! Normal bir seçim süreci olmadığından, oyların sayısal olarak yansıması daha da önem kazanmaktadır. Oy vermek kadar oyunu saydırmak, kayıtlara yansıtmak da önemlidir. Sanırım bunu başarabiliriz.

24 Haziran’da Türk Irkçılığı ve Gladyosu bir daha asla uyanmayacak biçimde gömülmelidir…

Yazarın diğer yazıları