267 cenazeden haber yok

Yakınlarını Kaybeden Aileler, tahrip edilen mezarlara ilişkin açıklama yaparak, “Hiçbir dinde ve inançta yer almayan mezarlıklara dönük bu gayri ahlaki saldırıları lanetliyor ve kınıyoruz. Bu noktada saldırıların olmaması için de demokratik kamuoyundan ve insanım diyen herkesten duyarlılık bekliyoruz” dedi.

Yakınlarını Kaybeden Aileler, mezarların tahrip edilmesine ilişkin Unkapanı’nda bulunan Anadolu Yakınlarını Kayıp eden Ailelerle Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği (An-Yakayder) binasında basın toplantısı düzenledi. Hakların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul İl Eşsözcüsü Mevlüt Aykoç, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İstanbul İl Örgütü yöneticileri, Hakların Demokratik Partisi İstanbul İl Örgütü yöneticileri, İstanbul Kürt Enstitüsü temsilcileri ve birçok kayıp yakını katıldı. Toplantı salonuna Kürtçe ve Türkçe “Tüm canlılar için ölüm bir gerçektir, mezar her ölen insanın kutsalı ve hakkıdır, mezarıma dokunma” pankartı asıldı.

Soykırım politikalarının gereği

 Yakınlarını Kaybeden Aileler adına basın metnini okuyan Faysal Özdaş, 1990’lı yıllarla birlikte yaşanan çatışmalı ortamda binlerce köyün yakılıp yıkıldığını hatırlattı. Yaşanan çatışmalı süreçte binlerce insan gözaltında ve sokakta kaybettirildiğine işaret eden Özdaş, “Bu Çatışmalı ortamlarda binlerce insan yaşamını yitirdi. Bu sebeple Kürt coğrafyası adeta bir mezarlar tarlasına dönüştürülmüştür. Kürt halkını tarihsel anlamda belleksizleştirme temelinde Şêx Saîd, Agirî, Geliyî Zîlan ve Dersim’de katledilen binlerce insana mezar hakkı bile tanınmadı. Bu uluslararası sözleşmelere göre de hem fiziki hem de kültürel bir soykırımdır. Ahlaki ve vicdani de değildir. Bu soykırım politikaları günümüzde de devam etmektedir” dedi.

Cenazeler kaçırıldı

 2013 yılından itibaren çatışmalarda şehit düşen yüzlerce kişiye ait cenazelere ulaşılarak çeşitli mezarlıklarda defnedilmesinin sağlandığının belirten Özdaş, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü: “Başta Garzan, Varto, Faraşin, Bestler, Dersim, Lice olmak üzere onlarca mezarlık oluşturuldu. Çözüm sürecinin bitmesiyle birlikte başta Varto, Garzan, Lice, Faraşin, Tatvan, Yeniköy mezarlıklarına dönük saldırılar yapıldı. Sadece bununla yetinilmedi. Varto’da olduğu gibi birçok mezarlıklarla birlikte Cem Evi ve Cami gibi ibadethanelerde yerle bir edildi. 16 Aralık 2017’de Garzan Mezarlığına yapılan saldırı sonucu iş makinalarıyla Cumhuriyet Savcısı, Adli Tıp uzmanları, adli antropolog uzmanları, adli arkeolojik uzmanları olmadan 267 kişiye ait cenaze yerlerinden çıkarılarak kaçırıldı. Çıkarılan 267 kişiye ait cenazelerin halen akıbetleri bilinmemektedir. Bununla ilgili şimdiye kadar resmi kurumlarca ailelere herhangi bir bilgilendirme yapılmadı. Ailelerce yapılan birçok girişim sonuçsuz kaldı.”

Gayri ahlaki saldırılar

 Her bayramda olduğu gibi bu bayramda da aileler çocuklarına bir dua etmek amacıyla Lice’nin Sisê köyünde bulunan mezarlıklara gittiklerinde mezarların tamamının kırılıp parçalanmış olduğunu gördüğünü vurgulayan Özdaş, bu saldırıların ailelerin üzerinde çok büyük bir travma yarattığını dile getirdi. Özdaş, “Bilinçli ve örgütlü saldırılardır. Hiçbir dinde ve inançta yer almayan mezarlıklara dönük bu gayri ahlaki saldırıları lanetliyor ve kınıyoruz. Bu noktada saldırıların olmaması için de demokratik kamuoyundan ve insanım diyen herkesten duyarlılık bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Özdaş, taleplerini şu şekilde sıraladı: 

  • İlgili savcılık birimlerinin bir an önce gerekli hukuksal girişimlerde bulunmalıdır.
  • İçişleri ve Adalet Bakanlıklarının derhal gerekli incelemeyi başlatmak üzere ilgili kurum ve mekanizmaları devreye koymalıdır.
  • İnsan hakları örgütlerinin konunun takipçisi olması ve ivedilikle üzerine gitmelidir.
  • Meclis İnsan Hakları Komisyonunun yerinde inceleme ve tespitlerde bulunarak kamuoyunu aydınlatmalıdırlar.
  • Son olarak da ilgili kurul ve kurumlar ile hükümeti uluslararası sözleşmelere bağlı kalmaya çağırıyoruz.”

İSTANBUL

Yazarın diğer yazıları

    None Found