3 nesil direniş!

Birçok arkadaşımızın torunları dağlara gelmiş, gerilla saflarına katılmış. Ne mutlu! Üçüncü nesilden bahsediyoruz. 72 saat ömür biçenlerin torunları da bugün HDP belediyelerini işgal ederek ve sokaklarda kadınlara, analara, gençlere vahşice saldırarak direnişi bitirmeyi hayal ediyor. O zamanki 72 saatte inanç dışında başka bir şeyimiz yoktu bugün direnen milyonlar var. İlki diriliş, ikincisi direniş, üçüncü nesil ise zafer neslidir.

Zaferin güvencesi bilinçlenen halk iradesidir. Sokaklara en saldırgan polislerini dökmekle halkı bastıracaklarını sandılar. Saldırılar karşısında cesaretle duran halk şu anda Erdoğan, Bahçeli ve tüm savaş kabinesini şok etmiş durumdadır. Çelik kasklarıyla, kalkanlarıyla, coplarıyla, tomalarıyla saldırıyorlar. Direnişi engelleyemiyorlar. Onlar ki tarihin tüm zorba düzenlerine direnen insanlığın birikmiş öfkesini, yüceleşmiş güzelliğini, asla pes etmeyen ve teslim olmayan onurunu, mutlaka kazanmanın inancını temsil ediyor. Onlar halkımızın, halklarımızın öncüleri, temsilcileri, analar, kadınlar, gençler; demokrasi ve özgürlüğün hakiki sembolleri…

Direnenler her yerde, her gün çoğalıyor ve herkese cesaret aşılıyor.

Öte yandan AKP-MHP rejiminin düştüğü seviye gözler önündedir: Tüm gücüyle kadınlara saldıran bir hükümet düşmeye, kaybetmeye mahkumdur!

Açlık grevi direnişlerinde analara saldırmakla başladılar bu işe; kadınlara bu kadar çok saldırmaları belediyeleri işgal etmelerinden daha önemli sonuçlara yol açacaktır. Başlarına, kollarına, ayaklarına aldıkları yaralar kapanacak ama zihinlerde yarattığı derin öfke asla dinmeyecektir. AKP-MHP faşist iktidarı düşmeden bu kavga bitmeyecektir.

Sadece meşruiyetlerini değil koltuklarını da kaybedecekleri günlerin yaşandığını iyi biliyorlar.

Faşizm yıkılır, çözüm gelişir

Mesele belediye değil işgaldir, faşizmdir, soykırımdır. Saldırgan polislerin yüz hatlarına bakın, hepsi birer küçük Erdoğan birer küçük Bahçeli’dir. İnançsız, maneviyatsız, çökmüş, bitmiş ruh halleri ve faşizan saldırganlıktan başka bir şey yok. Oysa Önder APO “devlet aklına” tarihi bir fırsat sunmuş durumdadır. İstenirse bir haftada savaşı ve olası savaşları durdurabileceğini belirtmişken AKP-MHP’nin cevabı belediyeleri işgal etmek olmuştur. Faşist iktidar her şeyin önünde engel durumundadır.

Ancak faşizm yıkılınca çözüm gelişecektir. Faşizm iktidardayken direniş dışındaki her yaklaşım yanılgıdır.

HDP temsilcilerinin açıkladığı ve ilk andan itibaren geliştirdiği direniş tutumu tek doğru tutumdur. Belediyelerin işgal edilmesi sadece protestolara neden olamaz; faşizm yıkılıncaya dek durmak yok! Ayrıca unutmayalım ki direnişin birleştirici bir gücü vardır.

Direniş geliştikçe Güney Kürdistan’da eleştirdiğimiz güçlerin yaklaşımları değişiyor; kullandıkları dil değişiyor, belki zamanla ulusal birlik anlayışları da pozitif yönde değişecektir. Basın üzerinden gelişen pozitif dil ve söylemin pratikte de karşılığını bulması, öncelikle de Maxmur halkı üzerindeki haksız ve zalimane ablukanın derhal kaldırılması ve işgal güçlerine ajanlık faaliyetleriyle yardım edenlerden hesap sorulması gerekir ki yapılan tüm açıklamalar samimiyet çerçevesinde anlam bulabilsin. Özgürlük Hareketi bu yönlü açıklamalara çok değer vermiştir fakat pratik karşılığını bulması çağrısını da yapmıştır. Güney Kürdistan hükümetinden beklentiler bu temeldedir fakat beklentinin de ötesinde iyi bilinmelidir ki direnişin büyümesi bu yolu da açacak ve Kürt birliğini sağlayacaktır.

Bu kararlılık sadece Kürdistan’ı değil Türkiye demokrasi güçlerini de birleştirecek ve harekete geçirecektir. Suriye’deki çözümün önünü açacak, Ortadoğu genelini etkileyecektir.

Yalana dayalı propaganda makinasıyla gerçekleri gizleyemezler. Kendilerini güçlü göstermelerine artık kimse inanmıyor. Güçlü bir rejim analara saldırmazdı! Güçlü bir rejim belediyelere darbe yapmazdı. Demokrasi, özgürlük ve kadın düşmanı faşist rejimin şu anki hali çöküş halidir. Miadını çoktan doldurmuş olan bu rejimin devasa bir cüssesinin olması devrilirken bir daha asla ayağa kalkamayacağını göstermekten başka bir anlama gelmez.

‘Ateşe su dökmeyin!’

Dörtler zindanda faşizme karşı eylemini yaparken “Bu bir eylemdir, su dökmeyin, ateşi gürleştirin, su dökmek ihanettir!” demişti. Aynı gerçeklik bugün için de geçerlidir. Direniş zamanı direnilir, başka türlü yaklaşım nafiledir. Direniş bu bilinç ve kararlılıkla büyüyecektir.

Yeni nesillere savaşsız, işgalsiz, sömürüsüz bir ülke armağan etmek için zafer yaratacak direnişi büyütmeye!

Yazarın diğer yazıları