32’inci direniş yılı

15 Ağustos 1984’te başlayan Kürt silahlı direnişi otuz ikinci yılına giriyor. Otuz bir yıl boyunca kesintisiz olarak direnmek dile kolay, bir insan ömrünün aktif ve iş yapabilir dönemini oluşturuyor. Herhalde Kürt silahlı direnişi halkların ulusal direnişlerinin en uzun süreli olanlarından oluyor. Böylece Kürtler özgür ve demokratik yaşam bakımından fazlasıyla rüştünü ispatlamış bulunuyor. Ayrıca otuz birinci yıldaki gelişmeler DAİŞ faşizmine karşı insanlığı savunma kapsamında Kürt direnişini tüm dünya tarafından desteklenir konuma getirmiş durumdadır. Bu temelde otuz ikinci direniş yılında da Kürtlerin çok büyük kazanımlar elde edeceği kesindir.

Kuşkusuz geriye dönüp, nereden nereye gelindiğine bakabilmek gerekir. Otuz bir yıl önce Kürtler için tüm dünya tarafından adeta "Yok olmuş halk" olarak bakılıyordu. Türk egemen sistemi bu temelde karikatürler çizip "Hayali Kürdistan burada meftundur" diye yazılar yazıyordu. Kürtlük neredeyse dalga geçilecek bir duruma düşürülmüştü. "Kuyruklu Kürt" dahil en ağır hakaret edici yakıştırmalarda bulunuluyordu. Öyle ki, Kürt kadın ve erkekleri kendi kimliklerinden kurtulabilmek için kaçacak ve sığınacak kimlik arıyorlardı.

Şimdi 15 Ağustos 1984 gerilla atılımı temelinde geçen otuz bir yıllık süreç içinde Kürtler bir halk ve ulus olarak kaybettikleri her şeyi yeniden kazandılar. Demokratik ulus çizgisinde bir ulusal ruh, bilinç ve örgütlülük oluşturdular. Deyim yerindeyse yeniden dirilircesine bir tarihsel süreç yaşadılar. Çok yönlü ve zorlu bir mücadele ile kaybettikleri her şeyi yeniden tek tek elde ettiler. Sadece kendi öz güçlerine dayanarak yürüttükleri bu mücadele ile dünya insanlık alemi içine yeniden doğdular. Son otuz bir yıl Kürt tarihinin özgürlük ve demokrasi çizgisindeki yükseliş dönemini ifade etti. Bu nedenle 15 Ağustos 1984’e Kürt tarihinin miladı dendi.

Elbette tüm bunları kazanmak öyle kolay ve bedelsiz olmadı. Kürtler belki de tarihin en cesur ve fedakâr ulusal kurtuluş ve özgürlük mücadelesini yürüttüler. Böyle bir mücadele içinde otuz bini aşkın şehit, on binlerce yaralı, yüz binlerce tutuklu ve milyonlarca sürgün verdiler. Kuşkusuz bedelin ağırlığı belirtilen bu rakamların büyüklüğünde de değildi. Daha önemlisi yürütülen mücadelenin koşullarının çok ağır olmasıydı. Belki de tarihin en eşitsiz koşullarda gerçekleşen bir savaşını yürüttüler. Arkasına NATO’yu almış Türk egemenlik sistemine karşı sadece kendi güçleriyle ve adeta yapayalnız bir direniş mücadelesi verdiler.

Kürt direnişi destana dönüştü 

Bu olumsuz durum biraz da olsa otuz birinci yılda değişti. Küresel ve bölgesel gericiliğin çıkar mücadelesine alet etmek için yarattığı DAİŞ faşizmi kontrolden çıkınca ve Ortadoğu halklarının başına bela olarak Kürdistan’a saldırınca, Kürtlerin varlığını korumak ve özgürlüğünü kazanmak için yürüttüğü savaşın gerçek ideolojik gücü ve değeri tüm insanlık tarafından görülür hale geldi. Çünkü DAİŞ faşizmine karşı hiçbir devletin duramadığı bir ortamda bu kara yüzlü belayı durduran ve yenilgiye uğratan tek güç, Kürtlerin 15 Ağustos 1984 devrimci atılımı temelinde yarattığı gerilla ve ortaya çıkardığı halk oldu.

Besbelli ki Kürt silahlı direnişi olmasaydı, şimdi Ortadoğu halklarının ve insanlığın durumu çok kötü olacaktı. DAİŞ faşizmi mevcut olanı aşan bir temelde ve önlenemez bir tarzda tüm Ortadoğu’yu işgal eden bir güç haline gelecekti. Şengal’de olduğu gibi, yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde de insanlığın yüzüne yeni bir soykırım lekesi vurulacaktı. Sadece yüz binlerce insanın katledilmesiyle kalınmayacak, aynı zamanda on binlerce yıllık tarih içinde insanlığın yarattığı tüm değerler yakılıp yıkılarak yok edilecekti.

İşte tüm bunları otuz birinci direniş yılında DAİŞ faşizmine karşı verdikleriyle mücadeleyle Kürtler önledi. Böylece otuz yıldır neredeyse herkesin "terörizm" olarak damgaladığı Kürt silahlı direnişi insanlığın ve özgürlüğün kurtarıcısı ve koruyucusu haline geldi. Cesur ve kahraman Kürt gerçeğini herkes gördü. Kürt’ü yok etmenin tarihin en büyük hatası ve suçu olduğunu, özgür Kürt’ün ise bu dünya ve insanlık için vazgeçilmez bir değerde bulunduğunu artık herkes anladı. 

Şimdi tüm dünya artık Kürtleri konuşuyor. Kadın-erkek Kürt gençleri insanlığın gıpta ile baktığı bir değer haline gelmiş bulunuyor. Herkes 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’nü biliyor ve DAİŞ faşizmine karşı büyük insanlık direnişini bu temelde anıyor. Herkes Kobanê ve Şengal direnişlerinin insanlık için taşıdığı değeri idrak ediyor. Kobanê, Til Hemis, Çiyayê Kezwan, Girê Sipî ve Hasekê zaferleri ve buralarda yaşanan kahramanlıklar herkesin ağzında tarihi destana dönüşüyor. Mexmûr ve Kerkük direnişlerinin Irak ve insanlık için ne anlam ifade ettiğini herkes biliyor.

PKK’yi terörize etmenin 

inandırıcılığı yok 

Eğer bütün bunlar yaşanmış birer gerçekse, o halde bazılarının ısrarlı Kürt karşıtı düşmanca tutumu için ne demeli? Otuz bir yıldır Kürt’ün varlığı ve özgürlüğü için yürütülen ve özgür insanlık değerlerine bağlı olan Kürt direnişi için "terörizm" diyenler utansın! Kürt gerillasını ezmek ve yok etmek için savaşanlar ve destek verenler utansın! Kürt gençlerini ve kadınlarını düşman görüp üzerlerine vahşi hayvanlar gibi saldıranlar utansın! Kürt halkının varlığına ve özgürlüğüne kast edenler utansın! Kürt halkına karşı savaşarak DAİŞ faşizminin doğal müttefiki olanlar utansın!

Otuz bir yıllık kahramanca direnişin Kürt insanını kendine getirdiği ve demokratik bir ulus olarak yeniden dirilttiği açıktır. Artık Kürt kadınları ve erkekleri kendi kimliklerinden utanmıyor ve kaçmıyor. Özgür ve demokratik Kürtlük insanlığın yükselen değeri haline gelmiş bulunuyor. Dünyadaki gençler ve kadınlar Kürdistan’a koşup bu kutsal özgürlük mücadelesine omuz vermeye çalışıyor. Artık Kürt kadınları Kobanê’de verdikleri kahramanca özgürlük direnişi sonucunda dünyada özgür kadın sembolü haline gelmiş bulunuyor. Her kadın kendini Arin Mirkan olarak görüyor ve buradan ölçü ve cesaret alıyor.Bu durumda adeta geçmişi tekrarlamaya çalışan Ahmet Davutoğlu Hükümetinin yaptıklarının ne değeri ve kalıcılığı olabilir? Herkesin akıllı sandığı Ahmet Davutoğlu’nun dünyaya "PKK terörizmi " dersi vermesine kim inanır? PKK ile DAİŞ’i aynı kefeye koyma çabasının hangi inandırıcılığı olabilir? Bir gecede dört yüz sorti yaparak hava saldırısı yürütmesinin hangi başarısı olabilir? Bütün bunlar sahiplerini ve Türkiye toplumunu batağa saplamaktan öteye ne sonuç verebilir?

Demokratik özerklikle taçlanacak 

Besbelli ki Türkiye’yi yönetmeye çalışanların da artık gerçekleri görmesi ve itiraf etmesi gereken süreç çoktan gelmiştir. Deve kuşu politikası ile bir yere gidilemeyeceği otuz bir yıllık mücadele sonucunda artık anlaşılmıştır. Kürt’ün demokratik öz yönetimi bile engellenirken, her türlü hakkı verdik demenin hiçbir anlamının olmadığı artık bilinmelidir. Şu çok açık bir gerçek ki, Türkiye’yi yönetenler için tarihi ve ciddi bir özeleştiri gerekiyor. Kürtlerden ve tüm insanlıktan ciddi bir özür dileyerek kendilerini affettirmeye çalışmaları gerekiyor.

Yoksa Kürt direnişi karşısında var olanı da kaybetme durumunu yaşayabilirler. Çünkü otuz ikinci direniş yılına girerken Kürtler özgürlük ve demokraside yeni bir atılım sürecini yaşıyorlar. Otuz bir yıl önce gerilla atılımı yaptılar, şimdi büyük direnişin otuz ikinci yılına girerken de demokratik özerklik atılımı yapıyorlar. Tüm şehir ve kasabalarda örgütlü Kürtler demokratik öz yönetimlerini ilan ediyorlar. Bu konuda son derece kararlılar, otuz bir yılda öğrendiklerine dayanarak daha güçlü bir mücadeleyi yürütecek güçteler ve her türlü bedeli ödemeye de hazırlar.

Bu nedenle otuz ikinci direniş yılının da büyük bir Kürt atılımına sahne olacağı açıktır. Otuz bir yıllık direnişle Kürtler cesareti, fedakarlığı, örgütlülüğü, onuru, şerefi, birliği ve özgür yaşam bilincini kazandılar; otuz ikinci yıla girerken başlattıkları demokratik özerklik atılımıyla da demokratik öz yönetimlerini kazanacaklar ve bu temelde Kürt sorununu çözecekler. Tarihin akışının böyle olmasını hiç kimse engelleyemeyecektir. Bu temelde tüm Kürtlerin ve dostlarının 15 Ağustos Bayramı’nı kutluyor, atılımın büyük komutanı Mahsum Korkmaz şahsında tüm özgürlük şehitlerini saygı ve minnetle anıyoruz!

Yazarın diğer yazıları