33. yılın anımsattıkları

Dün 15 Ağustos atılımının 33. yılı idi. Nefes, nefese süren koca bir otuzüç yıl. Otuyzüç yıla çok şeyler sığdırıldığı gibi, çok şeyler de kaybedildi. PKK öncülüğünde yürütülen Kürt Özgürlük Hareketi geçmişine bağlı bir harekettir. Haki Karer’in Antep’te şahadeti üzerine onun hatırasına parti kurmak gündeme gelir. 12 Eylül’de Diyarbekir zindanında teslimiyete karşı yaratılan direniş sırasında şehit düşen yoldaşlarının anısına da 2.Kongrede ülkeye dönüş kararı alınır.

Ülkeye dönüş öyle sanıldığı gibi kolay değildir. Yıllarca bunun alt yapısını hazırlamak için hazırlıklar yapılır. Yaşayanlar anlatıyorlar. Geleceğe doğru bakmak için geçmişi iyi öğrenmek gerekir. Geleceğe doğru bakmak için sadece geçmişi iyi öğrenmekte yetmiyor, geçmişte yapılan hataları ben hata yapmam mantığını üzerinizden atarak, başta bu mücadelenin sorumluları olmak üzere bu mücadelede emek veren, bedel ödeyen herkesin oturup 33 yılın muhasebesini, eleştirisini doğru temelde yapması gerekmektedir.

15 Ağustos atılımı Kürt toplumunun bünyesinde büyük değişikliklerin oluşmasına basamak oldu. Herşeyden önce sömürgeci sistemlerin kağıttan bir kaplan oldukları kitap sayfalarından çıkıp pratikte ispatlandı. Kürtler örgütlü mücadelenin, kendi özgücüne dayanarak mücadele etmenin bilincine vardılar. Eksik de olsa kurumlaşmayı öğrendiler. Otuzüç yılda sadece silahlı mücadeleyi özellikle 1999 sonrasında legal alanda da güç olmayı öğrendiler. Kürtler kimlik ve politik kişilik kazandılar. Sadece askeri ve legal siyasal alanda değil kültürel alanda da kısa sürede önemli mesafeler kazandılar. En önemlisi yıllarca feodal baskılar sonucu evinde dışarıya çıkamayan Kürt kadınları erkek yoldaşları ile birlikte mücadele saflarında yer aldılar. Yer almakla kalmayıp örgütlendiler, mücadele saflarında önemli sorumluluklar yüklendiler.

Her sömürge toplumda olduğu gibi ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelesinin bedeli Kürdistan’da daha bir ağır oldu. Kürtleri sömürgeleştiren Türk, Fars, Arap egemen sistemleri batılı sömürgeci sistemlerden daha acımasız ve zalimdi. Batılı sömürgeci sistemler sömürgelerin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin sömürerek bugünkü kapitalist modernist sistemlerini kurdular. Zamanı gelince de kendi yerlerine işbirlikçilerini bırakarak ülkelerine geri döndüler. Kürtlerin sömürgecileri ise Kürdistan’ın yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin yanında kimliklerini, dillerini, kültürlerini, tarihlerini de talan ederek onlara sömürge statüsü dahi tanımadılar. Kürtlerin çoğunluğunun sömürgecilerle aynı dine mensup olmalarıda sömürgeciliğin devamında, sömürgeciliğe karşı mücadelede sömürgecilerin elinde kullanılan güçlü bir propaganda konusu oldu.

Otuzüç yıllık mücadele sırasında ülke bir baştan bir başa viraneye çevrildi. Kürdistan’ın dağları, ovaları, kırsal alanları yoğun bir biçimde bombalandı. Şırnak, Lice gibi şehirleri bir kaç defa yerle bir edildi. Kürtlerin legal siyasi alandaki başarısını içine sindiremeyen sömürgeci sistem başta Sur olmak üzere Cizîr, Nisebîn, Şirnêx, Gever, Farqîn, Silopi, Xezek gibi yerleşim birimlerini yerle bir etti. Bununlada kalmayıp Kürtlerin tarihini, coğrafyasını barajlarla berhava etti. Ancak Kürtler bu otuzüç yıllık mücadele içerisindede kendi kimliklerine yeniden sahip çıktılar.

Kürt özgürlük mücadelesi G.batı Kürdistan’da (Rojava’da) önemli konaklara ulaştı. Rojava’da yürülen mücadelenin ve örgütlülüğün temeli 15 Ağustos atılımı ile başladı. En önemlisi otuzüç yıllık mücadele ve Güney Kürdistan’da sürdürülen asırlık özgürlük mücadelesi hem Sykos-Pikos anlaşmasını, hem de Kürtler arasına konulan suni sınırları ortadan kaldırdı. Her şeyin bir bedeli vardır. Demokrasi ve özgürlük sömürgeciler ve egemenler tarafından altın tepsi içerisinde sömürge halklara ve ezilenlere ikram edilmiyor. Önemli olan muhasebe yapmak, hatalara önyargısız yaklaşıp, ondan dersler çıkarmaktır. Her karanlık gecenin bir sabahı olduğu gibi zalimlerinde bir sonları vardır. Tıpkı Firavun ve Nemrut gibi.

Hac farizemi yerine getirmek üzere CİK ile birlikte yola çıkıyorum. Göremediklerim, ulaşamadıklarım bana haklarını helal etsinler. Kırdıklarım, üzdüklerimin önünde de Ebuzer Gaffarinin Bilal’in önünde başını eğdiği gibi başımı eğiyorum. Yazılarımı Hac’dan da göndermeye çalışacağım.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* 14 Ağustos 2007 tarihinde Şengal’ın Gruzer ve Sıba Xıdır köylerine sömürgeci istihbarat örgütleri ve onların işbirlikçileri tarafından yapılan bombalı saldırılarda 700 Kürt Êzîdî şehit oldu, binlercesi yaralandı.

* 15 Ağustos 1984 tarihinde Eruh ve Şemzinan’a yapılan baskınlarla silahlı Kürt Özgürlük mücadelesi başladı. HRK (Hezê Rizgarîya Kurdistan) gerillaları Mahsum Korkmaz komutasında 14 Temmuz SP birliği ile Eruh’a, Abdullah Ekinci komutasında 21 Mart SP birliği ile Şemzinan’ı bastılar.

* 15 Ağustos 1993 tarihinde Kars’ın Digor İlçesinde köylülere yapılan baskıyı protesto etmek için Digor’a gelen köylülere şehrin girişinde Özel Harekat Timleri tarafından ateş açıldı. 16 Kürt köylüsü şehit olurken, yüzlercesi yaralandı.

* 15 Ağustos 2000 tarihinde Kürdistan’ın güneyinde Lolan’da Kendexor Köyü, Türk uçakları bombaladı. 13’ü çocuk, 15’i kadın 57 Kürt şehit oldu.

* 17 Ağustos 2005 tarihinde Medya Savunma Alanında yapılan 15 Ağustos kutlamaları sırasında bir kaza sonucunda HPG komutanlarından Engin Sincer (Hayri-Erdal) şehit oldu.

*  18 Ağustos 1966’da Gimgim’da (Varto) meydana gelen depremde 2600 kişi yaşamlarını yitirdi. 

* 19 Ağustos 1992’de Şırnak’ı gerilla bastı iddiası ile Şırnak ikinci defa Türk savaş uçakları tarafından bombalandı; yüzlerce sivil Kürt yaşamını yitirdi.

Yazarın diğer yazıları