8 Haziran sabahı; kaos mu, barış mı?

Aday listeleri 7 Haziran seçimlerinin en önemli eşiğiydi ve aşıldı.

HDP barajı aşabilecek mi? 8 Haziran sabahı nasıl bir Türkiye olacak? 

Şimdi bu iki soruya yanıt aranıyor. İlk sorunun yanıtı ikincisinin de cevabı olacak. Bu nedenle bütün tartışmanın merkezi Halkların Demokratik Partisi (HDP). 

7 Haziran akşamı seçim sandıkları açıldığında 8 Haziran sabahının rengi netleşecek. 

AKP tek başına anayasayı değiştirebilecek çoğunluğu sağlar mı? Bu zor görünüyor. Çünkü AKP kan kaybediyor. Bu haliyle yüzde 40’ın üzerine çıkması zor görünüyor. Yüzde 40 bandında bir AKP tek başına hükümet de kuramaz. 

Ne oldu da böyle oldu?

1- Erdoğan’ın egosu ve tepeden siyaseti toplumdan kopuk ve bu ilk kez AKP ile seçmeni arasında ciddi bir baraj oluşturmuş durumda. Böyle olunca da topluma rağmen siyaset açılımları yapıyor; tek olma hevesi dışında bir arayışı yok. 

2- DAİŞ terör örgütü ile kurduğu ilişki ve yaptığı destek herkes tarafından görülüyor ve bu toplumda ciddi bir endişe kaynağı. DAİŞ’le kurulan ilişki İslamı terör ile özdeşleştiriliyor. AKP seçmeni bu görüntüden rahatsız. 

3- AKP topluma Kürt sorununun çözümünde umut yaratmakla birlikte tek bir adım atmayarak hayal kırıklığı oluşturmuş durumda. Bu Kürt seçmende ciddi bir kırılmaya yol açmış bulunuyor. 

AKP bunu aşma arayışında. Bu arayışın bir parçası olarak toplumu yeniden kutuplaştırma projelerini devreye sokma çabasında. Bu çabanın bir parçası olarak Erdoğan’ın düğmeye bastığı görülüyor. 

Önce İstanbul adliyesinde savcı Mehmet Selim Kiraz DHKP-C eylemiyle öldürüldü. Ardından bir süredir örgüt ve polis tarafından ismi hep gündemde tutulan Elif Sultan Kalsen İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne silahlı saldırı düzenledi; öldürüldü. Bir süre önce gerçekleşen Sultanahmet polis karakoluna yönelik intihar saldırısı ile son günlerde yaşanan rehin alma ve silahlı saldırı aynı merkezden mi yönetildi? Bu soru da hemen akla gelenlerden.

Hükümet ve basını plan Merkezi olarak dışarısını işaret ediyorlar. Ankara’daki kulislerde ise planın AK Saray’da planlandığı konuşuluyor. Amaç; terör ve kaos oluşturmak, AKP ve karşıtları olmak üzere toplumu ikiye ayırmak. Toplumun kamplaştığı bir ortamda AKP anayasayı değiştirecek bir çoğunluk sağlamayı amaçlıyor.

Eski ama etkili bir oyun! 

Yine de bu kaos planının tutması zor görünüyor. 

CHP yüzde 25 eşiğini aşar mı, MHP yüzde 17 ve üstü oy alır mı sorusunun yanıtı da önemli. Bu tabloda HDP yüzde 10 barajını aşarsa kuşku yok ki AKP yüzde 40’ın altına düşer. 

Türkiye yeni bir meclis aritmetiğine kavuşacak. Bu durumda 8 Haziran sabahı şunu konuşmuş olacağız; AKP kiminle koalisyon yapacak veya kim AKP ile koalisyon kapısını aralayacak… 

8 Haziran sabahı köklü bir demokratikleşmeye olduğu kadar ciddi bir kaos ve çatışmaya da gebe! 

AKP çatışma ve kaos planının hem yasal altyapısını oluşturdu hem de içerde ve dışarıdaki ittifaklarını harekete geçirmiş durumda. 

AKP DAİŞ terörü üzerinden bölge hesaplarından vazgeçmiş değil. Nitekim Suriye’de DAİŞ-Nusra terör ortaklığı AKP’nin desteğiyle daha da güçleniyor; önce İdlib’i ele geçirdiler. Şimdi Halep, Laskiye ve Hatay sınırında hakimiyet kuruyorlar. Böylece hem Efrîn Kantonu’nu kuşatmış olacaklar hem de Rojava özerk yönetiminin Akdeniz’e açılma stratejisini çökertmeyi hedefliyorlar. Böylece hem Kürt hareketini teslim alacak hem de uluslararası güçleri kendine mecbur edecek. 

Güvenlik yasa tasarısını yasallaştıran, Hizbullah’ı yeniden hazırlayıp sahaya süren, DAİŞ-Nusra oratklığıyla Suriye’de yayılan AKP eğer tek başına iktidar olma şansına ulaşırsa ciddi bir otoriterleşme ve çatışma kaçınılmaz olur. 

Tutma şansı zayıf da olsa hesap bu!

HDP barajı aşarsa Türkiye’de köklü bir demokratikleşme ve barış şansı oluşacak. Tersi bir durumda kaos ve çatışma kaçınılmaz görülüyor.  

İşte bu nedenlerle HDP’nin barajı aşması gerekiyor. 

Tek bir partinin anayasayı değiştirecek güce ulaşması Türkiye’yi felakete sürükleyecektir

Barış ve köklü demokrasi için HDP’nin barajı aşmaktan başka şansı yok. Tam da bu nedenlerle yıpratıcı ve pis olan aday ve sıralama tartışmalarını bitirmek gerekiyor. 

Seçimlere bu ciddiyetle yaklaşılırsa baraj aşılır ve köklü bir demokratikleşme şansı doğar. 

Yazarın diğer yazıları