8 Mart ve Paris…

Fransa Gündemi

Uzun ve ağır geçen bir kışı geride bırakıyor Paris sokakları… Hava ayazlı günleri sıcak esen bir rüzgara bıraktı… Sokaklar ısınan havaya rağmen ağır bir atmosferi hala üzerinden atamamış… Bahar Mart’la birlikte kapıyı çalsada insanın içini ısıtan bir hava yok… Paris metrolarına düşen günlük gazetelerin manşetlerine son üç hafta içerisinde kendini yakarak ölen insanların son halleri taşınmış. Bedenini ateşe verenler Fransız İş ve İşçi Bulma Kurumu çalışanları… Bahar havasına kriz ve sosyal patlamaya bulanmış insan etinin yanık kokusu karışıyor. Fransa için yabancı bir durum bu.
Oysa bizler açısından bu durum, ülkesinde eline benzin bidonunu alıp başbakanlık binalarına koşan bir yerden geldiğimiz için olağana dönüşmüş… Ya da özgürlük mücadelesinde bugüne kadar duyduğumuz kendini yakma eylemleri bu durumu bizler açısından olağanlaştırmış… Kendini yakma eyleminin özellikle ülkeden gelenler de aynı olağanlıkla karşılanması mı insanı sarsmalı yok sa Fransa’da bugüne kadar nadiren yaşanan bu durumun son üç hafta içerisinde üçe çıkması mı… Kriz derinleştikçe emek cephesindeki çıkışsızlık kendini bu şekilde dışa vuruyor… İşte böylesi bir kriz tablosu içerisinde Fransa bahara adım attı, kadınlar ise 8 Mart için alanlara iniyor.
Bugün 8 Mart… Dünya Emekçi Kadınlar günü… Kadının 5 bin yıllık esaretine karşı dünyanın bütün sokaklarında bir biçimde eylemler gerçekleşecek. Bu eylemler dünyanın neresinde olursa olsun, kadınlarda yaşadıklarıyla deneyimli öfkesini alanlara yansıtacak. 8 Martların şenlik havasında gerçekleşeceği yıllar için daha yürünecek çok yolumuz var… Oysa Paris burjuva demokrasisinin kalesi olarak tanımlanır… Bu burjuva demokrasi kalesinde erkeklere tanınan haklar kadınlar için aynı şeyi ifade etmez. Örneğin Fransa’da günlük kadına yönelik şiddet rakamı 500’ün üzerindedir. Her yıl resmiyete yansıyan 75 bin şiddet vakası yaşanır… Haftalık ölüm vakkası normalleşmiştir. Aynı işi yapmasına karşın kadının ücretinin erkeğe göre yüzde 25 oranında düşük olması yasal güvenceyle alınmıştır. Yaşanan tüm şiddetin sorumluları; yasalar, kolluk güçleri, onu çevreleyen tüm devlet kurumları tarafından korunur. Burjuva demokrasisi gereği Fransa’da Kadın Haklarından Sorumlu bir de Bakanlığın var olması ise bir tabelanın ötesinde değildir.
İşte böylesi bir atmosfer içerisinde hem Fransız kadınlar hem de Kürt kadınları Paris’te 8 Mart için yarın alanlarda olacak. Kürt kadınları Avrupa çapında bir aydır Paris yollarına düşmek için hazırlanıyor. Bugün yolculuk başladı… Bu yıl 8 Mart için alanlara indiğimizde Sakine’siz, Leyla’sız ve Fidan’sız alanlarda olacağız… Bir önceki yıl alanlara coşkuyla inen Kürt kadını bu kez bu hüznünü alıp yollara düştü. Her hafta yüzün üzerinde Kürt kadını Kürdistan Enformasyon Bürosu önünde “Adalet İstiyoruz” talebiyle eylem gerçekleştiriyor. Paris bu kez tüm Avrupa çapından gelecek olan Kürt kadınlarını ağırlayacak. Üç eksik yürünen Paris caddeleri kadın zılgıtlarıyla inleyecek… Eylem için Bastille Meydanı’nı talep eden Kürt kadınlarına “yok” denildi… Paris Devrim’inde sembol olan Bastille Meydanı’nın da kadınları ağırlamak yerine ünlülerin yapacağı şova ayrılmış…
Fransa’nın işlediği ayıplar oranına baktığımızda bu devede kulak kalır… Şimdi söz kadınlarda… onlar sözlerini sokaklarda söyleyecek… Hava bahar havası… rüzgar ağırlaştıkça ağırlaşıyor… Hüzün, öfkeye karışmış… Ve üç devrimcinin yolunda binler yürüyüyecek…

Yazarın diğer yazıları