9 Ekim komplosu ve bugün – Zerîn RÛKEN

Demokratik Konfederalizm Önderi Rêber Apo şahsında Kürdistan ve Ortadoğu halklarının direniş ve devrim değerlerine karşı geliştirilen uluslararası komplonun 21. Yıldönümünde tüm komplocu güçleri ve işbirlikçilerini nefretle kınıyorum. Rêber Apo 21 yıldır İmralı adasında çok zor koşullarda bir siyasi rehine statüsünde tutuluyor. Yaşamının her anı ve en doğal ihtiyaçları kendisine ve Kürt halkına karşı bir tehdit unsuru olarak kullanılıyor. Buna rağmen halkların onurlu, adil ve güçlü barışına ve ortak özgür yaşamlarına dair ısrarını-inancını her zaman canlı tutmuştur. Bu onurlu duruşuyla hepimiz için umut, mücadele, zafer ve moral kaynağı olan Rêber Apo’yu özlemle, saygı ve minnettarlıkla selamlıyorum.

21 yıldır yaşadığı ağırlaştırılmış, mutlak tecrit koşullarını kıramayışımızın, onun istediği ve hepimizden beklediği mücadele felsefesinde derinleşmeyişimizin, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin tarz, tempo ve üslubunu, yöntemlerini onun bize öğrettiği gibi yaşamsal kılamayışımızın özeleştirisini ancak özgürlüğünü fiziki sağlayarak cevap olmanın, kararlılığını bir kez daha belirtiyorum. Uluslararası komployu boşa çıkarmak, protesto etmek için 21 yıllık süreçte yaşamlarını ortaya koyarak komploya karşı mücadeleyi kesintisiz kılan başta “Güneşimizi Karartamazsınız”, Şehit Beritan ve tüm Ekim şehitlerimize gönül borcumuz var ve onları saygıyla anıyorum.

21 yıl boyunca başta Kürdistan’da olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde birçok eylem biçimiyle direnerek komployu boşa çıkaran ve özgürlük mücadelesini aralıksız sürdüren Kürt halkını ve dostlarını, Yine Öncelikle 21 yıldır büyük bir bilinç, irade ve cesaretle herkese ve tüm insanlığa umut olmaya devam eden Önderliğimiz tarihsel rolüyle mücadelesini büyük bir kararlılıkla sürdürmektedir.

9 Ekim 1998’de Rêber Apo’nun Suriye’den çıkarılmasıyla başlayan uluslararası komplonun 21 yılına girmiş bulunuyoruz. Çağımızın en kapsamlı ve acımasız komplosu, 15 Şubat’la birlikte İmralı sürecine giden süreci başlattı. Rêber Apo 21 yıldır İmralı’da uluslararası ve bölgesel güçlerin ortaklığında, TC devletinin gardiyanlığında gelişen bu işkence sistemine karşı büyük bir direniş geliştirmektedir. Tarihsel direniş tutumu ve duruşuyla, tüm insanlığa hakikat yolunu geliştirmeye devam etmektedir.

9 Ekim gecesi büyük komployu ve tehlikeyi hisseden M.Halit Oral arkadaşla başlayan, yüzlerce sayıya ulaşan tarihi “Güneşimizi Karartamazsınız” fedai eylemlerini ve büyük şehitlerimizi minnetle anıyorum. Önderliğimizin, şehitlerimizin bu büyük direnişi ve yine Kürdistan’da ve Kürtlerin yaşadığı tüm alanlardaki halkımızın ayaklanışı komplocu güçlere geri adım attırmıştır ki, istedikleri sonuca gitmesinin önüne tüm halkımızla birlikte geçilmiştir.

Rêber Öcalan’ın İmralı’da geçirdiği 21 yıllık süreç, özgürlük mücadelemizin hem genel hem de kadın özgürlük mücadelemiz anlamında büyük gelişmelerin yaşandığı, direniş geliştirme döneminden, demokratik konfederal sistem yaratma zamanına geçişin yaşandığı bir süreç olmuştur. İşte özgürlük mücadelemiz Kürdistan zemininden, Ortadoğululaşmaya ve evrenselleşmeye doğru gittiği bir sürecide olmuştur. Tam da düşmanın Önderliğimizi tasfiye ederek sosyalizmi ve Kürtlüğü tasfiye etmeyi planladığı bu süreçler karşıtına dönüşmüştür. Kürtlük inkar ve imha edilemeyecek bir aşamaya, sosyalizm de kendini yenileyerek yıkılmaz bir aşamaya ulaştığını Önder Apo 21 yıllık İmralı duruşunda ortaya koymuştur ve koymaya devam etmektedir. İşte bu sürecin ilmek ilmek mimarı Önder Apo olmuştur. Hem de tüm komplocu güçlerin ittifakıyla büyük yalnızlığa mahkum edildiği İmralı sürecinde bunları inşa etmiştir. Özgür Kürt, Özgür Kadın kimliğinin Demokratik Modernite, Demokratik Ulus, Demokratik Özerklik ve Demokratik Konfederasyon sistemiyle kendini ifade etmeye başlaması, sosyalizmin kendini yeniden ve güçlü ifade etmesi anlamına gelmiştir.

Bugün Ortadoğu’da yaşanan savaşın kaynağında Önder Apo’nun üzerindeki tecrit sistemi vardır. Çünkü tecrit sistemi tüm Ortadoğu’ya yayılmıştır. İşte savaş Önder Apo’nun sistemi ile bölgesel ve uluslararası iktidarcılığın sistemidir. Dolayısıyla savaş paradigmasal ve ideolojik bir savaş olarak yaşanmaktadır. Her gün Kuzey-Doğu Suriye’yi girdim, gireceğim tehditleri, ne kadar Kürtlerin ve halkların soykırımdan ısrar ettiğinin işaretidir.

İşte 3. Dünya savaşı Ortadoğu’da ve özelliklede Kürdistan’da soykırım temelinde AKP-MHP faşist ittifakı öncülüğünde derinleştirilen savaş, bunun somut ifadesi olarakta yaşanmaktadır. Şimdi bu savaşın ortasında, Rêber Apo tecrit işkencesine mahkum edilmekte, İmralı işkencesi derinleştirilerek soykırım savaşı sürdürülmektedir. Kürt düşmanlığına taraftar bulmaya çalışan Erdoğan, savaştaki ısrarıyla iktidarını ayakta tutmanın çırpınışlarını vermektedir.

Kürtler dünyanın her yerinde bu kirli güçlere karşı, Önder Apo direnişine paralel cevaplar vermeye devam etmiştir. Halkımız Önder Apo etrafında bir kez daha kenetlenmiştir. İşte bu duruş, tüm komplocu güçlerin hesabını bozmaya devam etmektedir.

Dört parça Kürdistan’da başlayan kadın hamlesi, İmralı tecrit ve esaret sistemini kırıncaya kadar kesintisiz mücadele etme kararlılığı ile yürütüleceğini, kadınların ve halkımızın her gün alanlardaki irade gaspına karşı geliştirilen mücadele duruşundan anlamaktayız. Kadınların değişim ve özgürlük için “Sen de Ayağa Kalk Hamlesi”ni doğru politik, örgütsel, ideolojik ve özsavunma boyutuyla da bütünleştirerek mücadeleyi doruğa çıkarmalıyız.

Kadınlar olarak AKP-MHP faşizmi öncülüğünde yürütülen bu soykırım savaşına karşı sabrımız kalmamıştır. Önderliğimizin bir gün, bir saat bile İmralı’da kalışını hiçbir zaman kabul etmedik, etmeyeceğiz de. Komplonun 21. yılında bu direniş duruşunun gereklerine göre yaşamsallaşma ve başarma kararlılığımız sürecek. Önderliğimize, şehitlerimize ve ezilen halkımıza, halklarımıza layık bir duruş ancak mücadele ile olur.

Yurtsever ve demokratik kesimleri, kadınları ve gençleri faşizme karşı, komploya karşı mücadeleyi yükseltmeye, İmralı duvarlarını yıkma ve parçalamanın vakti çoktan gelmiştir. İşte AKP-MHP ittifakının her yerdeki Kürt düşmanlığı, büyük bir savaşta ısrardır. Bu soykırım saldırıları, özgürlük iradesinin önüne geçilemeyeceğini ortaya koymuştur. Komploya dayalı geliştirilmek istenen sistem, ancak ömrünü uzatabilir, toplumsal bir sistem olamaz. Faşizmin tarihi bunu defalarca yaşamıştır. Kürt halkının komploya karşı direnişi Önderlik etrafında kenetlenerek gelişmekte ve etkili olmaktadır. Kürt kadını, tarihsel ve güncel olarak, binlerce yıl öncesinden açığa çıkardığı ve günümüze kadar korumuş olduğu toplumsal gerçekliğinin farkındadır. Kürt kadını halkımıza yapılan bu saldırılar karşısında büyük bir öfke yaşamaktadır. Komployu tümden boşa çıkarma gücünü bu öfkeden aldığı gibi komplocu güçleri kahredecek zafer çizgisine ulaşmıştır.

Komployla mücadele içerisinde toplumsal özgürlük duruşu ve tavrını geliştiren bir harekete dönüşen Özgür Kadın Çizgisi, gelinen aşamada Kürt halkının ve insanlığın hem gururu hem de özgür yaşamın garantisi haline gelmiştir. Uluslararası komplocu güçlerin Türk faşist rejimi eli ile gerçekleştirmek istendiği soykırım savaşı ve tasfiye planlarıyla Erdoğan kendi çöküşünü hızlandırmıştır. Rojava’ya işgal savaşı ve Kürt düşmanlığı ile faşist iktidar, çürümüşlüğünü düzeltme arayışı beyhudedir. Tüm Kürdistan parçalarındaki halkımız bu yeni komploya gereken cevabı en güçlü bir şekilde verecektir. Bu savaş AKP-MHP zihniyetinin bitişi olacaktır. Kürt savaşını sürdürmedeki ısrarıyla, Erdoğan sonunun başlangıcını hazırlamaktadır. Uluslararası komploya yenilmeyen ve özgürlük mücadelesini büyük bedellerle ve fedakarlıklarla sürdüren halklar ve kadınlar; mutlak tecridi ve yeşil komployu uygulayan AKP-MHP faşizmini de yenecektir.

Önderlik; “Ben tek başına kalsam da Kürt halkının hakkını hiç kimseye yedirmeyeceğim” sözlerindeki direniş ve kararlılık ruhu bizim için bu tarihi sürecin görevlerini başarmanın anahtarıdır. Ahlaki ve vicdanlı yaşamak için İmralı sisteminin irademizi, onurumuzu, aşkımızı ve özgürlüğümüzü esir etmesine, rehin tutmasına son vereceğiz! İşte kuzey Kürdistan’daki Kürt halkının Kobanê direnişi için 6-8 tarihi serhıldanlardaki mücadele duruşuyla Erdoğan kaybetmiştir. Bu günde “Varlığını Korumak ve Özgürlüğünü Sağlamak İçin Topyekûn Direnişi” büyütmenin sürecindeyiz. Bir kez daha Komplocular; Önder Apo’nun direniş duruşu karşısında kaybetmiştir. Yine halkların, kadınların direniş çizgisiyle daha fazla kaybetmeyle karşı karşıyadır. Rojava ve Kürdistan’ın işgali karşısında seferberlik ruhuyla herkes ayağa kalkarsa; kaybedecek olan AKP MHP zihniyeti olacak, kazanan ise Önder Apo’nun demokratik duruşu ve çizgisi…

Yazarın diğer yazıları

    None Found