95 yıllık sömürge anlaşmasına karşı dinmeyen isyan..

Serkan DEMİREL [email protected]

İngilizler öncülüğünde emperyalist güçlerin Kürt ve Kürdistan tarihini inkar ederek imzaladığı Lozan Antlaşması, uluslararası bir hata olarak 95 yıldır karşımızda duruyor.

Uluslararası güçler, 95 yıldır bu antlaşmanın varlığını koruyarak Kürt ve Kürdistan halkının kadim tarihini ne kadar görmezlikten gelmeye çalışsa da, 4 parça Kürdistan’da hiç bitmeyen isyan ve son olarak Rojava Devrimi ile açığa çıkan toplumsal realite artık bu antlaşmanın uluslararası geçerliliğini yitirdiğinin kanıtı şeklindedir.

Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında Ortadoğu ve Mezopotamya topraklarını kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmek isteyen İngiltere ve Fransa’nın öncülüğünde birçok devlet, tarih 24 Temmuz 1923 gösterdiğinde İsviçre’nin Lozan kentinde yüzyıllık bir hataya imza atmak için bir araya geldi. Osmanlı’nın çöküşü ile Mustafa Kemal liderliğinde açığa çıkan yeni Türk devletinin de önemli rol oynadığı Lozan’daki görüşmeler, 20 Kasım 1922’de başlayıp, 24 Temmuz 1923’de imzalanan ‘Lozan Barış Antlaşması’ ile sonlandırıldı.

Lozan Antlaşması, 1. Dünya Savaşı sonrasında yüzyıl geçerliliği olan bir barış antlaşması olarak tarihe geçse de, antlaşma kapsamında alınan kararlar aslında emperyalist güçlere, genelde Ortadoğu’da özelde ise Kürdistan coğrafyasında yüzyıllık bir sömürge alanı yaratmanın gerekçesini ortaya çıkarıyordu.

Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) sonunda Osmanlı’nın çöküşü, Ortadoğu’nun bugünkü sınırlarının çizilmesinde ve yeni ulus devletlerin ortaya çıkmasında en önemli etkenlerden birisi olarak kabul edilebilir. Savaş sonrasında İngilizler ile Fransızlar, manda ve himaye politikası çerçevesinde kendilerine bağlı Suriye ve Irak gibi devletler inşa ederken, dönemin Birleşmiş Milletleri görevini gören Milletler Cemiyeti’nin ‘her ulusun kendi kaderini tayin etme hakkı’ maddesini göz ardı etti.

İngilizler tarafından Sevr Antlaşmasında Kürtlere verildiği iddia edilen otonom bölge sözü, Lozan Antlaşmasına gelindiğinde hiçbir şekilde dile getirilmedi. Böylelikle daha önce 2’ye bölünen Kürdistan toprakları, emperyalist güçlerin çıkarları doğrultusunda Lozan Antlaşması ile birlikte 4’e bölünmüş oldu.

Antlaşmanın maddelerinde Ermenilere, Yahudilere, Rumlara azınlık hakları sağlayan egemen güçler, Kürdistan’ı yok sayarak Kürt halkını yüzyıllık bir inkara tabi tutmaya çalıştılar.

Ama düşünüldüğü gibi olmadı. Lozan Antlaşması’yla Kürdistan’ı 4’e bölerek bu topraklarda Kürt halkına imha ve inkarı dayatan sömürgeci güçlere karşı, Kürt halkı hep bir direniş içerisinde oldu. İran, Türkiye, Irak ve Suriye gibi tekçi ve katliamcı rejimlerinin egemenliği altında bırakılan Kürt halkı, Lozan’dan bugüne ortaya koyduğu muazzam direniş ruhuyla gelinen noktada Lozan Antlaşması’nı anlamsızlaştırdı.

Kürtler Lozan Antlaşması ile kendilerine çizilen sınırlara en büyük darbeyi, ‘Arap baharı’ ve ardından Suriye iç savaşıyla Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme politikası yürütülürken, Rojava Devrimi ile açığa çıkardığı kaçınılmaz gerçek ile vurdu.

Kürt halkının, Rojava Devrimi sürecinde kendilerine karşı çizilen sınırları aşan direnişi, bir yandan Kürtlerin artık tarih sahnesinden silinmeyecek kadar güçlü ve örgütlü olduğunu gösterirken, diğer taraftan Ortadoğu’yu yeniden kendi çıkarlarına göre dizayn etmek isteyen güçlere karşı “artık bir yüzyıl daha inkar edilecek bir halkın olmadığının” mesajını veriyordu.

Öte yandan, İsviçre’de yaşayan 4 parça Kürdistanlı ve onların dostlarının da geçen haftaki önemli gündem konularından birisi de Lozan Antlaşması oldu. Lozan Antlaşması’nın 95. yılında Lozan’da yürüyen yüzlerce insan, Kürdistan’ın acılı kaderine mal olmuş bu antlaşmayı protesto ederken, uluslara güçlere yüzyıllık bu hataya son verme çağrısı yaptı.

Artık, geçerlilik süresi 100 yıl olarak belirlenip 95. yılında 4 parça Kürdistan’da yaşayan Kürt halkı tarafından özellikle Rojava Devrimi ile birlikte tamamen anlamsızlaşan Lozan Antlaşmasını var eden emperyalist güçlerin yapması gereken tek şey kaldı o da: Varlığı kağıt üzerinde kabul gören 95 yıllık hataya son vermek…

Yazarın diğer yazıları