ABD yaptırımları

Cafer TAR

“İçişleri Bakanlığı’nın başındaki isim olarak Süleyman Soylu, Adelet Bakanlığı’nın başındaki isim olarak Abdulhamit Gül, ciddi insan haklarına karışan veya çalışanlarının ciddi insan hakları ihlallerinde karıştığı kurumların lideri olarak yaptırım kapsamına alınmıştır!”

Günlerdir ABD’li yetkililer “Türkiye eğer Rahip Brunson konusunda tutumunu değiştirmezse Türkiye’ye karşı yaptırımlara başlayacaklarını” duyuruyorlardı. Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders, Ağustos ayının ilk günü yaptığı yukardaki açıklama ile Türkiye/ABD ilişkilerinde yeni dönemi başlatmış oldu.

Kimse Süleyman Soylu ve Abdulhamit Gül’ün bakanlıklarını kendi başlarına yönettiklerini ve artık bütün dünyaca bilinen hak ihlalleri kararlarını tek başlarına aldıkları düşünmüyor. Bunun bir adım sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.

Bu hem siyaseten böyledir; hem de hukuken böyledir. Aslında herkes bu tutumun bizzat Erdoğan’ı hedef aldığını biliyor. Kimsenin Süleyman Soylu ve Abdulhamit Gül’ü ciddiye aldığı yok! Onların siyasal hayatı Erdoğan’ın iki dudağı arasında!

Bazıları ABD/Türkiye arasında yaşanan gerilimi geçmişte Ecevit döneminde; haşhaş ekimi ve Kıbrıs konusunda yaşanan gerilimlerle mukayese etmek istiyor; fakat şu anda yaşadığımızı gerilimin hem içeriği hem de ortaya çıktığı koşullar oldukça farklı. Ayrıca ‘Soğuk Savaş’ koşullarında ittifak içinde bu tarz gerilimleri çok uzatmak mümkün de değildi.

Aslında herkes ne ABD’nin ne de Türkiye’nin tek başına Brunson’u konuşmadığını biliyor. Asıl mesele “Erdoğan Türkiye’si artık Batı ittifakı içinde kalıp Batı’nın kurumları tarafından denetlenmek istemiyor!” oluşu.

Erdoğan bir strateji ile aşama aşama başta AB olmak üzere Batı ittifakının dışına çıkmak istiyor. İçerde; yasama, yürütme ve yargıyı tek elde toplayan Erdoğan Rejimi dışarıda ulusüstü kurumlarca denetlenmek istemiyor.

Batı’nın; derecelendirme kuruluşları, İnsan Hakları Mahkemeleri, Merkez Bankası standartları, hatta yıllardır Türkiye’nin üyesi olduğu NATO bile Erdoğan ve ekibinin hoşuna gitmiyor. Bütün bu kurumlar ve anlayışlar Erdoğan Rejimi için ayak bağı…

Brunson Erdoğan için sadece bir araç; o da biliyor suçlamaların saçma sapan olduğunu! Davada bir tane gizli tanığın ifadesi dışında elle tutulur hiç bir delil yok; buna rağmen Brunson’u iki yıldır cezaevinde tutuyorlar.

Konuyu takip eden birçok gazeteci olayın ayrıntılarını; kimin kimle takas edilmesinin planlandığını; fakat takasın neden gerçekleşmediğini, kimin yüzünden işleri çıkmaza girdiğini yazıyorlar. Muhtemelen aldıkları kulis bilgilerinin önemli bir kısmı da doğrudur; fakat burada gözden kaçan önemli bir şey var!

ABD/Türkiye ilişkileri önemli ölçüde raydan çıktı. Bu saatten sonra Türk siyasetinde köklü bir değişiklik olmazsa; ne askeri, ne ekonomik, ne de siyasi ilişkiler bir daha eski haline gelmeyecek!

İki tarafın da hafızasına kuvvetli güvensizlik tohumları düştü. Bundan sonra her iki ülkenin mevcut pozisyonları nedeniyle bu durumun değişmesini beklememek gerekir…

Kimi zaman bazı çevreler Türkiye’nin Almanya, Hollanda gibi bazı batılı ülkelerle ilişkilerini düzelttiğini söylüyorlar; ilk bakışta haklı gözükebilirler, fakat Türkiye Batı ilişkileri bir daha asla eskisi gibi olmayacak. Kimi zaman düzeliyormuş gibi olacak, sonra yeniden bir öncekinden daha kötü olacak!

Yarın Süleyman Soylu ve Abdulhamit Gül kahraman edalarında nutuk atacaklar; insanlara emperyalizme karşı mücadele ettiklerini bile söyleyecekler; fakat gerçek bunun tam tersi; kavganın asıl nedeni; “kendilerinin bölgesel emperyal bir güç olmak istemesi, fakat güçlerinin bir türlü buna yetmemesi!”

Türkiye hızla hem içerde hem de dışarıda yönetemeyeceği bir sürece doğru savruluyor. Bu filmin sonu iyi bitmez; bundan sonra gelecek hesaplarımızı buna göre yapmalıyız!

Yazarın diğer yazıları