ABD seçimlerinden bizim memlekete

ABD’de 6 Kasım’da ara seçimler olarak nitelendirilebilecek, kongre seçimleri yapıldı. Bu seçimlerde Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı, Senato’nun da 100 sandalyesinin 35’i için oylama yapılarak Trump yönetimine bir nevi güven tazelemesi gerçekleşecekti, ancak seçimin resmi olmayan sonuçları ABD’nin Trump’ta somutlaşan eril, militarist, sömürgeci ve neoliberal yüzüne bir tepki ve itiraza dönüşmüşe benziyor. Öncelikle, Trump iç ve dış politikada aldığı kararları kolaylıkla uygulayamayacak artık, zira Temsilciler Meclisinde çoğunluğu kaybetmiş görünüyor. Daha da önemlisi bu seçimlere damga vuran kadınların varlığı. Kongrenin en genç üyesi bir kadın; kongreye giren ilk Amerikan yerlileri de kadınlar. Kimliği açık ilk lezbiyen üye de yine kongredeki yerini aldı.

Seçime damgasını vuranlarınlar, çoğu kez göçmen işçi sınıfı ailelerinden gelen kadınlar. Ayrıca temsilciler meclisine giren biri Filistin ve diğeri Somalili iki Müslüman kadın da var. Bu kadınlardan biri mülteci kampından meclise doğru zorlu bir yol aşmış. Somali kökenli Amerikalı eyalet meclisi üyesi olan 36 yaşındaki İlhan Omar, seçim sonucunu almasının ardından yaptığı ilk konuşmada “Bu zafer o mülteci kampındaki 8 yaşındaki çocuğun. Bu zafer, çocuk yaşta evliliğe zorlanan genç kadın için. Bu zafer, rüyalarının sınırı olduğu söyleyen her insan için” diyor.

Tüm bu sonuçlar, yalnızca kadınların kişisel başarısı değil elbette. Trump’ın kadın ve göçmen karşıtı politikaları ile ırkçı tutumları açık ki pek çok muhalif grubun beraberce direnmesi ve güç kazanmasına zemin yaratmış. Kadınların siyasetteki varlığı, sokaktaki varlıklarının göstergesi yani. Tam da bu yüzden sokağın bilgisi ve deneyimi ile var olan ihtiyaçları anlayıp dışlayıcı bir dil ve politika kurmadan siyaset yapabilir oluyorlar.

Bir kadının sadece kadın olmaktan dolayı bir koltukta bulunması bile bu erkek egemen dünyada, kadın mücadelesi ile kazandığımız bir hak iken kadınların eşitliği fikrine inanan ve bu uğurda mücadele veren kadınlar ancak kadınların örgütlü gücüyle temsiliyet kazanabiliyor. Bu mücadeleler oldukça dönüştürücü bir zemin ve bu yüzden gerçek anlamda siyaset yapmak demek. Dünyanın her yerinde erkek şiddeti ve devletlerin savaş politikaları, eril tahakkümden beslendiği için antifaşist ve savaş karşıtı mücadelelerin tam göbeğinde kadınların direnişinin gücünü görüyoruz..

Söz konusu seçimi, Gültan Kışanak’ın Dipnot yayınevinden çıkan “Kürt Siyasetinin Mor Rengi” isimli kitabını okurken izledim. 22 kadın, siyasetin içindeyken, siyasetle dönüşüp, bir döneme nasıl damga vurduklarını ve siyaseti dönüştürdüklerini kendi cümleleri ile anlatıyorlar. Kitaptaki tüm örnekler, bir kadının siyasete katılmasının ancak örgütlü bir kadın mücadelesinin gücü ile gerçekleşebildiğini, tek başına bir kadının bile bu yüzden dönüştürücü olabildiğini gösteriyor. Sadece siyasetin imkanı değil, kadınlar için hayata katılmanın ve ayakta, kimseye muhtaç olmadan durabilmenin imkanı demek bu. Kadınların yemek masasında bile yer bulamazken, yerel, bölgesel ve ulusal ölçekte temsiliyet ve siyaset yapma gücünü kazanması ise kadınların mücadelesinin kat ettiği aşamayı gösteriyor.

Kadın hareketinde siyasal katılım önemli bir başlık ve feminist hareket bu konuda Türkiye siyasetine tesir etmiş durumda. Ancak, Kürt kadınlarının siyasal yolculuğu bundan çok daha fazlasını getirdi. Kürt kadınları, sadece Kürt toplumun siyasal inşasında değil, başta Ortadoğu olmak üzere tüm kadın tarihine damgasını vurdu bile. Kadınların, belediye yönetimlerine ve parlamentoya güçlü bir bilgiye donanmış olmanın yanı sıra, sokaktan ve birebir mekânsal ihtiyaçların içinde deneyim kazanarak ve “demlenerek” gelmelerinin; hatta devletle, sermayeyle, toplumsal yargılarla, bazen aileleriyle ve bazen kendi erkek yoldaşlarıyla mücadele ederek ve birbirlerinden aldıkları güçle varmaları, sonuçların derece güçlü olmasını sağlıyor.

Devletin kayyum döneminde önce kadınlar için yapılan işleri yok etmeleri söz konusu mücadelenin etkisinin teyidi zaten. Sadece Türkiye ölçeğinde değil, her yerde ve özellikle Kürdistan’da kadın devrimlerini savunmak ve büyümesini sağlamak, nefes almak kadar acil ihtiyacımız şimdi.

Yazarın diğer yazıları