ABD ve Erdoğan’ın kirli çıkar ve savaş oyunu

Tabii ki savaş oyun değildir. Kirli savaş ise en çok emekçilere ve ezilenlere ölüm ve zulümdür.

Trump’ın ABD’si, karşılıklı ziyaretler, telefon görüşmeleri ve muhtemel gizli anlaşmalar sonrası, Fırat’ın Doğusu ve Minbic’ten askeri güçlerini 3 aya kadar çekeceğini açıkladı. Bu arada ABD Kongresi Türkiye’ye faturası yüklü Patriot satma anlaşmasını onayladı.

Yerlici/millici amigolar kirli savaş ve kolay zafer davullarını daha gür çalmaya başladılar.

Diktatör Erdoğan’ın savaş tehditi ve şantajının tuttuğu naraları her tarafı kapladı. İktidarın faşist sesi Yeni Şafak yazarlarından, televizyonlara uzanan medya tekeli, savaş davulunu yüksek sesle çalmaya başladı.

Erdoğan faşizminin destekçisi ulusalcılar bile dayanamayıp ikiye bölündüler. Çoğunluğu Erdoğan faşizminin “ABD’yi yenilgiye uğratan cesur kararı devrimdir” diye salladı. Enver Paşa’nın Almanları bile hayrete düşüren Alman zırhlı savaş gemilerini Karadeniz’e Çarlık Rusyası’na karşı mevzilendirmesi kararına benzeten oldu. Bazıları ise “Kuveytvari tuzak” komplosu korkusunu dile getirdiler.

Oysa gerçekler Erdoğan faşizminin kolay savaş hayalinden farklı.

ABD emperyalist yönetimi kendi içinde de konuya ilişkin farklı politikalara sahip. Trump kliğinin anlaşılan özellikle Efrîn işgalinden bu yana, QSD ile taktik askeri ittifakını sona erdirerek Erdoğan faşizmiyle Suriye’de işbirliğini geliştirme kararı verdiği görülüyor.

Savaş bakanı Mattis’in fikir ayrılığı nedeniyle istifası ve karardan önce Pentagon’un farklı düşündüğünü açıklamış olması, Trump’ın partisinden parlamenterlerin bile kararı medyada eleştirmeleri ABD yönetimindeki ayrılıkları gösteriyor. Trump kliği, anlaşılan bu ayrılıklara rağmen, Erdoğan faşizmiyle Suriye’de savaş ve kurtlar masasında işbirliği yapma kararına vardı.

Faşist şef Erdoğan’ın savaş gongu vuran konuşmasında önerdiği gibi QSD ve YPG yerine Reqa’ya değin TSK ve çeteleri yeralmalı, “stratejik müttefik ABD”yle Suriye’de yeniden stratejik ittifaka dönülmeli. Trump ve Erdoğan aynı politikada birleştiler.

Fakat Fransa ve İngiltere Trump’ın kararına karşı çıktılar şimdilik yollarını ayırdılar. Almanya’nın tavrı da bu yönde.

Trump’ın çekilme kararından önce Erdoğan’ın Rojava işgali ve savaşını genişletme saldırganlığının daha sınırlı kalacağı tahmin edilebilirdi. Fakat şimdi QSD’yi destekleyen Arap aşiretlerini savaş tehditleriyle bölerek bir kısmını Türk işgalinden yana çekmek dahil, daha geniş bir işgal olasılığı var.

Yine de işler Erdoğan faşizminin hesapladığı gibi gitmeyecek. Batı emperyalist cephesinde işgale ilişkin bölünme bir engel.

Rusya-İran-Suriye ekseninde Erdoğan’ın işgali genişletme planına sınırsız onay şimdi farklılaşmak zorunda. Bu kez işgale sınırlı onay ve sonra karşı çıkmaya dönüşecek. QSD’nin Suriye rejim güçleriyle görüşmeyi sürdürme kararı ve Qamişlo’da görüşmeyi yeniden başlatması bunun işareti.

Öte yandan Sünni devletler ittifakında Türkiye ile ayrı düşme, Trump kararından sonra daha çok derinleşecek. Arap Birliği’nin Irak topraklarının hava bombardımanını usulen de olsa protestosu bunun ön işareti. Olası işgali protesto olarak yansıyacak.

Fakat en önemlisi de PYD, QSD ve YPG’nin, Rojava halklarının örgütlü öncüleri olarak olası işgale karşı direnme kararları ve halk gösterilerini başlatmaları işgale karşı direnişin güçlü geçeceğinin yalnızca işaretleri değil. Aynı zamanda şimdiye değin mücadelelerini özgüçlerine güven üzerine dayandırmalarının devamı.

Rojava halkları bağımsız güçlerine güvenle devrimi gerçekleştirdiler ve sürdürdüler. Erdoğan faşizminin sömürgeci kirli savaşına karşı kendi güçlerine güvenle direnişi yükseltecekler. Direniş, Batı emperyalist cephesinde başlayan farklılıktan ve Suriye-Rusya ekseninin başlayacak olan politika değişikliğinden yararlanarak, özellikle hava saldırısı yasağını yaratmaya çalışarak zaferini sağlamaya çalışacaktır.

Rojava Devrimi’nin halkların özgürlük içinde birliğini sağlayan halkçı demokratik kazanımları, Kürt halkı dışındaki halkların da devrime daha çok bağlanmasını getirmiş, devrimi savunma direnişine katılımlarını güçlendirecek rol oynamıştır.

Arap halkı da gerici iç savaşta yaşadığı trajediden, Efrîn işgalindeki zulüm ve talandan edindiği pratik dersler ile Erdoğan işgaline karşı daha çok direnme isteği kazanmıştır.

Erdoğan ve tetikçilerinin 1.emperyalist paylaşım savaşındaki gibi İttihatçı savaş ağalarının-yenilgiyle sonuçlanan- savaşındaki avantaja bile sahip değiller. Arkasına Alman emperyalist savaş makinasını ve mali desteğini savaş sonuna değin alan İttihatçıların tersine Erdoğan faşizmi, yalnızca emperyalistler arasındaki çelişkilerden yaralanmaktan daha fazla emperyalist savaş makinalarının desteğine sahip değil. Çok özendiği Osmanlı-İttihatçı savaş politikası Arap halkı ve bölge halkların trajedileriyle dolu. Bu örnek işgali genişletme savaşına karşı halkların tarihsel hafızalarını tazelemelerine yol açıyor, direniş isteğini güçlendiriyor.

İşler Erdoğan faşizmi ve Trump kliğinin istediği gibi gitmeyecek. Birkaç ay sonra başlatacağı işgal, bu çelişkilerin çatışması girdabında, güvendiği emperyalistlerin “dur”durma itirazları ve daha önemlisi de direnişin güçlerinin çetin savunması karşısında içte bunalımlara dönüşecek. Faşist işgalcilerin, Irak’ın Kerkük işgali benzeri kolay savaş erken zafer hayali, kendi bunalımlarının derin sularına batmaya başlayacaktır.

Yazarın diğer yazıları