ABD ve Rusya Kürt politikasında ortaklaşıyor

Suriye sorununun çözümü için yapılan görüşmelerin dördüncüsü 14 Mart’ta başlıyor.

İlk üç toplantıda hiçbir ilerleme sağlanamayınca bir deneme daha yapılıyor.

BBC’nin üç gün önce bu toplantıya ilişkin geçtiği haber, “Cenevre 4” toplantılarının nasıl geçeceği konusunda yeterli bilgiyi vermektedir:

“Müzakerelere arabuluculuk yapan BM Suriye Özel Temsilcisi Steffan de Mistura, 4.Cenevre toplantısında Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde Federal Suriye konusu görüşülebilir dedi. 

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise, PYD’nin Suriye barış görüşmelerine katılması gerektiğini belirtirken, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, PYD’nin Cenevre’de yapılacak Suriye görüşmelerine davet edilmediğini söyledi.”

Yanıtlanması gereken tek soru var: Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde yürütülen tartışmalara, neden Suriye’yi coğrafya ve mezhep temelinde bölmek isteyen çete grupları çağrılıyor da, Suriye’nin kuzeyini denetiminde tutan ve Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde federatif çözüme de açık olan PYD neden çağrılmıyor?

Neden sahada ABD’nin başını çektiği koalisyon güçleri ve Rusya ile iyi ilişkiler içinde olan YPG, YPJ ve Demokratik Suriye Güçleri(QSD) ve PYD, sıra sorunun çözümü aşamasına gelince tasfiye ediliyor?

BM gözetiminde yapılacak toplantılara ABD, Rusya, AB ülkeleri ve Bölge devletleri ile birlikte, bu devletlere karşı Suriye’de savaşan grupların tümü katılıyor.

Cenevre toplantılarına DAİŞ, El Nusra ve Ahraruş Şam gruplarının çağrılmadığı ve temsil edilmeyecekleri de bir BM yalanı ve illüzyondan ibarettir.

Suriye’de kelle kesen, yıkım, hırsızlık ve talan yapan çeteler, iki yıldır adına vekalet savaşı yürüttükleri Suudi Arabistan, Qatar ve Türkiye tarafından temsil edilmektedir. Çünkü bu devletler hala “terörist” ilan edilen gruplara para, silah, cephane ve siyasi desteklerini sürdürmektedir.

Bu üçlünün organize ettiği Riyad toplantıları ile oluşturulan plan çerçevesinde, DAİŞ, El Nusra ve Ahraruş Şam adına tayin edilen temsilciler de Cenevre’de toplantılara katılmaktadır.

Başta ABD ve Rusya olmak üzere, Cenevre toplantısını düzenleyenler bu durumu çok iyi bimektedir.

Kısacası Suriye’nin geleceğine ilişkin Cenevre görüşmelerine, Rojava Kürtleri dışında sahadaki tüm devletler ve tüm örgütler katılıyor.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı, ABD, Rusya ve Fransa, Rojava Kürtlerinin meşru temsilcilerini ve PYD yönetimini; “siz katılırsanız kriz çıkar”, “Türkiye çok itiraz ediyor” gerekçesi ve “ileride zaten siz olacaksınız” oyalamaları ile engellemektedir.

Rojava Kürtlerinin Cenevre toplantılarına davet edilmemesi, Rojava statüsünün ve Kürt temsilcilerinin meşruiyetinin tanınmaması anlamına gelmektedir.

Rojava Kürtlerinin temsilcileri, sömürgeciliğin estetize edilmiş girişimleri ile, kapalı kapılar ardına ve otel lobilerine taşınan oryantalist diplomasiyi reddetmelidir. Çünkü resmi ve kamuoyuna açık toplantılara çağrılmayarak, muhataplığı reddedilen Kürt temsilcilere yönelik “gönül alma” faaliyetinin hiçbir değeri ve ciddiyeti yoktur.

Suriye’nin geleceğine ilişkin bir tartışma yürütülüyorsa eğer, bu tartışmanın baş konuğu Kürt halkı ve onun meşru temsilcileri olmak durumundadır. Çünkü Suriye ve Irak’ta, ABD ve Rusya müdahalesinden çok önceleri, El Kaide ve DAİŞ çetelerini yenilgiye uğratarak durduran ve Cenevre görüşmelerinin zeminini hazırlayan, BM Suriye Özel Temsilcisi Steffan de Mistura değil, Rojava halkı, YPG,YPJ ve PYD’dir.

Cenevre toplantılarına Suriye’de sivilleri katleden; Kürt halkıyla, rejimle, ABD ve Rusya ile savaşan çete gurupları “vasi”leri olan Türkiye, Suudi Arabistan ve Qatar tarafından temsil ediliyor zaten. 

Toplantıya çağrılmayan ve masabaşı oyunları ile engellenen tek güç Rojava Kürtleri ve temsilcileridir. 

Hakimiyet ve egemenlik yarışında, kıyasıya bir rekabet ve mücadele içinde olan ABD ve Rusya, Kürtlerin Cenevre toplantılarına çağrılmaması konusunda tam bir ittifak içindedir.

Gerçek budur. 

Hiç kimse bu gerçeği revize ederek makul ve kabul edilebilir bir biçime kavuşturma çabası içine girmemelidir. Çünkü bir sorun başlangıçta nasıl ele alınırsa sonra da o zemin üzerinden gelişir.

Yazarın diğer yazıları