ABD’nin gidişi ve sahte anti-emperyalizm!

DAİŞ gücünün zirvesindeyken elinde en gelişmiş silahlar ve tanklarla Kobenê’yi kuşatıp on binlerce Kürt’ü imha etmeye çalışırken; Kobenê’de YPG’li savaşçılarının ortaya koyduğu insan üstü direnişi son anda ABD’den gelen hava desteği üzerine emperyalizmin uşaklığı olarak değerlendirenler şimdi de hiç utanmadan “biz size demiştik edalarına ortada dolaşmaya, Kürlere akıl vermeye başladılar.”

Kendi başlarına hiç bir kıymeti harbiyesi olmayan bu kişilerin; sol adına yaptıkları dezenformasyon birçok sıradan insanın aklını karıştırıp vicdanını esir aldığı için bunları konuşmak zorunda kalıyoruz…

Ateş olsa cürmü kadar yer yakacak; elindeki ezberle mazlum olanla zalim olanın ayrımını bile yapamacak kadar hayattan kopmuş bu adamlar kendi başlarına; bırakın herhangi bir yazının konusu olmayı; kahve köşelerinde konuşulmayı bile hak etmiyorlar.

Hani güya siz sahte sosyalist gerçekte su katılmamış gizli milliyetçiler “somut durumların somut tahlilini” yapıyordunuz; hani sosyalist olmak her şeyi kendi koşullarında anlamayı gerektiriyordu.

Gelin o zaman ABD’nin bölgeden çekilmesini hiç bir sosyalistin itiraz etmeyeceği “somut durumların somut tahlili üzerinden yapalım; ki bunu daha önce İkinci Dünya Savaşında başta Sovyetler Birliği olmak üzere birçok sosyalist çevre çok ustaca hayata geçirmiş, dünyanın birçok bölgesinde ABD ve İngiltere’nin istihbarat örgütleri ve ordusuyla birlikte faşistlere karşı birlikte mücadele etmişlerdi.

Sonuçta insanlık tarihinin tıpkı DAİŞ gibi en büyük belalarından olan Hitler-Naziler bu ortak mücadele sonucu yenilmiş, insanlığın önünde içinde birçok yeni olanak barındıran uzun bir dönem başlamıştı. Dolayısıyla ABD’nin bölgeye gelişini ve DAİŞ‘le mücadele sürecini sadece Kürtler üzerinden okumak; gidişini de yine sadece Kürtler üzerinden yorumlamak en ucuz ifade ile aymazlıktır.

Salih Muslim “Uluslarası Koalisyonu biz çağırmadığımız gibi, git de demiyoruz; onlar da zaten Kürtleri korumak için bölgeye gelmediler, biz kendi öz gücümüze ve savunmamıza dayanıyoruz; meşru savunma durumumuz var, bunu hiç bir zaman eksik etmedik. Kalmak veya gitmek onların işidir; çıkarlarımız çakıştı, beraber hareket ettik ama hiçbir zaman onlara bel bağlamadık.”

Aslında Kürtler ve ABD ilişkisi yukardaki ifade kadar açık ve sadedir; Kürtler açısından ABD ile ilişki DAİŞ karşıtlığı dışında hiç bir halkı hedef almayan bir birlikte çalışma hedefiydi; ABD kendi gündemi ile bölgede dururken; Kürtler de kendi gündemlerine bağlı kalarak; yoğun bir biçimde bölgenin gelişmesi ve demokratikleşmesi için çaba sarf ediyorlardı, ki bundan sonra da hiç kuşkusuz aynı çabayı göstermeye devam edecekler.

ABD’nin daha önce kerelerce ifade ettiği; DAİŞ’in bitirilmesi ve Suriye’de istikrarın sağlanması hedefi tartışmasız bütün bölge halklarının lehinedir; varsa başka gündemleri bu Kürtleri değil ABD’yi ilgilendirir. Dolayısıyla bu iki hedef doğrultusunda Kürtler sahada samimi olan bütün güçlerle çalıştılar ve çalışmaya da devam etmelidirler.

Fakat bütün bu hedefler gerçekleşmeden ABD bölgeden çekilme kararı aldı; peki bu durumda siz; Kürt, Arap, Ermeni, Süryani olsaydınız bundan hoşnutluk mu duyardınız? ABD bölgeden çekilince bölgeye demokrasi ve istikrar mı hakim olacak?

Tam tesine; ABD’nin çekilmesi ile bölge yeniden başta Türkiye, İran, Suudi Arabistan, İsrail gibi bölgesel güçlerin yeni paylaşım sahası olacak ve bundan başta Kürtler olmak üzere diğer bölge halkları daha çok zarar görecekler.

Sözüm ona bu sözde sosyalist arkadaşlar tıpkı I.Dünya savaşı döneminin Sosyal Demokrat partileri gibi kendi devletlerinin emperyal çıkarları için ortaya çıkıyor; Erdoğan Rejiminin bölgesel saldırganlığının alt yapısını anti-emperyalizm adı altında örgütlüyor, Rejiminin Kürtlere saldırısını meşrulaştırmaya çalışıyorlar.

Kürt halkı muhakkak meşru müdafa hakkını kullanacak, kendini her türlü saldırganlığa karşı koruyacaktır. Sorun Türkiyeli sosyalist ve demokratlarda; bu arkadaşlar ABD ve Kürtler ilişkisini sorgulamak yerine; Erdoğan saldırganlığına “Dur” demeli; bunun için Türkiye’de yeri göğü ayağa kaldırmalıdırlar.

Aksi halde Kürtlerin nazarında bundan sonra olacaklardan sadece Erdoğan değil; bütün bunlara sahte anti-emperyalizm adına çanak tutan bu sahte solcular da sorumlu olacaklardır.

Yazarın diğer yazıları