ABD’ye ‘ayar’ veriyor Dolara ayar veremiyor

Fehmi Koru şöyle bitirmiş dünkü yazısını:

„Formulü yazayım da itiraz eden etsin: Daha az demokrasi, daha çok terör demektir.“

Buyurun ben de bir formül yazayım: Daha az demokrasi daha pahalı dolar demektir.

Kuto dedi ki, benim de formülüm var: „Daha az demokrasi daha çok taş demektir.“

Reis neden bu formüllere bakmaz? Madem „terör“ istemiyorsun, madem „yüksek dolar“dan hoşlanmıyorsun, madem Kuto’nun sapanındaki „taştan“ gıcık alıyorsun, neden „daha az demokrasi“ diyorsun?

Şu faşist-dinci anayasa maddelerine bir bakın. „Daha az demokrasi“ lafı, bu maddelerin yanında halt etmiş. Fiili faşizm „anayasal faşizm“ olacak.

Adam hem „az demokrasi“ diyor, hem de „az demokrasinin“ sonuçlarına karşı bizi „seferberliğe“ çağırıyor.

Diyor ki, Beşiktaş’taki „hain teröre karşı sokağa çık, protesto et“.

Ne diye edeyim? Etmem. „Az demokrasiyi“ protesto ederim. Kahrolsun „daha çok bombaya yol açan az demokrasi“ derim.

Diyor ki, „dolarını bozdur, Türk lirasını yükselt“.

Yükseltmem. Bana ne. Ben „doları yükselten“ az demokrasiye lanet ederim.

Ben az demokrasiye lanet ederken, bir de baktım, Erdoğan’ın „bozdur dolarını“ diye seferber ettiği vatandaş tuhaf bir iş yapmış. Haberi okuyalım:

„“Dolar bizim yumuşak karnımız“ diyen AHL Forex Kaldıraçlı Alım Satım Müdürü Veli Kocatürk „Bozdurma işlemleri küçük hacimlerle gerçekleşiyor. Vatandaş dolar bozdurmasına karşın mevduatlarda bekleyen milyarlarca dolar yerinde duruyor. Aslında bu büyük bir sorun, çünkü 3.50 lira üzerinden satılan dolar 3.30 liradan daha büyük hacimle geri alınıyor“ dedi.

Biraz karışık. Şöyle: Erdoğan „dolarları bozdur“ emrini verdiğinde, büyük kapitalistlerin kılı kıpırdamıyor. Nasıl kıpırdasın, adam bir milyar dolarını bozdursa milyonluk kayba uğrayacak. Doları bozduran gariban.

„Gariban“ olmasına gariban ama, „enayi“ değil. Bir kaç milyon „gariban“ dolar 3.50 iken dolarını bozduruyor. Ertesi gün dolar 3.30 iner inmez, 100 dolar bozdurduysa, bu defa 200 dolar satın alıyor. Hooop…Dolar yine yükseliyor. Emme basma tulumba gibi.

Sonuç: Mr. Dolar’a karşı savaş açan Erdoğan bozguna uğruyor.

Ne biçim bir dünya lideri böyle… Lozan’ın „kabına sığmıyor“. „Üç milyon kilometre karelik Osmanlı toprağını hayal ediyor, Şam’da Beşşar Esad’ı devirip, camide adamın cenaze namazını kılmayı planlıyor; Kandil’e sefer etmekten söz ediyor, Berlin’e, Paris’e mültecileri salar, ardından da Viyan’a önlerinde Padişah çadırı kurarım diye bağırıyor…“

Sonra Mr. Dolar denilenin karşısında tepe taklak oluyor, dolar 3.5 olunca, Saray „üç buçuk atıyor.“

Fıkra işte. Anlatayım:

Genç papazı bilmediği bir kasabanın kilisesine tayin etmişler. Adamcağız kasabanın girişinde üstü başı perişan, burnu sümüklü bir çocuğa rastlamış. Kilisenin yolunu sormuş. Çocuk tarif etmiş. Papaz çocuğa teşekkür etmiş, sonra da „yarın Kilise’de ‘cennete giden yolu’ anlatacağım, sen de gel dinle“ demiş. Çocuk papazı yukarıdan aşağıya bir süzmüş, sonra burnunu karıştırarak, „boş versene demiş, kilisenin yolunu bilmiyorsun, cennetin yolunu tarif ediyorsun, git işine“…

Ben size bir şey söyleyeyim mi?

O sümüklü çocuk „kilisenin yolunu bilmediği halde, cennetin yolunu bildiğini iddia eden“ papaza nasıl „git işine“ dediyse, bilin ki, „oy ver“ deyince veren, „dolarını ver“ deyince vermeyen halkımız da, „dünyayı yere serdiği halde Mr. Dolar karşısında sırtüstü yuvarlanan“ Saray’dakine yakında „git işine“ demeye başlarsa hiç şaşırmayın.

Meclis’te 330’u bulsa bile, altı ay içinde dolar dört liraya doğru tırmandığında, cebi delinen seçmenin referandumda ne yapacağı hiç mi hiç belli olmaz. Ne demiş şair:

„Cep delik, cepken delik

Kevgir misin be kardeşlik…“

Referandumun sonucu „kevgir değiliz“ şeklinde de olabilir yani…

Yazarın diğer yazıları