Acısı ilk günkü gibi

Mam Zeki, ailesi ve Kürt halkı için büyük bir kayıptır. Êzîdî  halkı böyle bir komployu hiçbir zaman kabul etmez. O halkı için büyük bir değerdi. Onu katledenler şunu bilsinler; Şengal’de bir kişi bile kalsa, KDP’nin orayı kontrolüne izin vermezler.

EGÎD EREN

Êzîdî Toplumu Koordinasyonu ile KCK Yürütme Konseyi Üyesi İsmail Özden (Zeki Şengalî), 15 Ağustos 2018’de Koço köyü katliam anmasından dönerken, yerel işbirlikçilerin de desteğiyle işgalci Türk devletinin hava saldırısı sonucu şehit düştü. Kürt özgürlük hareketinin 35 yıllık militanı, Êzîdîlerin Mam Zeki’sinin şehadeti sadece Şengal’de değil Kürdistan’ın tüm parçalarında ve sürgünde büyük bir üzüntü ve öfkeyle karşılandı, kitlesel protesto ve anma etkinlikleri düzenlendi. Katledilişinin 1. yıldönümü olan 15 Ağustos günü Mam Zeki hem Şengal hem de Avrupa’nın birçok merkezinde kitlesel törenlerle anılacak.

Geçtiğimiz yıl suikast haberinin duyulması ardından Mam Zeki’nin ailesinin de yaşadığı Celle’ye gitmiş, Êzîdîler başta olmak üzere tüm Kürdistan halkının Zeki Şengalî’nin kaybından duyduğu üzüntüye bizzat tanıklık etmiştim. Şehadetinin yıldönümü öncesinde bir kez daha Celle’ye giderek, Mam Zeki’nin ailesini ziyaret ettim. Güllerle sarılı evin bahçesinden geçerken Mam Zeki’nin eşi Gulê Özden’i kollarını sıvamış halde, ektiği sebzeleri sularken buldum. Gulê anayla kucaklaşarak, bahçedeki erik ağacının altındaki masada oturduk. Mam Zeki’nin eltisi Qaşem Özden de geldi. Qaşem anne Mam Zeki’nin anması için Şengal’e en fazla gitmek isteyenlerden, ancak koşullardan ötürü gidemiyor. Bundan ötürü duyduğu üzüntü, anavatanına duyduğu özlemi gözlerinden okumak mümkün. Ellerini öpüp, ‘Qaşem anne, Şengal daha kuşatma altında, biliyorsun ki koşullar el vermiyor’ deyip onu teselli etmeye çalıştım.

Eşi için örf ve adetlerine göre bir anma etkinliği yapacaklarını belirten Gulê ana “Şengal Meclisi’yle görüştük, anma için Şengal’de olmamızı istediler. Biz de Şengallilerin bu talebini olumlu karşıladık. Şehadetin yıldönümünü birlikte karşılayacağız. Çocuklar, cenaze törenine katılmamıştı, tören için Şengal’de olacağız” dedi.

Aradan geçen zamana rağmen acısı çok taze olan Gulê ananın gazetemiz Yeni Özgür Politika’nın sorularına yanıtları şöyle:

Önceden eşiniz yanınızda olmasada yaşadığını biliyordunuz, Mam Zeki’siz bir yıl nasıl geçti?

Zahmetliydi. Oradaydı, ulusal mücadelesini yürütüyordu. Biz rahattık, mutluyduk. Yüreğimiz onunlaydı. Hangi Êzîdî veya Kürt’e sorarsanız, Zeki’nin barış dışında bir talebi olmadığını sizlere söyler. Kürt halkıyla yapılacak tüm ittifaklar için hep hazırdı. Kimsenin malı mülkünde gözü yoktu. Onun Almanya’da yeterince malı ve mülkü vardı. Malı ve mülkünü bırakıp‚ ‘halkımıza ittifak lazım!’ diyerek ülkesine geri döndü. Şehadetinin acısını ilk günmüş gibi hissediyorum. Hatta daha sıcak…

Şehadetinden önce savaştan ötürü çok görüşemiyorduk. Çocuklara da ‘onun güvenliğini tehlikeye sokmayın’ derdim. Zaten imkan bulduğu zaman kendisi arardı. Bir telefonu bize güç veriyordu. Onunla mutluyduk. Öldürülmesini kabul etmiyoruz. Ailesi ve Kürt halkı için büyük bir kayıptır. Êzîdî  toplumu da böylesi bir komployu hiçbir zaman kabul görmeyecek. O halkı için büyük bir değerdi.

Bu suikast Mam Zeki’nin Êzîdî temsiliyetine yönelik bir saldırı mıydı?

Zeki, emeği ve mücadelesiyle tanındı. Hiç kimse bu emeği inkar edemez. Görüyorum, ulusal mücadeleden uzak olanlar bile, Zeki’nin emeğini görüyor. Onun için dört parça Kürdistan’ın bir farkı yoktu. Bir Êzîdî veya Kürt nerede varsa onu kucaklardı. Hatta geçenlerde çocuklara anlatıyordum; Êzîdîler bu kadar ferman yaşadı, ancak bir gün Zeki, Êzîdîler böylesi bir haksızlığa uğradı deyip yeni düşmanlar yaratmaya çalışmadı. Özellikle Êzîdî ve Müslümanlar arasında bir çatışmanın yaşanmasını hiçbir zaman tasvip etmezdi. Toplumlar ve inançlar arasında çatışmaları engellerdi.

Söyleyin gerçekten Zeki’nin yeri nasıl doldurulacak. Bu düzeyde yetişmiş bir kişi… Almanya’da ailesini, çocuklarını bırakıp, halkı için savaştı. Her şeyi vardı. Onun zenginliği ise ülkesinin özgürlüğe kavuşmasıydı. Şehadet yıldönümünü bu duygularla karşılıyoruz. Zahmetli, çok zahmetli… Çocuklara güç vermeye çalışıyorum. Halen çoçuklarım babalarını kaybetmenin etkisindeler.

Eşinizin şehit düştüğü yere de gittiniz. Orada ne gördünüz, ne hissettiniz? Uğradığı suikaste ilişin neler söylemek istersiniz?

Zeki’nin Türk savaş uçaklarıyla vurulduğu yere gittim. Araç iki kez havadan vuruluyor. Oradakiler bu saldırıların Irak devletinden habersiz yapılmadığını söyledi. Onlar biliyordu, Zeki’nin toplum üzerinde nasıl bir etki bıraktığını. Mir ailesi de bunu biliyordu. Zeki’nin kararıyla birçok kapıları açıyordu.

Zeki, çıkacağı yola yüzde yüz inanmamış olsaydı, oraya gitmezdi. Türk devleti onu dakika dakika takip ettiklerini söylüyor. Ben de daha komplonun tam olarak nasıl yaşandığını bilmiyorum. Sanırım araştırmalar devam ediyor. Başta Irak devleti ve KDP’nin eli var bu olayda. Türk devleti orada insanları öldürünce neden karşı çıkmıyorlar? Suçlular. Irak devleti, sınırlarından kalkan tüm uçaklardan haberdar. KDP’ye gelirsek, Zeki gibi birisinin öldürülmesiyle ellerine ne geçti! Ancak şöyle bilsinler Şengal’de bir kişi bile kalsa, KDP’nin orayı kontrolüne izin vermezler. Fermanda KDP, Êzîdîleri savunmasız bıraktı…

Mam Zeki Şengalî’nin mücadelesi ve şehadet yıldönümüne ilişkin Kürdistanlılara ne söylemek istersiniz?

Zeki, bireysel ihtiyaçlarını örgütünden önce görmedi. Hiç bir zaman mücadelesinde ailesini bir engel olarak görmedi. En büyük oğlum Kasım, 18 yaşlarında iken, özgürlük mücadelesine katıldı ve şehit düştü. Her şey Kürt halkı içindi. Adeta Kürt halkının geleceği için yaşadık. Gerçekten benle eşim hayatımızı Kürt halkına kurban ettik. Şehit düşen oğlum, Kasım şöyle derdi: ‘Böylesi bir babanın oğlu olup da mücadeleye katılmamak olmaz…’

Çocuklarımızı kendimiz gibi büyüttük. Zeki çocukları çok severdi. Son iki yıldır, artık çocuklarımıza ‘babanızın yanına gideceğim’ diyordum. Bir kardeşimde, ‘Biz bunu kabul edebilir miyiz!’ dedi. ‘Kabul edip etmemeniz önemli değil, ben bir çadır altında bile olsa Zeki’yle kalmaya razıyım’ dedim. ‘Artık buralarda kalamam, ülkeye gideceğim’ dedim. Ancak nasip olmadı.

Çocuklarım, ‘baba kokun çok güzel’ derlerdi. En küçük çocuğum Xeyri daha 8 yaşında iken, babası gitti. Babasına yeterince sarılamadı. Babası şehit düşmeden önceki baharda babasının yanına gitmeyi planlıyordu. Xeyri dışında diğer çocuklarım babalarının yanına gitti. Ama Kürdistan’ın tüm çocuklarının babası ve arkadaşıydı Mam Zeki.

Moral kaynağımızdı

Dayika Perişan (Ablası): Kardeşim çok iyi bir insandı. Şerefli bir insandı. Rahatsızlığımdan dolayı çok şey hatırlayamıyorum. Bazen telefon açıp bana ‘Perişan kendine dikkat et. Kendine iyi bak’ derdi. Bize moral verirdi. Başkan Apo’nun başı sağ olsun. Şehit düştüğü gün hastahaneye düştüm. O gün Celle’de düştüm. Halen de düzelemedim.


Mam Zeki PKK’dir…

Kardeşim Zeki halkı için en büyük şeref ve onur için yola düştü. Hem kendisi hem de bizler için yapılması gerekeni en layıkıyla yerine getirdi. Şimdi onun yerine milyonlarca Zeki var. Emekleri boşa gitmeyecek.

Mam Zeki’nin ablası Xezal Ferman da kardeşinin şehadetinin acısını ilk günkü gibi yaşıyor. Bielefeld kentindeki evinde ziyaret ettiğim Xezal ana konuşmamız boyunca gözyaşlarına hakim olmakta zorlanıyor. ”Her dafasında bir yerde onun sesini duyduğumda ya da suretini bir gördüğümde yüreğim yanıyor. Ve yüreğime bir bıçak saplanıyor… ” diyen Xezal ana ”Bundan dolayı sadece Êzîdxan değil tüm Kürt halkı bilmelidir ki Mam Zeki, PKK’dir. Büyük bir cesaret ve azimle mücadele etti. Hiçbir zaman inancından taviz vermedi. Evet bunun için sadece bu sene değil gelecek tüm yıldönümlerinde anılmalı” diye belirtti.

Kardeşi Mam Zeki’nin mücadelesine bağlılığına işaret eden Xezal ana bir anısını paylaşarak devam etti: ”Ona bir keresinde ‘çocukların küçüktür, nereye gidiyorsun?’ diye sorduğumda, ‘Eğer vatanımız yoksa hiçbir şeyimiz yoktur. Evet çocukların var diyorsun. Biz bu çocuklar için bir özgür bir ülke sağlamalıyız. Eğer vatanımız yoksa çocuklarımız da yoktur! Vatan bir inançtır, evdir. Partimiz Êzîdîler ve tüm ezilen halklarındır’ demişti.”

Emekleri boşa gitmeyecek

Mam Zeki’nin mücadelesini sonuna kadar sürdüreceklerini vurgulayan Xezal ana, ”Umut ediyorum ki kardeşimin gittiği yol, mücadele amacına ulaşacaktır. Kürtler amacına ulaşır. Başkalarının zulmünden kurtulurlar. Kimsenin haksızlığına uğramazlar. Kardeşim Zeki halkı için en büyük şeref ve onur için yola düştü. Hem kendisi hem de bizler için yapılması gerekeni en layıkıyla yerine getirdi. Şimdi onun yerine milyonlarca Zeki var. Emekleri boşa gitmeyecek. Ben Zeki’ye verdiğim sözü yine tekrarlıyorum. Ben sağ olduğum sürece beynimle, fikrimle, gönlümle onun yolunda olmaya devam edeceğim. Gücümün yetmediği anlarda da beynim ve gönlümle onun yolunda olacağım” diye belirtti.

Anmaya katılım talebi yüksek

Şengal’de yapılacak anmaya katılmak isteyenlerin çok olduğunu ancak güvenlik ve koşullar nedeniyle tüm taleplere yanıt verebilmenin mümkün olmadığını anlatan Xezal ana ”Ben Şengal’e gideceğim. Eşim de çok gelmek istiyordu. Ancak imkanlar kısıtlı. Güvenlik sorunları da var. İlk sene ve çok kalabalık bir anma gerçekleşecek ancak orası bir savaş bölgesi. Bunu göz önünde bulundurmak lazım. Birbirimizi anlamalıyız. Herkesin bu değerli talebini de anlıyoruz” diye konuştu.


Mucize eseri kurtuldu

Kardeşiyle ilgili anılarını anlatırken Xezal Ana, Mam Zeki’nin çok büyük bir kazadan şans eseri kurtulduğunu şöyle aktarıyor: ”Kardeşim Süleyman Almanya’da yaşıyordu. Daha sonra kardeşler için istek yapma imkanı olduğunda Zeki ve İbrahim’i davet ediyor. Zeki ve İbrahim vize işlemleri için yola çıktıkları zaman bindikleri otobüs çok büyük bir kaza geçiriyor. Otobüsteki yolcuların çoğu yaşamını yitiriyor ve geri kalanlar da ağır yaralanıyor. Ancak Zeki ve İbrahim tırnaklarına bile zarar gelmeden kurtuluyorlar. Kaza yerine gelenler hayret etmişler.”

Kardeşi Zeki’yle birlikte özgürlük mücadelesinin parçası olduklarını belirten Xezal ana şunları belirtti: ”Zeki daha partiyi tanımadan önce Hannover’de Şivan ve Gülistan’ın katılacağı bir gece vardı. Eşim Şükrü bizim için iki bilet almıştı. Biz gece ile konuşurken Zeki bileti elimden alıp ‘sen gitmiyorsun, ben gideceğim’ dedi. O gece bir nevi Zeki için Kürt Özgürlük Hareketi ile tanışma gecesi oldu. Her geçen gün bağlılığı artıyordu. O dönem yürekli Apocular vardı. Zeki ile beraber bizim için güzel bir başlangıç oldu.”

Yazarın diğer yazıları

    None Found