‘Adana Mutabakatı!’

21 yıl önce, Türkiye ve Suriye arasında imzalan “Adana Mutabakatı” Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından gündeme getirilince, Ankara’da heyecan katsayısı tavan yaptı. Suriye konusunda şimdiye dek hep başka güçlerden “yeşil ışık “ bekleyen Ankara, Putin tarafından yapılan bu öneriye heyecanla sarıldı. Eski defterler karıştırıldı. Yandaş kalemşörler köşelerinde sayfalar dolusu analiz ve yorumlar yaptılar. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Suriye ile “dolaylı olarak görüştüklerini” açıklayıverdi.

Moskova’da yapılan Putin, Erdoğan zirvesinde Rusya tarafından gündeme getirilen “Adana Mutabakatı” 2011 yılından bu yana fiilen fonksiyonsuz kalmış ve uygulanması neredeyse imkansız bir mutabakat. Suriye’de iç savaş başladığımdan bu yana “unutulan” bu mutabakat neden şimdi Rusya tarafından masaya sürüldü?

Rusya, Astana süreci kapsamında, Türkiye’nin verdiği “taahhütleri” yerine getirmediği yönünde ciddi eleştiriler dile getirirken, İdlib konusundaki sözlerin Türkiye tarafından yerine getirmediğini “açıkça” masaya koydular. Moskova zirvesinde tam da bu konular müzakere edilirken, Türkiye’nin yaşadığı açmazlardan “çıkış” yolunu Putin’in göstermesi oldukça manidar.

Putin öncelikle, Suriye meselesinde, adresi ve muhattabı açıkça gösteriyor: Şam, dolayısı ile Esad ve rejim!

Oysa Suriye savaşını. Başında, Esad gidecek, üç ay sonra Emevi Camii’nde namaz kılmayı düşünenler, Putin’in önerisi ile bu “çıplak” gerçekle yüzleşmek zorunda kaldılar.

Rusya’nın bu manevrası Esad ve rejimini adres göstermesi, bundan sonra rejim için “meşruiyet” tartışmalarını da gündemden kaldırmayı hedefleyen bir hamle.Ayrıca, İdlib meselesinde artık Rusya ve Suriye Rejiminin sabrının kalmadığının bir göstergesi. HTŞ neredeyse İdlib’in tamamını kontrol altına almış durumda. Bu Rusya açısından göz yumulacak bir durum değil. Bir biçimde İdlib’de kontrolü ele alınacak bir gelişme her an yaşanabilir. Rusya İdlib meselesini haletmek için, “Adana Mutabakatı” ile de, Türkiye’ye “çıkışı” gösteriyor. Nitekim, Şam’dan yapılan açıklamalarda bu yönde. Mutabakattaki “karşılıklılık ilkesi” gereği bu mutabakatın yeniden yaşama geçmesi kimi şartlar içeriyor. Öncelikle Ankara ve Şam arasında, yeniden tam diplomatik ilişkilerin başlaması anlamına geliyor. Bunca yaşanana rağmen Şam buna yanaşır mı? Rusya bu konuda “arabulucu” rolünü üstlenir mi?

Ankara’nın “güvenli bölge” talebi hem Rusya ve hem de Rejim tarafından kuşkuyla karşılanıyor. Bu konuda Türkiye’ye yeşil ışık yakmaları oldukça zor. Ayrıca, Kuzeydoğu Suriye’de yaşayan milyonlarca halk ve Demokratik Suriye Güçleri, Türkiye’nin tampon bölge oluşturma ve yönetme fikrine kesinlikle karşı. Hal böyleyken, İdlib’e karşı “Adana Mutabakatı“ fikri ya da önerisi de bir o kadar sorunlu.

Suriye’deki savaş, sona doğru yaklaşırken “egemen güçler” son hamlelerini atmakla meşgul. Cenevre’de kurulması öngörülen “anayasa yazım komisyonu” konusunda henüz bir ilerleme sağlanmazken, İdlib bir ateş topu gibi ortadayken, Rusya’nın bu hamlesi, Ankara Şam yakınlaşmasını başlatma amacı güdüyor. Kürtlere de Şam ile uzlaş mesajı içeriyor. Ancak Ankara’ya “güvenli bölge” konusunda hiç bir mesaj içermiyor. Zaten “Adana Mutabakatı da” Türkiye’ye doğrudan bir “müdahale” hakkı tanımıyor.

ABD’nin çekilme “süreci” ağır ağır devam ediyor. Pentagon’dan yapılan açıklamalara göre; DAİŞ için Suriye’de son yaklaşıyor. SDG’de bu durumu teyit eden bir açıklama yaptı.

“Adana Mutabakatı”ndan medet ve çıkış arayan Ankara, hatalarını görmüşe benzemiyor. Yanlış politikalarda ısrar ettikçe, Suriye meselesinde “çözüm’de” o kadar zorlaşacaktır.

Yazarın diğer yazıları