Ağrı’nın ağrısı

Yerel seçimlerde, dipçik zoruna dayalı Erdoğan rejimi, Belediye Başkanlığı’nı alamadı.

Kemalist iktidar, 30’lu yıllarda Ağrı’daki direnişine karşı napalm bombaları kullandı, 80 yıl boyu işgale dayalı iktidar olmak istedi; olamadı. 

Türk ordusunun Ağrı saldırısı, seçimlerden önce AKP’ye ters esen rüzgarı durdurmak için askeri aygıtın harekete geçtiğinin ilk belirtisi oldu.

Seçimlerden önce, talan, yalan ve rüşvete dayalı AKP/CHP/MHP dünyasından kopuş başladı.

Bu seçimleri, sadece parlamentoya çıkış için bir sınav olarak görmemesi gerektiğinin bilinmesi gerekiyor. 

Hesaplaşmanın nedenleri daha da köklü.

Savaş, Kürdistan’la birlikte Türkiye’nin de tarihini değiştirecek yeni bir bilinci taşıyanlarla, egemen Türk sömürgeciliği ve kapitalist dünyası arasında.

Kolonileştirilenler ve Türkiye’de ezilenlerin, kaderlerini silahsız çizmek için yürüyüşe çıkmalarına tahammül etmeyenler, Ağrı’da şiddete yeniden "start" verdiler.

Kürdistan ve Türkiye arasında oluşturulan "uçurum" kapanıyor.

Türkiye’deki halkın Kürdistan’daki "ses"i onyıllar boyu duyması engellenmişti.

Bu seçim arifesinde, Türkiye’deki anneler, ev kadınları, gençler, öğrencilerin artık Ankara’dan gelen sese kulak vermeyeceğini gören Erdoğan ve AKP’nin kızgınlığı, Ağrı’da sahnelendi.

Erdoğan ve AKP silah zoruyla beklenmeyen bu uyanışı durdurmak için, Genelkurmay’ı harekete geçirdiler.

Ağrı’daki askeri provokasyonun bir nedeni bu. 

Önemli bir nedeni ise toplumsal olarak, askeri işgale rağmen, Ankara ile arasına mesafe koyan Kürdistan’ı fethetmek için Genelkurmay harekete geçirilmiş oluyor. 

Son yıllarda, Türkiye yargı organları ve güvenlik güçlerine rağmen, yaşamlarını örgütlemek ve kendi hukuku, eğitim ve yönetim organlarını oluşturmak için yoğun çaba gösteren Kürdistan toplumuna artık tahammül göstermedikleri Ankara’daki hükümdarlık, saldırganlaşarak, zora dayalı "kabul" görmek için hareket ediyor.

Savaş mekanizması harekete geçti.

Semalarda savaş uçakları var, askeri toplar taciz ve şiddeti kanıksatmak için atış yapıyorlar.

Ağrı ayaklanmasında, direnenlerin mekanı Tendürek’de operasyonlar başlatıldı.

Erdoğan/Davutoğlu/Akdoğan üçlüsü, egemenliklerini yitireceklerinin ağrısıyla, Ağrı’ya saldırttılar.

Kolonileştirilenler ve Türkiye’deki ezilenler, Ağrı’da duyulan ağrıyla, militarist AKP siyasetine rağmen, daha emin yürüyeceklerini söylüyorlar.

AKP Genelkurmay, demagoglar ve kendisine siper olarak kullandığı "Kürtler"le birlikte asker/sivil bir saldırı bloku oluşturdu.

Saddam ile Erdoğan farkı kalmayacak gibi.

Kaybedeceklerini anlayan ve koltuklarını korumak için, kainata ateş yağdırmak isteyen histerik çıkışlar, diktatörlerin ortak paydası oluyor.

Etraflarında Türk demagogları çoğalacak;

Kendilerini "hakiki Kürt" ilan eden Metiner ve devamı "Kürtler", Demirtaş ve arkadaşlarını topa tutacaklar.

Tümünün değeri, "Büyük Kardeş" Erdoğan’ca "sıfır" olacak.

Bir "Kürdü" defedip, yerine bir başkasını geçirerek, devam edecek yoluna.

Yani bir yerde kavga "dava adamları"yla, "gönüllü köleler" arasındaydı, kızışarak devam etse de.

Yazarın diğer yazıları