Ahlaki politik toplum tasavvuru ve eğitim

“Almanya’da bir lisenin müdürü her yeni eğitim yılının başında öğretmenlerine şöyle bir mektup gönderir: “Bir toplama kampından tesadüfen sağ kurtulmuş biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü.

İyi bir eğitim almış, mühendisliğin tüm inceliklerini bilen, iyi yetişmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, insan anatomisini çok iyi bilen, tıbbın tüm inceliklerine hakim iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise mezunu, üniversite mezunu askerlerin kurşuna dizdiği, diri diri yaktığı insanlar.

Eğitimden bu yaşadıklarımdan dolayı büyük bir kuşku duyuyorum. Sizlerden isteğim şudur. Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın. Çabalarınız bilgili canavarlar, becerikli psikopatlar üretmesin. Okuma yazma, matematik, kimya, çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa ancak o zaman önem taşır.”

Böyle bir mektup gerçekten var mıdır, yoksa bir tevatür müdür bilinmez. İkinci Dünya savaşı, Nazi dünyası ve Nazi dünyasından geriye kalan mağdurlar veya faillerle ilgili pek çok hikaye, pek çok gerçek, pek çok tevatür anlatılır. Bu hikayedeki mektubun gerçek olup olmaması önemli değil.

Önemli olan işaret ettiği gerçekliktir. Tıp eğitimini insanlara işkence etmenin hizmetine sokan, mühendisliği, bilumum bilim disiplinini, hatta sanatı toplu kıyımların, işkencelerin, vahşetin hizmetine koşan bir sistem inşa edildi Almanya’da ve bu sisteme gönüllü hizmet eden milyonlarca insan bulmada güçlük çekilmedi.

Türkiye’de ve dünyanın pek çok ülkesinde okullar yeni eğitim dönemine başlarken bu mektubu hatırlamakta fayda var. Evet Nazizim gibi dünyanın en vahşi en barbar sistemlerinden birine milyonlarca insanı gönüllü olarak tabi kılan şey eğitim yoluyla onlara kazandırılan formasyondur.

Yoksa hiçbir insan tıpkı diğer canlılarda olduğu gibi doğuştan bir canavar olarak ortaya çıkmıyor. Onu canavarlaştıran, gözünü kırpmayan bir katile, bir caniye dönüştüren süreç aileden başlayarak, okullarda ve tüm toplumsallaşma süreçlerinden geçerek inşa ediliyor.

Bilim, bilgi, teknoloji insanı daha insan yahut daha güzelleştirici yapmıyor. Zemininde ahlaki ve vicdani bir tasavvurun, bir ilkeler dizgesinin, bir paradigmal kurgunun olmadığı hiçbir bilime, teknoloji, bilgi yahut adına gelişme dediğimiz şey insanın yararına, doğanın, diğer canlıların yararına bir yaşam inşa edemez. Ahlaki politik toplum tasavvurundan, vicdandan azade bilginin ulaşacağı tek yer yıkımdır, vahşettir, felakettir.

Bugün bilginin, teknolojinin kullanılma biçiminin ne merhaleye ulaştığı, insan dahil tüm canlıların yaşamını nasıl tehdit ettiği, tüm yaşam plantasyonlarını nasıl ortadan kaldırdığı hepimizin adımızı bildiğimiz kadar malumudur. Peki, bilginin, bilmenin, teknolojinin yıkıcılığı hepimize bu kadar malumken bu yıkıcılığın bu kadar ortağı olmadaki gönüllülük motivasyonumuz nereden geliyor. Bunu sağlayan güç nedir? Elbette ki eğitim.

Tüm iktidarların, tüm devletçi sistemlerin, tüm merkezi yapıların en temel ideolojik aygıtı eğitimdir. Eğitimin en temel işlevi merkezi devletçi sistemin gönüllü kölelerini yaratmaktır.

Kapitalizmi ayakta tutan en temel dinamik eğitim yoluyla kitlelere dayatılan formasyondur. Buna mukabil haktan, eşitlikten yana, tüm doğanın, tüm canlıların eşit yaşam hakkını savunan ideolojilerin, sistemlerin, paradigmaların da öngördükleri sistemi inşa etmedeki en temel enstrümanları eğitimdir.

Ahlaki politik toplumu inşa etmek için bu yaşamın ilkelerinin demokratik tartışma, öğrenme ve eğitim süreçlerine tabi tutulmasından daha etkili bir yol yoktur. Eğitimin özgür irade, demokratik tutum ve gönüllülük ilişkisi içerisinde inşa edilmemesi durumunda niyet, ilke ve prensipler ne kadar doğru olursa olsun pozitivizme dair bir sapmadan kendini kurtarması mümkün değildir.

Reel sosyalist deneyim bize eğitimin demokratik karakterinden uzaklaştığında ortaya ne tür bir insan çıkardığını göstermiştir.

Bu gün Kürt özgürlük paradigmasının da yaşadığı temel problemlerden, temel handikaplardan birisi eğitim meselesidir.

Sistemin okullarından, eğitim çarkından insanları uzak tutmak ve bu çarkla mücadele, devrimin ana mücadele alanı olurken kendi eğitim sistemini inşa etmek ve üstenci, dayatmacı, olmayan reel sosyalizm eğitim modelini çağrıştıran yaklaşımlardan uzak, demokratik karakteri öne çıkan bir eğitim anlayışını tüm kurumlarında tüm yapılarında egemen kılmak. Yeni yıkım sürecini karşılamanın temel mücadele yöntemidir. 

Bu hafta milyonlarca Kürt genci sistemin okullarında eğitime başladı.

Yazarın diğer yazıları