AİHM Öcalan için başvuruyu görüşecek

AİHM’in bulunduğu Fransa’nın Strasbourg kentinde Kürtler, Öcalan için sayısız eyleme imza attı. FOTO/AFP

AİHM, Öcalan’a fiziki saldırı ve ölüm tehdidini, başvurudan 10 yıl sonra görüşücek. AİHM başvuruyu, 27 Eylül’de ele alacak.

ZÜLKÜF KURT
HABER MERKEZİ

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan ağırlaştırılmış tecrit 20.yılına yaklaşırken, 5 Nisan 2015’ten bugüne kendisinden hiçbir şekilde haber alınamıyor. Sağlığı ve güvenliğine ilişkin endişeler ve tepkiler yükselirken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2008 yılında Öcalan’ın İmralı’da maruz kaldığı fiziksel saldırı ve ölümle tehdit edilmesi üzerine avukatları aracılığıyla yapılan başvuruyu gündemine aldığını açıkladı.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2, 3, 6, 13 ve 14. maddelerinin ihlal edildiği belirtilerek yapılan “12261/10 Öcalan v.Turkey” sayı ve isimli başvuru, 27 Eylül’de görüşülecek.

Fiziki saldırılara sert tepki
Öcalan, tecrit altında kaldığı İmralı Cezaevi’nde 2008 yılında sistematik ve fiziki saldırılara maruz kalmıştı. Temmuz 2008’de Öcalan’ın saçlarının zorla kazıtılması üzerine büyük bir tepki gösterilmiş, o dönem bu saldırıyı protesto etmek için binlerce kişi saçlarını kazıtmış, TUHAD-DER ve TUHAD-FED aracılığıyla kamuoyuna açıklama yapan PKK’li ve PJAK’lı tutsaklar da, bu saldırıyı protesto etmek için saçlarını kazıtacaklarını ve bu durumu kabul etmeyeceklerini açıklamışlardı.

Öcalan’a yönelik bu saldırının akabinde Ekim 2008’de hücre araması bahanesiyle odasına giren gardiyanlar Öcalan’a fiziki olarak saldırmış ve ölümle tehdit etmişti. Öcalan, 15 Ekim 2008 tarihinde gerçekleşen avukat görüşünde yaşananları avukatlarına aktarmasının ardından avukatları harekete geçti. 16 Ekim’de yazılı olarak kamuoyunu bilgilendiren avukatlar, 18 Ekim 2008’de gerçekleştirdikleri basın açıklamasında şunları belirtmişlerdi: “Öcalan’ın odası, ‘arama yapacağız’ bahanesiyle görevlilerce tamamen dağıtılmıştır. Kendisi odanın dışına, yan odaya götürülmüş, bu uygulamaya itiraz ettiğinde, kendisine “Sus, sen konuşamazsın, bir kelime bile konuşma hakkın yok” denilerek, iki görevli tarafından kollarına girilmiş, bir görevli tarafından da fiziki zor kullanılarak arkadan üzerine çullanılmış ve yere doğru çökertilmiştir. Bu bir işkence yöntemidir. Kendisinin bu muamele karşısında, “Bu uygulamadansa beni öldürün daha iyi” demesi üzerine, bir görevli “Ona da sıra gelecek” diyerek, açıkça yaşamına kastedileceği tehdidinde bulunmuştur.”

İmralı’da Öcalan’a yönelik gerçekleşen saldırıdan sonra Kürdistan’da ve Batı metropollerinde serhildanlar ve protestolar gerçekleşmişti.
Amed, Mardin, Urfa, Siirt, Batman, Şırnak, Hakkari, Van, Iğdır, Mersin, Adana, Antalya, İzmir, Ankara ve İstanbul’da bu işkenceye tepki gösteren binlerce insan ayağa kalkmış ve yaşanan işkenceyi ve tehdidi protesto etmişti. Serhildanların ve protestoların yükselmesiyle dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, 19 Ekim’de yaptığı açıklamada “Ben böyle bir iddiayı duyar duymaz hemen inceleme yaptırdım. Bir kötü muamele meydana gelmiş değil. O bakımdan iyi niyetli olarak bu konuyu duyunca tepki gösterenler, tepkilerini yeniden gözden geçirsinler ama kötü niyetli olanlara diyeceğim bir şey yok” diyerek, Öcalan’a yönelik saldırıyı inkar etmişti.

Ahmet Özkan yaşamını yitirdi
Kürdistan’da esnafların kepenk kapatarak destek verdiği eylemler her yerde yayılırken, polis ve askerler zırhlı araçlarla ve silahlarla halka saldırı başlattı. Her yerde halka yönelik gerçekleşen yoğun saldırılarda birçok kişi silahla ve gaz bombasıyla ağır yaralandı. Doğubeyazıd’da Öcalan’a yönelik gerçekleşen fiziki saldırıyı ve tehdidi protesto eden halka, polisin ateş açması sonucu Ahmet Özkan (20) yaşamını yitirdi. Eylemler sonrasında başlatılan gözaltı ve tutuklama furyasıyla da yüzlerce kişi tutuklandı.

Yüzlerce gözaltı ve tutuklama
İnsan Hakları Derneği (İHD), 18-22 Ekim 2018’de gerçekleşen protestoların bilançosunu açıkladığı raporunda, polis kurşununa bağlı olarak 1 yurttaşın yaşamını yitirdiğini, 90 yurttaşın da polis kurşunu ve gaz fişeği isabeti nedeniyle ağır ya da hafif şekilde yaralandığı belirtti.
Protestolar sırasında ve sonrasında da 397 kişinin gözaltına alındığını, 29’u çocuk 208 kişinin yaralandığını ve gözaltına alınanların işkence gördüklerini açıkladı.

Dava AİHM’e taşındı
Öcalan’ın avukatları tarafından Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Yalova Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptığı tüm başvuruların sonuçsuz kalması üzerine 2 Mart 2010’da AİHM’e Sözleşme’nin yaşam hakkını içeren 2. maddesi, işkence yasağını içeren 3. maddesi, Adil yargılanma hakkını içeren 6. maddesi, Etkili başvuru hakkını içeren 13. maddesi ve Ayrımcılık yasağını içeren 14. maddelerinin ihlalinin yaşandığı belirtilerek yapılan 12261/10 Öcalan v. Turkey sayı ve isimli başvuru, 27 Eylül’de görüşülecek.

AİHM uzun bir süredir eleştiriliyor
AİHM’nin uzun süredir siyasallaştığı ve ülkelerin siyasi çıkarlarına göre karar aldığı yorumları yapılıyor. 5 Nisan 2015’ten bugüne İmralı’da yaşanan ağırlaştırılmış tecridi görmemezlikten gelen Avrupa ülkeleriyle, AİHM’in kararları arasındaki özdeşliğe vurgu yapan yorumların ön planda olduğu bu günlerde AİHM’in vereceği karar, Avrupa hukukunun insan haklarını merkezine alan yanının mı, yoksa devletler hukukunu esas alan yönleriyle mi şekillendiğine dair açık örnekler oluşturacak.

Yazarın diğer yazıları

    None Found