Akit gazetesinin kadınlarla derdi ne?

Akit gazetesi AKP hükümetine yakınlığıyla bilinen bir gazete. Bu gazete iki günde bir kadınları hedef alan yazı, haber veya açıklamaları manşetine taşıyor. Akit, bir süre önce Türkiye’de “kadın istihdamının arttığını” söyleyen Türk Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un sözleri üzerinden kadınlara saldırdı.

Bu gazetenin 6284 sayılı kanunu hedefine aldığı biliniyor. 6284 sayılı yasanın şiddet vakalarını arttırdığını ve yuvaların yıkılmasına sebep olduğunu durup durup yeniden yazıyor, süresiz nafakanın iptal edilmesi için elinden geleni yapıyorlar. Onlara göre; “6284 sayılı kanun ve süresiz nafaka nedeniyle toplumların yapı taşını oluşturan aile kurumu Türkiye’de yavaş yavaş cazibesini kaybediyor”muş! “Aile Bakanlığı”nın kadın istihdamı ve kadınlara pozitif ayırımcılık gibi “tuhaf” uygulamalara kafa yorduğu Türkiye’de, ilk evlenme yaşı son 15 yılda tırmanarak 28’lere ulaşmış! Son 10 yılda 18-19 yaşında  anne olanların sayısı yüzde 36, 20-24 yaş grubunda yüzde 20 düşmüş. 10 yılda çocukların Türkiye nüfusuna oranı gerilemiş. Kadınların doğurganlık hızı 2017’de Türkiye tarihinde ilk defa nüfus yenilenme düzeyi olan 2.10’un altında kalmış.

Onlar için “korkunç” bir tablo tabii. Akit zihniyeti kız çocuklarının 10 yaşında kendisinin iki-üç katı yaşında sakallı-sarıklı adamlarla evlendirilmesini, 13’ünde anne, otuz yaşına varmadan en az dört torun sahibi nine olmasını istiyor çünkü. 28 yaşında evlenen bir kadın bilinç düzeyi, işi, kariyeri gibi nedenler yüzünden anne olmayı erteleyebilir diye korkuyorlar.

“15 yıl önce Avrupa’dan en bariz farkı insanların genç evlilik yaşı olan Türkiye, gitgide batı zihniyetine kayıyor” demiş Akit Gazetesi. Övündükleri şeye bakın: “İnsanların genç evlilik yaşı!” Dönüp dönüp aynı noktaya gelmek dedikleri bu olsa gerek. Kadınların erken evlenmeleri kadın düşmanı zihniyet için çok önemli. Böylece kadınlar okula gidemeyecek, kariyer yapamayacak, kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak bir iş sahibi olamayacaklar. Bu nedenle değil midir ki “kadının yeri evidir” diye manşet atmaları?

Akit’e göre, Aile Bakanlığı “ana sorumluluk alanı olan yuva bütünlüğünün korunması”nda son on yılda hiç iç açıcı sonuçlar elde edememiş. Çünkü Türkiye’de son 10 yılda boşanmalar yüzde 70 artmış, bu sürede 1.2 milyon çift boşanmış. Türkiye’de boşanmaların artmasının sebebi olarak kadınların çalışması gösterilmiş. Sanki yandaşı oldukları AKP/MHP iktidarının hiç bir suçu yokmuş, ülkede iktisadi ve idari krizler yaşanmıyormuş, kadınlar hiç aile içi şiddete uğramıyormuş gibi.

Bir süre önce kadın örgütlerinin onca karşı çıkmasına rağmen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 703 sayılı KHK ile birleştirildi. Dolayısıyla Akit Gazetesi’nin bilinçli bir şekilde “Aile Bakanlığı” dediği bakanlığın adı aslında  “Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı.” Ve bu bakanlık yuva bütünlüğünü korumakla yükümlü olmakla beraber, tek görevi bu değil. Örneğin çocukları her türlü ihmal ve istismardan korumakla da yükümlü. Akit’in ölümüne nefret ettiği “kadınlara karşı ayırımcılığı önlemek, kadının insan haklarını korumak ve geliştirmek, kadınların toplumsal hayatın tüm alanlarında hak, fırsat ve imkânlardan eşit biçimde yararlanmasını sağlamak” da bu bakanlığın görevleri arasında. Ama Akit Gazetesi için bunlar “tuhaf” görevler ve bakanlık “tuhaf” işler yapmamalı.

HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Bektaş’ın çalışma yaşamında iş cinayetleri sonucu hayatını kaybeden kadınlarla ilgili TBMM’ye verdiği araştırma önergesine göre 2013-2017 yılları arasında 580 kadın işçi olumsuz çalışma koşullarından dolayı yaşamını yitirdi. Ve bu kadınların çoğu ya mevsimlik işçi olarak tarlalara götürüldükleri araçların “kaza” yapması sonucu, ya ev işçisi olduğu evin camını silerken düşerek ya da işyerini basan bir erkek tarafından kurşunlanarak hayatını kaybetti. Kayıtlı kadın istihdamındaki en ağır sektör hizmet sektörü olmasına rağmen kadınlar en çok tarım iş kolunda, üstelik sigortasız ve kötü koşullarda çalışırken/çalıştırılırken öldü.

Peki “Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı” ne yaptı? Hiç bir şey! Asıl “tuhaf” olan bu değil mi?

Yazarın diğer yazıları