AKP DAİŞ’tir, Erdoğan Bağdadi’dir

İskan AMED

Faşist soykırımcı diktatör şef, Fırat’ın Doğusuna savaş ilan etti. Saldırı emrini verdi. Hedefi ise Kürtleri statüsüz bırakıp yapabilirse katliamdan geçirmek. Kürtler bu savaş karşısında topyekûn saldırı halinde AKP ve MHP’yi hedefine oturtmak zorundadır. Bu doğrultuda her AKP ve MHP üyesine şiddet temelinde yönelmelidir. Bu durum iç savaş demektir. Ve Erdoğan faşizmi Türkiye’yi iç savaşa sokmuş durumdadır. Kürtler kendilerine yapılan hiçbir kötülüğü bugüne kadar karşılıksız bırakmadı, bırakmayacaktır da. Tüm saldırılara her yerde topyekün direnerek cevap verecektir.

AKP’nin DAİŞ, Bağdadi’nin, Erdoğan olduğu dünya alem tarafından bilinmektedir. Tüm istihbarat örgütlerinde bu gerçeklik belgelerle mevcudiyetini korumaktadır. Davutoğlu tarafından yapılan “Konuşursam insan yüzüne çıkamazlar” açıklaması, Erdoğan’ın Kürt halkına yönelik gerçekleştirdiği insanlık dışı katliam suçlarının yanı sıra Avrupa ülkelerine yönelik DAİŞ kisvesiyle yapılan saldırıları itiraf ederim şantajıdır. Tüm insanlık bu nokta da bu gerçekliği görmelidir. DAİŞ, AKP’dir. DAİŞ, Ankara, Antep, Suruç, Amed ve daha birçok yerde Kürtlere, yönelerek katliamlar yapmıştır. Türkiye Devletine ve güçlerine en ufak bir saldırısı dahi olmamıştır. DAİŞ bu saldırıları Recep Tayyip Erdoğan’ın emirleriyle gerçekleştirmiştir. Faşist şef şimdi de eline geçirdiği Türk devletinin imkanlarıyla Rojava halklarına savaş açmıştır. Bu savaşla kirli ve karanlık örgütü DAİŞ’in intikamını, halklardan almanın peşindedir.   

Rojava halklarının QSD öncülüğünde insanlığı DAİŞ’e karşı koruduğu biliniyor. Ve ne olursa olsun tarihin bunu böyle yazacağı aşikardır. Yerkürede devletlerin insani değerleri kemirdiği, ahlaki tüm değerleri çiğnediği kapitalizm çağında devletlerin nezdinde Kürtlerin DAİŞ’e karşı yürüttüğü direniş unutulacak mı? Yoksa minnetle mi yad edilecek? Bu bilinmez. Ama ezilen yoksul halkların Kürtlerin meşru ve haklı direnişine ses olacağı ve yanında yer alacağı ortada duran bir gerçektir.

Rojava halkları direnerek, savaşarak, İslam dininin ak bayrağına, kara bir leke süren Firavun yapılanması uluslararası üst güçlerin örgütü DAİŞ’i yok etmiştir. Gizli, derin ve karanlık örgütünün yok edilmesini hazmedemeyen Erdoğan tüm dünya ülkelerini ve halklarını tehdit ederek Fırat’ın doğusuna saldırı emri verdi. An itibariyle Rojava kentleri savaş uçakları, tank ve top atışlarıyla bombalanmaktadır. Hava saldırısının ardından DAİŞ ismini değiştiren Diktatör Şefin paralı askerleri ÖSO denen tecavüzcü, talancı, katil güruh saldırıya geçecektir.

Erdoğan ve Astana tayfasındaki kadim dostları Rusya ve İran’la birlikte Rojava halklarının kazanımlarını ortadan kaldırmak için canhıraş bir çabanın içinde oldukları görülmektedir. İran ve Rusya’nın, Erdoğan’ın “Barış Pınarları” adını verdiği insan kanının pınarlar gibi akacağı operasyona destek verdikleri tutumlarından anlaşılıyor. Peki dünyanın süper gücü, ABD böyle bir operasyona nasıl bakıyor? Erdoğan tüm Türkiye’yi ABD’ye tapulasa dahi bu operasyon ABD’nin çıkarlarına ters düşmektedir. Fırat’ın doğusuna olası bir saldırıda ABD ittifak gücü olan QSD’yi yüz üstü mü bırakacak ya da Faşist soykırımcı DAİŞ lideri Erdoğan’a “Buyur saldır mı?” diyecek. ABD “Buyur saldır” diyecek olursa Suriye’de bitecektir. ABD’nin Suriye de bitmesi tüm Ortadoğu’da bitmesi ve kaybetmesi anlamına gelir. Çünkü Derazor, Rakka ve Minbiç tekrar rejimin eline geçecektir. Yani ABD’nin hegemonya rakibi Rusya’nın.

Bu gerçeklik doğrultusunda ABD’nin Saddam Hüseyin’e hazırladığı sona iyi bakılmalıdır. Saddam Hüseyin’e “Kuveyt’i işgal edebilirsin” dedi. Ardından ise bu işgali gerekçe göstererek bugün ki Irak’ı yarattı. Dikkat edilirse ABD, Ortadoğu’da hiçbir devletin güçlenmesine izin vermemektedir. Aksine devletleri zayıflatmak için bin bir bahane ve istediği zaman istediği algıyı yaratmada da üstüne yoktur. Erdoğan rejimine de böylesi bir tuzak hazırlanmış olabilir. ABD bununla bir taşla birkaç kuş vurmak isteyebilir. İlki Kürtlere ‘Bakın sizi kurtardım’ diyebilir ve Kürtleri kadim bir müttefiki haline getirebilir. İkincisi ise insanlık dışı suçlara boğdurduğu diktatör şefi ‘DAİŞ emiri’ olduğuna yönelik bir suçlamayla tıpkı Saddam gibi ipe çekebilir. En önemli nokta ise ABD, Suriye petrolünü Erdoğan, Rusya ve İran’a içirtmeyecektir. Bu işaretler ABD başkanı Trump’ın attığı Twetler de rahatlıkla görülmektedir. Bu Twetler tutarsız ve dengesiz görülebilir. Ama oldukça zeki ve planlı açıklamalar olduğu görülmelidir. Çünkü bu açıklamalarla kendisine sınırsız bir manevra alanı bırakmıştır.  Dünyayı Erdoğan yani “gerçek DAİŞ Liderinden kurtardım” diyecek kartları elinde tutmaktadır.

Dünya insanlığının gerçekten de Hitler’i andıran Erdoğan’dan kurtulması gerekiyor. Nasıl ki Kürtler, DAİŞ’E karşı insanlığı koruma mücadelesine öncülük ettiyse, Hitler’in kuklası DAİŞ lideri faşist diktatör Erdoğan ve rejimini de yok etmeye muktedir bir halktır.

Devletlerin hesapları ne olursa olsun devletsiz ve statüsüz Kürtler tüm saldırılar karşısında direnecektir. Sadece direnerek Kürtlerin varlık ve özgürlüklerine yönelik saldırılar karşısında durması zor olacağından Kürtlerin dünyanın her yerini AKP’li faşistlere saldırarak dar etmesi elzem olacaktır. Buda tüm dünyaya yayılan büyük bir kaosa dönüşecektir. Kürtler başta kendi ülkeleri olmak üzere dünyanın her yerinde AKP’li faşistlere dünyayı cehennem edecektir. Bu durum her Kürt’ün ulusal ve insani duygusu olacaktır.

Kürtlerin her yer cehennem demesinin vaktidir. Bu cehennem de kaybedecekleri hiçbir şey yoktur. Ama para ve çıkar tapıcısı Erdoğan ve şürekâsının kaybedeceği çok şeyleri vardır. Gün Kürt kadını ve gençlerinin fedaice toplumsal insani değerleri savunma günüdür.

Yazarın diğer yazıları

    None Found