AKP durdurulursa çözüm süreci yürür

Seçimlere beş ay kaldı. HDP’nin hedefi belli: AKP "durmak yok, yola devam" derken, HDP AKP’yi "tek devlet, tek millet, tek dil, tek mezhep ve tek şef", yani "kaos" yolunda "durduracak"…
Rahatına düşkün siyasi "konformist" havaya sıçrıyor: Ama AKP "çözüm yolunda yürüyor, onu durdurmak çözüm için müzakereyle çelişmez mi?"
Çelişmez.
Çelişseydi, AKP Hükümeti HDP’yi "durdurmak" için yüzde on barajında ısrar eder miydi? Çelişseydi, Davutoğlu-Erdoğan rejimi, HDP’yi durdurmak için "kamu güvenliği" adı altında "devlet terörünü" dayatır mıydı? Çelişseydi, bu hükümet HDP’yi durdurmak için "Hür Dava Partisi’ni" yeniden "Hizbulkontralaştırmaya" kalkışır, Cizre’de kan dökülmesinin yolunu açar mıydı? Çelişseydi, bu hükümet, "barışa" karşı "sulh" adıyla "ceza mahkemeleri" kurup, önüne gelen Kürt yurtseverini tutuklar mıydı? Çelişseydi, bu devletin başına geçen Erdoğan, sabah kalkıp, gece yarısına kadar "PKK de, PYD de terör örgütüdür, kantonlar benim devletimi tehdit etmektedir" diye savaş naraları atar mıydı?
AKP’nin HDP’yi durdurma siyasetine rağmen "çözüm süreci" devam ettiğine göre, demek ki, HDP’nin AKP’yi durdurma siyaseti de çözüm süreciyle çelişmiyor.
Tam tersine… Çözüm sürecinin geleceği, "kimin kimi durduracağı" sorusunun yanıtına bağlı. Yalnız çözüm sürecinin değil, Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun kaderi de AKP’nin "durdurulması"na yakından bağlı.
AKP’yi kim durdurabilir? Cemaat mi? O kendini Erdoğan’ın hışmından kurtaramıyor. CHP ve MHP ise 12 yıldır yerinde sayıyor.
AKP’yi durduracak tek güç HDP. Onun barajı aşması, tüm siyasi durumu değiştirecek. Türkiye’nin kaosa sürüklenmesi bu yolla önlenecek. Bu yolla, AKP’nin Kürdistan’ı, bir Ortadoğu savaşını göze alarak hegemonya altına alma siyasetine dur denecek.
Bu misyon neyi gösteriyor? HDP’nin bir "Türkiye partisi" olduğunu ve onun etki alanının tüm Ortadoğu’yu kapsadığını gösteriyor. Türkiye’de HDP dışında böyle bir muhalefet hareketi yok.
HDP’nin bu misyonla hareket etmesi, hiçbir şekilde çözüm sürecini tehlikeye atmaz. Tersine, AKP’yi durdurmak, çözüm sürecini güvenceye alır.
Ve şunu da söylemek şart: İmralı’da "müzakere" edilen bir "koalisyon protokolü" değil. Savaş halindeki iki gücün arasında "savaşa yol açan nedenlerin" ortadan kaldırması tartışılıyor. Hükümet "savaş nedeni olarak PKK’yi" görüyor ve "savaşın nedenni ortadan kaldırmaktan" PKK’yi yok etmeyi anlıyor. Onun programı "tasfiye". PKK ise, AKP’yi "savaş nedeni" olarak görmüyor. Savaşın "tehlikeli" bir "sonucu" olduğunu söylüyor. Savaşın nedenini "Kürt sorununda çözümsüzlük" olarak tanımlıyor ve çözümün modelini "müzakere" ediyor.
Bu iki programdan hangisinin üstün geleceği, eğer yeniden savaşla çözülmeyecekse, tek yol, "sokakla birleşen parlamenter mücadele" olarak kalıyor. HDP’nin de yaptığı bu. HDP barajı aşarsa, AKP Öcalan’ın taslağına "evet" demek zorunda kalacak. HDP AKP’yi durduramazsa, devreye AKP’yi başka türlü durduracak güçler girecek. Bu güçlerin arasında yalnız "savaş" ihtimalini hesaba katmak olmaz,  "ordu darbesini" de unutmamak gerekir. Her iki ihtimal de AKP’yi yıkar, ama Türkiye’yi de kaosa sürükler. O nedenle, HDP’nin parlamento ve sokak yoluyla AKP’yi durdurması, yalnız Türkiye için değil, yalnız "çözüm süreci" için değil, yalnız Ortadoğu barışı için değil, AKP için de biricik kurtuluş yoludur. "Durdurulursa" AKP kurtulur. Durdurulamazsa ya "savaşın" ya da "darbenin" duvarına çarpar…
O nedenle HDP’nin AKP’ye yönelik muhalefeti, dili ne kadar sert olursa olsun, biricik "yapıcı" muhalefettir.
Ama siyasi konformist, AKP’li "Karagözün" karşısında,  HDP’ye "Hacivatlığı" tavsiye ediyor: Demirtaş’a "dilini tut, diyor, efendi ol, Osmanlı çelebisi gibi önce el-pençe divan dur, insanın boğazı dokuz boğum, sekiz yutkun, bir söyle, hatta hiç söyleme, kaş kaldır, göz süz, gerdan kır, daha da olmadı, başla takla-tombalak atmaya…"
"Barış dili" masanın "dilidir". Orada "hala savaş halinde olan iki düşman barışmak için konuşmakta." Seçim meydanlarına gelince, orada, iki rakip siyasi parti, bir diğerini "durdurmak" için "siyasi mücadele dili" konuşuyor.
İki dilin ortak yanı ise şu: Silahın diliyle konuşmamak. O "dağın dili"…

Yazarın diğer yazıları