AKP: ‘HDP’ye bomba atın!’ KCK: ‘AKP’ye oy atmayın!’

Davutoğlu, bizim KCK Eşbaşkanlarıyla yaptığımız söyleşinin ve İmralı Heyeti’nin Kandil’e gidiş sonrası yaptığı açıklamadan sonra konuştu. Biz konuşunca sandık ki, kendi hükümetinin Dolmabahçe buluşmasında dünyanın gözü önünde yaptığı “anlaşmaya” ya da “mutabakata” tekrar yeniden dönecek ve Cumhurbaşkanı’nın Dolmabahçe mutabakatını dinamitleyen “vesayetinden” kendini kurtaracak.

Çünkü sözünü ettiğim KCK Eşbaşkanları, hem bizimle yaptıkları söyleşide, hem de HDP’nin İmralı Heyeti’yle yaptıkları görüşmelerde, “Dolmabahçe mutabakatına geri dönün, hemen şimdi kongreyi toplarız ve silahlı mücadeleye son veririz” demişlerdi.

Bundan daha açık bir tutum olabilir mi?

Cumhurbaşkanı tarafından dile getirilen son derecede tehlikeli sözlerden sonra, yani “Dolmabahçe mutabakatına karşıyım” demesinden, sonra çıkıp “on maddelik deklerasyonu” yok saymasından, “Kürt sorunu artık yok”, “masa da yok”, “taraflar da yok” laflarından sonra ve KCK’nin de bu durumda “o halde kongre de yok, silahlı mücadeleyi sona erdirmek de yok” açıklamasından sonra, herkesin “çözüm süreci bitti, demek ki önümüz savaş” diye düşündüğü bir zamanda, KCK Eşbaşkanlarının önümüzde açtığı şans kapısından hükümetin girmek niyetinde olmadığı ne yazık ki, bir kere daha ortaya çıktı.

Çünkü Davutoğlu, “PKK silahsızlanmadıkça, İmralı’ya heyetin gitmesine gerek yok” dedi.

Böylece PKK Önderi’nin üzerinde, resmen yeni bir “tecrit” saldırısına karar verdiklerini de açıklamış oldu.

Bu akıllıca bir karar mı?

Akıllaca olmadığı, aptalca bir karar olduğu çok açık. Çünkü “PKK’nin silahsızlanması” gibi bir talep, şu Ortadoğu’nun amansız ortamında yalnız aptalca, ahmakça bir talep değil, aynı zamanda PKK’nin silahsızlanmasını en çok rüyasında gören DAİŞ çeteleriyle yapılan “gizli ittifakın” da bir gereğidir. Şengal’de Êzîdî soykırımı yapan DAİŞ şu anda Bağdat’a yüz kilometre mesafede mevzilenmiştir ve Bağdat’ın tehdidi bir anda İran’ın doğrudan savaşa girmesine, bunun da Suudilerin peşine takılmış olan AKP tarafından Türkiye’nin de savaş bataklığına sürüklenmesine yol açacak kadar tehlikeli bir durum ortaya çıkmıştır. Şimdi aklı başında bir insan PKK’nin böyle bir durumda “silahsızlanmasını” nasıl ister? Türkiye’ye karşı yıllardır “ateşkes” ilan ederek, fiilen “silahlı savaş” vermeyen, ancak DAİŞ’le dünyanın hayran bakışları altında cesaretle savaşan bir gücün “silahsızlandırılması” bir tek durumda gerçekleşebilir: DAİŞ’in ve müttefiklerinin Irak’ta, Suriye’de, tüm Ortadoğu’da zafer kazanması durumunda.

Davutoğlu, böyle bir “zafer kazanmadan” kazana düşüyor; “PKK’nin DAİŞ karşısında silahsızlanmasını” istiyor…

Bu akıllıca mı?

Haydi diyelim akıllıca olmayan böyle bir talebe dört elle sarıldınız. İyi de “PKK’yi nasıl silahsızlandıracaksınız?” DAİŞ’in ve onun gizli-açık müttefiklerinin de zaferi gerçekleşmediğine göre, PKK’yi hangi güçle silahsızlandıracaksınız… PKK Önderi’nin ağzından Dolmabahçe mutabakat belgesinde tek bir sözcükle “silahsızlanma” lafı geçmediği halde, bir an için düşünelim: PKK’yi Öcalan’dan başka “silahsızlandırabilecek” bir kimse anasının karnından şu dünyaya gözlerini açmış mıdır?

O halde, aldığı her kararı arkadaşlarıyla, örgütüyle ve halkıyla birlikte alan, o nedenle kendisine “önderlik kurumu” denilen Öcalan “PKK’ye silahsızlanın” demedikçe, PKK silahsızlanmayacağına göre, Öcalan’ın, şimdiye kadar böyle bir söz etmediğini bilerek söyleyelim, “silahsızlanın” demesini “tecritle” engellemek ahmaklığın dik alası değil mi? Madem “silahsızlanmama” durumundan dolayı KCK’yi suçluyorsunuz, başından beri “KCK kötü Öcalan iyi” numaranızı neden devam ettirmiyorsunuz? Neden “kötüye karşı iyiyi tecrit ediyorsunuz?” Kafatasınızın içinde beyin mi var, yoksa maydanoz mu?

Bunların kafasında “maydanoz” olmadığı kesin. O halde ne yapıyorlar? Besê Hozat’ın dediği gibi, bunlar seçimlerden hemen sonra savaşa hazırlanıyorlar. PKK’nin savaşmasını istiyorlar.

Erdoğan ve Davutoğlu’nun anlayışı “HDP’ye bomba atın, baraj altında bırakın” çağrısı yapıyor.

Besê Hozat ve Cemil Bayık’ın anlayışı ise “AKP’ye bomba atmayın, HDP’ye oy atın, barajı aşsın” diyor.

Hangisi demokratik? “Bombaların gölgesindeki” AKP mi, “oyların gölgesinde” olanlar mı?

Yazarın diğer yazıları