AKP iktidarının maskeli ve maskesiz Ortadoğu politikası – Seydi FIRAT

AKP iktidarın öncülüğünde icra edilen Türkiye dış politikası Türkiye’ye komşu ülkeler yanı sıra Ortadoğu’nun genelinde ve küresel çapta yıkıcı etkisi sürüyor. Tükiye’nin böyle bir politikaya yönelmesi AKP iktidarının tercihi ile gerçekleşti AKP iktidarı Türkiye’nin yerleşmiş dış politika argümanlarını ve temkinli hareket tarzını çok çok aşarak baskı, tehdit şantaj ve savaş içerikli bir dış politikayı öne çıkardı.

AKP, İktidarının ilk yılarında komşu ülkelere yönelik “komsularla sıfır problem” söylemini öne çıkardı. Bu söylem etrafında yapa bildiği kadar kendini “Makul” göstermeye çalıştı sorunların çözümünde ve ilişkilerde barışçı yaklaşımı esas alacağın dilendiriyordu. Bazen açık bazen de el altında kendin den önceki iktidarların bölgeye yabancı kaldıklarını, İsrail’in ve Hıristiyan zihniyetinin ve Müslüman olmayan güç merkezlerin yörüngesinde hareket ettiklerini söylüyordu.

Kendinden “önceki iktidarların bölgeye yönelik bölge ülkelerine yönelik negatif bir yaklaşım sergilediklerini negatif siyasetti aşıp kardeşlik siyasetini Müslüman ülkelerin dostluğunu ve kardeşliğini ve içişlerine ve güvenliklerine saygı ve güven temelinde hareket edeceğini belirtiyordu.

Bu söylem temelinde Arap ülkelerine ve Arap kamuoyuna yönelik bazı jestler yaptı 2009’da Davos’ta Simon Prese ‘One Minute’ tepkisiyle AKP İktidarı Arap kamuoyunda daha popüler bir pozisyon elde etti.

İktidar sık, sık Filistin meselesi üzerinde Arap ve Müslüman kamuoyuna yönelik bir ajitasyonu devreye soktu -Altan ise İsrail ile her türlü ekonomik diplomatik, istihbarı ve askeri işbirliğini sürdürdü.- Arap ülkelerine ve sivil toplum alanına yönelik Bol sayıda çalıştay ve Konferansların düzenlenmesi bol sayıda sivil toplum örgütlerini sahaya sürmesi, çok sayıda heyet göndermeler deki amaç ise; sahayı tanımak, ilerde sahaya yapacağı sadırı için zemin hazırlamak imkan biriktirmek olduğu şimdi daha iyi açığa çıkmış bulunuyor.- Bunu dostluk maskesi altında yapıyordu.

Esas niyetti ise Neu Osmanlı emellerini bölgeye hakim kılmak. AKP İktidarın ufuk çizgisinde Şam’da Emevi camisinde namaz kılmak, Misakı Milli sınırlarını Musul ve Kerkük’e kadar uzatma vardı. İktidar Arap baharıyla emmelerini hareket geçirmek için ortamın oluştuğundan hareketle ilk fırsata Suriye’ye yönelik kapsamlı saldırı konseptinin devreye soktu. On binlerce çeteyi Suriye’ye soktu. Çetelere maddi, askeri, istihbarat ve eğitim desteği 7 yıl boyunca verdi. 7 yıl boyunca Suriye’ye karşı savaşı çeteler eliyle yürüttü tutmadığını görünce resmi düzeyde savaşa dahil oldu. Suriye’yi ülke olmaktan çıkardı. Suriye de ayakta kalmış olanında daha ne kadar ayakta kalacağı ise meçhul. Yine Irak’ta DAİŞ’e destek vererek Irak’a kan kusturdu. Nerdeyse Irak’ı bitirecekti Kürtlerin büyük direniş olmasaydı ne Suriye ve neden Irak ayakta kalırdı.

AKP Ortadoğu’ya yönelik hiç hiçbir zaman demokratik bir değişim peşinde olmadı demokratik değişim taşıyan tüm dinamikleri ve potansiyeli operasyona tabi tutarak çeteleştirerek kendisi için paravan bir güce dönüştürerek bir çok alanda ve ülkede savaşa ve çatışmaya sürerek alanlar ve ülkeler üzerinde hakimiyet kurmak istiyor.

AKP iktidarı bölgeye yönelik bazı güç odaklarını alabildiğine kullandı. Alabildiğine araçlaştırdı. Yüz yılık bir geçmişe sahip olan ve Arap toplumlarında bir tabana sahip olan Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) örgütünü Suriye’nin işgal edilmesinde ve Libya’nın parçalamasında en çok kullandığı güçlerin başında geliyor, değim yerinde ise Müslüman Kardeşleri bir Truva Atı gibi kulanıyor. Müslüman Kardeşler örgütü kendisini AKP iktidarın elinde araçlaştırmasının altında asla kalkamaz bunu Arap kamuoyuna da hiçbir zaman anlatamaz bu gücün AKP elinde bu kadar araçlaşması düşündürücü bir durumdur. Evet çağ dışı özelliklere sahip bir örgüt, aynı zamanda mezhepçi ve milliyetçi özeliği önde olan bir örgüt, dönem, dönem söylemde çok karşı olduğunu belirttiği güçlerle iş birliğine girdiği biliniyor. Bu kadar da olmaz denilen nokta ya vardı. Kendi ülkelerinin işgaline varacak bir piyonluk insanlık tarihinde en utanç verici bir durumdur. Menfaat ve iktidar hırsıyla tüm değerleri ayaklar altına almada bir sakaca görmediği anlaşılıyor.

AKP iktidarın temel özeliği yörüngesine çektiği denetimine aldığı güçleri itibarsızlaştırıp kimliksizleştirip piyonlaştırıp, varsa toplumsal ve insanı değerleri bertaraf edip kendine bağlar. Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Afrika’da ve Kafkaslarda yörüngesine çektiği tüm güçlere yönelik yaklaşımı bu çerçevede olmuştur. Dünyanın dört tarafından çetelerin Türkiye’ye akın etmesi Türkiye’yi mekan olarak seçmesi bir tesadüf sonucu asla değildir. Olan karşılıklı olarak ve bilinçli bir seçim temelinde bir buluşmadır.

AKP iktidarı Suriye savasıyla bölgeye bölge haklarına yönelik işgalle ve savaşla hakimiyet kurma peşinde politikası bölge halkları ve ülkeleri üzerinde ciddi etkilere ve kırılmalar yol açtı. Bölgedeki güç dengeleri, çatışma ortamı, mezhep çelişkilerin boyutu ve daha başka faktörlerin düzeyi ne olursa olsun Türkiye’nin politikalarına karşı büyük bir karşı duruş peyderpey daha güçlü biçimde ortaya çıkacaktır. Bugün Ortadoğu’nun her tarafında Türkiye’ye yönelik bir güvensizlik rüzgarı esmekte ve bu durum Libya asker gönderme planı ile daha da katlanmış bulunuyor. Amerika İran çelişkilerinin yeni boyutu dahi AKP’ye yönelik güvensizliği gideremeyecektir.

Yazarın diğer yazıları

    None Found