AKP iktidarının saldırılarına karşı çıkmak!!!

Xıdır ALİŞENGALİ

Kapitalizm dünyada siyasi ahlak, vicdan ve adalet bırakmamış. Şengal’de Êzîdî soykırımını önleyerek, Kobanê ve Suriye’de DAİŞ’in insanlık dışı katliamlarına izin vermeyerek tüm insanlığı utanç durumundan kurtaran Kürt özgürlük savaşçılarına yaklaşımı bu gerçekliği ortaya koymaktadır. Şengal’de tüm dünyayı utançtan kurtaran özgürlük savaşçılarına sahip çıkacaklarına bu özgürlük savaşçılarına saldıran Türk devletine sessiz kalıyorlar. Şengal’in DAİŞ’ten kurtarılmasında rolü olan Mâm Zeki Şengali’nin Şengal’de hava saldırısıyla suikastla katledilmesine sessiz kalmışlardır. Kobanê ve Suriye’de DAİŞ’i yenilgiye uğratarak insanlığı bir beladan kurtaran Rojava Kürdistan halkı ve savaşçılarına yönelik saldırılar karşısında da sessiz kalıyorlar. Türk devleti Kürt düşmanı ve demokrasi karşıtlığıyla Kobanê’ye ve Gre Spi’ye saldırırken bunu sanki normal bir durummuş gibi karşılıyorlar; ya da hiçbir etkisi olmayan cılız açıklamalarla bu saldırıyı geçiştiriyorlar. Bunların tümü siyasi ahlaksızlıktır. Çünkü bu saldırılara ilk önce koalisyon güçleri, Avrupa, Irak, Suriye, İran ve tüm Arap ülkeleri karşı çıkmalıydı. Tüm insanlık karşı çıkmalıydı.

Kürt savaşçılar tüm insanlık için binlerce şehit vermişlerdir. Şimdi bu kadar şehit veren bir halkın özgürlük alanlarına Türk devleti sadece Kürtler özgür ve demokratik yaşama sahip olmasın diye saldırıyor. Kürt’ün varlığına tahammül etmiyor. Ama kendilerini utançtan kurtaran ve koruyan Kürt halkına yapılan saldırıya bu ülkeler ses çıkarmıyor. Hatta tutumlarıyla teşvik ediyorlar. Böyle bir ahlaksızlık ve vicdansızlık olur mu, denilebilir? Olur, çünkü kapitalist ülkelerin ve ulus devletlerin buz gibi soğuk çıkarlar dışında hiçbir insani ve toplumsal değeri yoktur. İnsanlık için en büyük tehlike olan değersizlik dünyasında yaşanmaktadır.

İstanbul’da Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Almanya Şansölyesi Merkel, Rusya Devlet Başkanı Putin, Tayyip Erdoğan’ın Kürt düşmanı sözlerini sanki normal şeyler söylüyor gibi dinlemişlerdir. Bu bile onların hiçbir ahlaki, vicdani ve adalet ölçüsü olmadığını gözler önüne sermiştir. Toplantıda barış, istikrar ve siyasi çözümden söz etmişler ama toplantı sonrası Tayyip Erdoğan’ın ağzından Kürt düşmanlığı ve saldırı sözleri duymuşlardır. Bunun anlamı Efrîn gibi katliam, yüzbinlerce Kürt’ün sürülmesidir. Ama hiçbiri Tayyip Erdoğan’a biz barış, istikrar ve siyasi çözümden söz ediyoruz, sen saldırmadan ve savaştan söz ediyorsun, diyememiştir. Bu büyük büyük insanlara sorarlar Kürtler için barış, istikrar ve siyasi çözüm konuları geçerli değil midir; yoksa bunları konuşurken Kürtler hariç mi, demişlerdir. Çünkü pratik bu anlama gelmektedir.

Kapitalist güçlerin buz gibi çıkarlar gereği Kürtlere yönelik bu saldırılara sessiz kalmasını anlıyoruz. KDP neden sessiz kalıyor? Hatta YNK neden yüksek sesle bu saldırılara karşı çıkmıyor? Yoksa Şengal saldırısında KDP’nin parmağı olduğu iddiası doğru mudur? Şengal’deki saldırıda sesini çıkarmadığı gibi Kobanê ve Gre Spi’ye yönelik saldırıya da ses çıkarmıyor. Bir Kürt partisi ve siyasi gücü olarak Türk devletinin bu saldırılarına şiddetle karşı çıkmaları gerekmez mi? Eğer Başûrê Kürdistan’a bu yönlü saldırılsa ve başka Kürt siyasi partileri karşı çıkmasaydı nasıl değerlendirilirdi? KDP ve Başûrê Kürdistan yönetimi Rojava’ya yönelik saldırılara karşı çıkmayarak, suç ortaklığı yapıyor. Yoksa Efrîn gibi işgal edilir, yüzbinlerce Kürt vatanlarını terk eder, sonra da ENKS’lileri işgalin süs örtüsü olarak kullanırlar diye mi bekliyorlar? Bundan daha kötü bir politika olabilir mi? Bunun Kürtlükle, Kürt siyasetiyle ne alakası var. Kürt siyaseti Kürt’ün çıkarını gözeten siyasettir. Bu sessizlikle ise Kürt düşmanlarına hizmet edilmektedir. Sükût ikrardan gelirmiş. KDP ve Başûr yönetimi de bu saldırılara sessiz kalarak bu işgalin suç ortağı olduklarını kabul etmiş oluyorlar.

Bugün Kürt tarihi yazılıyor. Bu Kürt tarihinde kapitalist güçlerin Kürt düşmanlığıyla ilişkisi ve Kürt soykırımında soykırımcılıkla ortaklığı yazılacaktır. En az bunun kadar da KDP’nin Kürt düşmanlığıyla birlikte Kürt halkının özgürlük mücadelesine karşı bir savaş yürüttüğü de yazılır. Hem de Kürt düşmanlığında öncü Türk devletiyle! Kürtlük var olur ve özgür yaşama kavuşursa KDP’nin tarih içindeki yeri böyle olacaktır. Herhalde bu yüzünün açığa çıkmaması için herkesin kendisi gibi ihanet etmesini ve kaybetmesini arzulamaktadır. İzlenen politikalar dikkate alınınca böyle düşünüldüğü akla gelmektedir.

Şu anda Kürtlere düşen görev AKP-MHP faşist ittifakının iktidarda bulunduğu Türk devletinin saldırılarına her yerde karşı çıkmak olmalıdır. Türk devletinin bu saldırılarına karşı çıkmazlarsa bu durumdan şimdi PKK’ye karşı olanlar da pişman olacaklardır. Son pişmanlık fayda vermezmiş. Bu nedenle bugünden Türk devletinin bu saldırılarına ulusal duygularla karşı çıkarak bu saldırıları püskürtmek tüm Kürtlerin sorumluluğu ve görevidir.

Yazarın diğer yazıları

    None Found