AKP Kürtlere saldırarak dağılmaktan kurtulmayacağı gibi Türkiye’yi parçalayacak!

Tayyip Erdoğan dışında AKP kurucuları arasında kaç kişi bugün halen AKP içindedir? Tek adam olarak kalmış. Bir-iki kurucu daha etrafında dolanıyor o kadar. Yani kurucu isimlerden sadece yüzde ikisi kalmış, yüzde 98’i gitmiş. Abdullah Gül’den Abdullatif Şener’e, Fatma Bostan Ünsal’dan, Hidayet Şefkatli Tuksal’a dek önde gelen tüm kurucu isimler AKP’yi terk etti.

Bu aralar ise bu tek adam partisini terk edenler yeni arayışlar içindedirler. Bir-iki ay içinde yeni bir parti kurmaya hazırlanmışlar.

Ülkenin en büyük kentlerini kaybettiği seçimden sonra AKP anketlerde tarihinin en düşük seviyesine gerilemiş durumdadır.

Bütün bunlar yaşanırken Önder APO diyalog mesajı verdi. Bu mesajı alacak muhataplar varken AKP onlarla gizli bir savaş içine girdi ve bundan başarıyla çıkabilmenin yolu olarak iç çelişkileri dışa yöneltme yolunu seçti. Oysa Türkiye’de kanlı senaryoların dışında kalan, sorunların diyalogla çözülmesinden yana olan ve aklı selim düşünen siyasiler, bürokratlar ve üst düzey askerler vardır. AKP bu kesimlere yanaşıp çözüm yoluna gireceğine savaş lobilerinin emrinde çözümsüzlüğü derinleştirme kararını aldı.

Bu nedenle tam da bu zamanda Rojava’daki Kürt halkına saldırıyı gündeme getiriyorlar. Kürt halkına saldırarak dağılmaktan kurtulmayı hesaplıyorlar. Bu saldırı planının bir boyutu da budur.

Fakat Rojava’ya saldırının sonuçları tahmin ettiklerinden daha ağır olacaktır. Bu saldırıyla Türkiye:

1- Tüm dünya halkları nezdinde faşist işgalcilik tescillenecek ve insanlığın vicdanında mahkum olacaktır.

2- Uluslararası dengeler değişecek ve tarihlerinin en büyük daralmasını yaşayacaklardır.

3- Ekonomik olarak iflas edeceklerdir.

4- Savaş kesinlikle Rojava topraklarıyla sınırlı kalmayacak Türkiye’nin tüm kentleri bu savaştan nasibini alacak, baştan başa yangın yerine dönecektir.

Faşist işgalciliğe karşı direnen Kürt halkı ise bölge ve dünya halklarının desteğini alacaktır. Karşılıklı olarak on binlerce insan hayatını kaybedecektir.

Oysa Önder APO’nun çağrısına kulak verilse bunların hiç birine gerek olmadan tüm sorunlar diyalog yoluyla çözülebilecektir. Bu çağrılara rağmen savaş politikasında ısrar eden AKP-MHP’yi düşürmekten başka yol kalmamıştır.

Düşecek, yenileceklerdir fakat Türkiye’yi de kendileriyle birlikte batırmak istiyorlar.

Türkiye savaş bataklığına 9 Ekim uluslararası komplosuyla sürüklendi. Şimdi savaşa karşı olan herkes bu komplonun tamamen son bulmasının gereği olarak İmralı işkence sisteminin son bulmasını istemelidir. Savaşa endeksli rehine politikası yerine çözüm politikaları için Önderliğimizin muhatap alınması ve devreye girmesi sağlanırsa bu gelişmenin tarihi sonuçları olur, demokrasi adına yeni bir sayfa açılır ve her şeyden önce akan kan durur.

Kürt halkına saldıran bir AKP ise savaşı derinleştirdiğinde ve yaygınlaştırdığında sadece dağılmakla kalmaz Türkiye’yi de bitirir. Yeni Osmanlı hayalleri kurarlarken Osmanlı’nın son dönemindeki gibi yeni bir parçalanmayla karşılaşırlar. Türkiye’nin kaç parçaya bölüneceğini hesap eden ne çok devlet vardır bir düşünün. Kürt halkının bu konuda bulacağı destek çok fazladır.

Yani Kürt halkı sınırsız faşist saldırganlık karşısında alternatifsiz değildir. Son dönemde AKP diline dolamış ikide bir ‘Göbek bağımızı kendimiz keseceğiz’ diyorlardı. Bunu ABD’ye karşı söylüyorlardı. Kürt halkı da aynısını Türkiye’ye karşı yapsın diye uğraşanlar çoktur! Hem de Türkiye’yi yutup bitirecek kadar çoktur.

Savaş politikaları öyle bir noktaya getirildi ki Kürt halkı, Türkiye ile bağını kesmeye zorlanıyor. Bunun anlamı açıktır, bağlar tümden kesilince Kürt halkı için yeni bir dönem başlamış olacak. Çünkü Türkiye parçalanacak, bölünecek! Rojava’ya saldırmalarının en önemli sonucu budur.

Yazarın diğer yazıları