AKP süreci taşıyamıyor

Pek çok sorun bir yana, Kürt özgürlük mücadelesinin çözümü mecbur kılan bu aşamasında, AKP süreci taşıyamıyor tespiti pek çok ağızdan ifade edilen bir gerçek.

Sorunu üreten sisteme dokunmadan “çözüm” arıyor AKP.  Nitekim Devlet içindeki erk yarışında ordu aleyhine yaşananlar, sadece iktidarı hedefleyen darbe yapmaya teşebbüs etmek gibi komik bir hukuki çerçeveye oturtularak, devlet eli ile işlenen insanlığa karşı suçlar, devlet eli ile gasp edilen hak ve özgürlüklerin hesaplaşmasına gidilmiyor. Gerçek darbeciler, katiller, işkenceciler korunuyor, ilk fırsatta sırtları sıvazlanıyor.
Faşist sistem yapısına ve yönetme anlayışına teslim olmuş bir AKP’nin çözümsüzlüğü derinleştiriyor olması da, bu nedenle şaşırtıcı değil.
Bu durumun sonuçları sadece AKP’yi değil tüm toplumu ilgilendiriyor elbette.
Bunca suç ve suçlu ortadayken hesap sorulmasının engellenmesi toplumu demoralize ediyor. Öte yandan, AKP’nin önemli pek çok mesele de dahi her daim şekil ve ölçü değiştiren söylemleri ve yaklaşımları, politik dili argoya indirgemesi, çıktığı yoldan sapmayı adet edinmesi, kural kanun benim diyerek arsızlığı hepten ele alması, tüm bunlar AKP’nin açmazlarına işaret ediyor.
AKP’nin tüm bu saydığımız eksi yanları zaman zaman kendi lehine siyasi ranta çeviriyor olması da işin esasını değiştirmiyor. 2013’ün başındaki tablo bunun açık kanıtı. Zira 2013’ün de sloganı aynı “bu yıl olmadı seneye inşallah”. En görünüründen Kürtlerin talepleri ve yeni anayasa talebi konusunda dikkate değer bir ileri adım atılabilmiş değil.
Bırakalım ileri adımı, pek çok sorunun çözümünde sıkıştıkça daha despotik, daha tahakkümcü, militarist bir yönetim anlayışına yönelmiş olması nedeni ile sorunlar çözüleceğine daha da derinleşiyor. İşkenceye sıfır tolerans, Kürt açılımı, demokrasi açılımı, ileri demokrasi söylemleri ile kendisini kabul ettiren AKP’nin yarattığı sonuç, tüm bu konularda “90 ların koşullarına dönüş” olarak ifadesini bulmakta bu gün. Bırakın bir adım  ileriyi, yirmi yıl geriye düşmüş olmakla eşdeğer yaşananlar.
O gün yaşanan açık faşizmi, bu gün demokrasi diye maskelemeye çalışmanın da kimsenin gözünü perdelemediği ortaya çıktıkça, AKP’nin aczi ve bu çerçevede saldırganlığı artıyor.
Dönüp aynı noktaya varıyoruz yani. Tüm önemli sorunların bir sistem sorunu olduğu ve bu sistemin bu sorunları çözme becerisine sahip olmadığı gerçeği. Nitekim, çözümü Kürtlerin kimlik haklarının ve özgürlüklerinin tanınmasında değil de, PKK’nin silah bırakmasında aramak ya da demokrasi sorunlarını kuvvetler ayrılığı ilkesinin reddinde ve başkanlık sisteminde aramak başka şekilde anlaşılamaz.
Kürt sorununda, “ya çözüm ya çözüm” aşamasına geldiğimiz bu süreci AKP taşıyamıyor da yönetemiyor da. Çünkü çözüm, Kürtlerin hak ve özgürlüklerini kazanma yolunda sistemin engelleyici dinamiklerini budayabilmeyi gerektiriyor. Ve bu, darbe teşebbüsündeydi diyerek TSK’ya dokunmak kadar kolay değil.
Statükonun bir aracı olan bildiğimiz AKP, ordu ve devletin bir kesimi ile hesaplaşmasını haklar ve özgürlükler lehine genişletemez ve faşist devlet anlayışını daha bir yerleştirmeye çalışarak sürecin altında kalır. Ortadoğu ve belki bir Dünya savaşı olasılıklarının da tartışıldığını göz önüne alırsak, AKP’yi de, toplumu da zor günler bekliyor dememize gerek var mı?

Yazarın diğer yazıları