AKP Şengal’de boşa mı düştü?

Geçtiğimiz hafta Güney Kürdistan’da faaliyet gösteren düşünce kuruluşu Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü MERI tarafından Hewlêr’de 2. Forum düzenlendi. Forum’un ikinci gününde programda yer almayan özel bir oturum eklendi. MERI Başkanı Dilawer Aladdîn’in yönettiği oturuma konuşmacı olarak Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani ve Türk Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu katıldı. Sinirlioğlu burada PKK’nin ‘terörist bir örgüt’ olduğunu söyleyip, "90’ların başında Pêşmerge’ye, PKK’ye karşı savaşta destek sunduk" diye konuştu. Neçirvan Barzani bu sözleri başını sallayarak onaylarken, YNK’li Irak Parlamentosu Milletvekili Rêzan Şêx Dilêr kalkıp, "Buranın Kürdistan toprakları olduğunu hatırlatmak isterim. Burada PKK’ye terörist diyemezsiniz. Bütün dünya biliyor ki teröre karşı savaşan PKK’dir" müdahale etti. Salonda bulunanların çoğu da alkış çalarak Rêzan Dilêr’e destek verdi. Demek ki Başûr halkının çoğunluğu bu konuda siyasi iktidarla aynı görüşte değil. 

Türk Dışişleri Bakanı’nın Hewlêr’e gelişinin sebebi, elbette ki MERI Forumu’na katılmak değildi. 1 Kasım seçimlerinin hemen akabinde gerçekleştirilen bu ani ziyaret çerçevesinde Sinirlioğlu Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, Başbakan Neçirvan Barzani, Başbakan Yardımcısı Qubad Talabani ve Güvenlik Ajansı Müsteşarı Mesrur Barzani yanı sıra ENKS temsilcileriyle de görüştü. 

Seçim günü Rojava’ya, ertesi gün ise Medya Savunma Alanları’na saldıran AKP Hükümetinin, 3-4 Kasım’da yapılan bu görüşmelerle Başûrlu güçleri, özellikle de KDP’yi PKK’ye karşı doğrudan savaşa çekmeyi amaçladığı yorumları yapıldı, yapılıyor. Hesap, KDP’nin Başûr’da, ENKS’nin ise Rojava’da Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı savaştırılması. AKP böylece Bakûr’da Kürt halkına ve Özgürlük Hareketine karşı topyekün savaş kararını uygulamaya koyarken, böylesi bir şer ittifakı ile hareketi – geçtiğimiz yıldan beri büyük başarı sağladığı – Başûr ve Rojava’da zayıflatabileceğini düşünüyor. 

Sinirlioğlu’nun Hewlêr’e geldiği günlerde Başûr’daki temel siyasi gündemlerden biri de Şengal ve HPG güçlerinin oradaki varlığı idi. Çeşitli ağızlardan HPG güçlerinin Şengal’den çıkması dayatılıp Şengal’i IŞİD’den temizleme operasyonuna Pêşmerge dışında hiçbir gücün katılmayacağı yönde açıklamalar yapılırken, operasyonun gecikme sebebi olarak ise PKK gösteriliyordu! Öyle ki bazı kesimler [BM gibi] ‘Acaba Gerilla ile Pêşmerge arasında savaş çıkar mı?’ diye sorup kaygılarını dile getirdiler. Ki böyle bir durumdan bir tek AKP ve IŞİD faydalanırdı. 

Dün ise ortak Şengal operasyonu başlatıldı. 2 hafta sürmesi beklenen operasyona batıdan, HPG ve YJA-Star gerillaları ile YPG güçleri tarafından desteklenen HPŞ ve YBŞ güçleri, doğudan ise Pêşmerge güçleri katılıyor. Operasyona Uluslararası Koalisyon güçleri de havadan destek sağlıyor. 

Operasyondan önceki süreçte Şengal’de IŞİD’e karşı etkili hamlelerde bulunan YBŞ ve HPŞ güçlerle Pêşmerge’nin birlikte yürüttüğü bu operasyon – hangi koşullar altında ortaya çıkmış olursa olsun – açık ki AKP’nin hesaplarına darbe niteliğinde. Önemli olan da budur. O nedenle KDP basınındaki YBŞ/HPŞ’nin operasyona katılımını gizleme çabalarına çok da takılmamak lazım. 

Bundan ziyade Türk devletinin bölge politikasında hareket alanının giderek daraldığını görmek gerek. Özellikle Suriye konusunda güçleri durdukları noktada kalmaya zorlayan ve böylece tıkatıcı bir pozisyon geliştiren AKP, taktik yaklaşımlarla durumu kurtarmaya çalışsa da bunlar aleyhine dönüyor. Zira Ortadoğu’daki stratejisi tümüyle açmazda. Sinirlioğlu’nun Hewlêr ziyareti de açmazdaki bu strateji doğrultusunda taktik bir adım iken, Başûrlu güçlerin bu konuda AKP ile birlikte hareket etmesinin ABD’nin çıkarlarına ters olduğu noktası belli ki dikkate bile alınmamış. Zira bölge güçleri Türkiye’yi kendi tarafına çekmeye çalışırken, Türkiye hala kendisini güç yapabileceğini sanıyor. Oysa Ortadoğu’da ittifak geliştireceği pek bir gücün kalmadığını, seçimlerden sonra gelen ilk kutlamalardan da okumak mümkündür. (AKP’yi ilk kutlayanlar, Mesud Barzani, Hamas – ve video yayınlayan IŞİD…) AKP ile kader birliği yapılırken bu gerçeğin gözden kaçırılmaması gerekir. 

Yazarın diğer yazıları