AKP’nin entrikaları bozuldu

İsyancı Kürdistan’ın, en güçlü dönemini yaşadığı gerçektir.

Araziyi gözü kapalı, ezbere bilme üstünlüğünü elinde tutan, halk desteğini elinde tutan ve teknolojiyi de kullanan gerilla gücü, son bir yılda mevcudunu, sürekli hareket halinde olabilen 10 bin kişinin üstüne çıkarmıştır. Muazzam bir savaş gücüdür, bu.
Bütün Kürdistan savaş alanı ve gerilla, her kat, katman ve sınıftan halkla iç içedir.
Halkın, kendi çocukları da olsa gerilla ile kaynaşması, elbette birden bire olmadı. İç içelik zamana yayılı olarak, güven üzerinde filizlenip, yeşermiş, kök salmıştır.
TC, Kürdistan’da adliyesi, polisi, ordusu ve vergi toplayan adamlarıyla bir işgal gücüdür, bugün. Halktan bütünüyle kopuk…
Kürdistan gerçeği budur. Halk ayrışmıştır. Bundan sonra yamanması, entegrasyonun tutturulması imkandırdır.
Çünkü, onca işkence, cinayet, yangın ve yıkım taarruzlarına rağmen, TC’nin inkar ve yasak tabuları yıkılmış, yerle bir olmuştur. Kopma büyümüş, dönüşü olmayan yola girmiştir.
AKP, bütün hesaplarını çıkar üstüne yapıyor. İktidarını sür-git üstüne.
Bu hesaplarla oy dilenciliğine çıktığında, Kürtçe konuşma serbestisini kendi “bağışı" gibi gösteriyor.
Bu da tümüyle yalan. Kürtçe konuşma, ta Özal zamanında yasak olmaktan çıkmış, Kürtçe kelimeler ilk defa, Saddam rejiminin "Enfal" harekatından sonra, Kürtlerin 1988’de sınırı aşmasıyla, Türk televizyonlarında duyulmuş, daha sonra setlemek mümkün olmamıştı.
Kürtlerin var olduğunu ise Özal, ailesinin Kürt olduğunu söyleyerek başlatmış, Süleyman Demirel, “Kürt realitesini tanıyoruz" diye devam etmişti.
Kaldı ki onların döneminde Kürtçe konuşma ceza almaktan kurtulsa bile ne çıkar ki…
Değişen dünyada Kürtler de artık, başka yerdedir. Kendi ülkelerinde, kendileri olarak özgürce yaşamak istiyorlar.
Ortadoğu’da yaşanan son siyasal, sosyal burgacın etkisiyle, bölgesel dengeler bir kere daha bozulmuş, Kürdistan’ın lehinde biçim almıştır.
Kürtler, Rojava’da beklenmedik mevziler kazanmış, Suriye devlet başkanı Esad’ın itirafıyla "devlet olmaya" başlamışlardır.
Günümüzde, Kürdistan gerçeği budur.
Elbette her savaş gibi, ulusal kurtuluş hareketlerinin de etapları, durakları, hatta gel-gitlleri vardır. Görüşmeler, ateşkesler savaşın dinamiğine uygun evrelerdir.
Kürdistan ulusal kurtulaş hareketinin Türk rejimiyle görüşmelere oturmasına da bu açıdan bakmak gerekiyor.
Ancak AKP dürüst değildir. Hiç bir zaman dürüstlükle de tanışmadı. O nedenle, Kürtlerle onurlu bir barışa dair herhangi bir planı, projesi yoktur.
Kürtlerle diyaloga geçerken, ilk hesapları işportacı kurnazlığına dayalı etrikaydı. Kürtler arasında görüş ayrılıklarını ateşleyip, anlaşmazlık çıkararak bundan fayda elde etme entrikası…
Fakat, yanıldılar. Entrika tutmadı. Oyun bozguna uğratıldı.
Bu entrika bozulunca, gerillanın teslimiyeti anlamında, silahları terki işlemeye başladılar.
Kürdistan meselesinde, imkansızlardan bir başka imkansızdı, bu. Kürdistan meselesi, Kürtler için sonsuza kadar sürecek onurlu bir çözüme bağlanmadan silahların teslimi 50 bin kayıp hayatı, dört bin köyü ve beş milyon yurtsuzu hiçe saymaktı. Yaşanmışlıklara silgi çekmekti.
En ağırı Kürdistan hayalinin yok edilmesiydi. Bu da, Kürdistan uğrunda yola çıkanlardan istenecek imkansızlardan, birinci imkansızdı.

Yazarın diğer yazıları