AKP’nin yeni saldırı dalgası ve olasılıklar

Tayyip Erdoğan ve AKP yanlarına aldıkları Ergenekoncular, MHP ve CHP ile yeni bir saldırı dalgası başlatmayı hedefliyor. Erdoğan ve AKP iktidarı, 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişimi sonrası ortaya çıkan tabloyu Türk devletinin bekasını koruma bahanesiyle Erdoğan faşizmini kurumsallaştırmayı hedefledi. Bunun için önce ordu, devlet bürokrasisi, medya alanına yöneldi. Daha sonra işverenler, diğer bütün muhalif yapılar ve kendisi için tehlike oluşturan herkesi her kurumu tehdit etmeye başladı.

Ama, AKP ve Erdoğan’ın istedikleri olmuyor. Planları tutmuyor. İçeride Kürt direnişinin sürekli olması ve büyümesi, savaşın ekonomiye olumsuz etkisi, toplumdaki kırılmaların artması AKP’nin hedeflediği faşist kurumsallaşmayı engelliyor. Ve en önemlisi de AKP’nin ittifak yaptığı Ergenekoncu ulusalcılar ile kırılgan ve çatışmalı ittifakı için de tehlike çanları çalıyor. İçeride Milli Cephe’de buluşan Ergenekoncularla AKP’liler, dışarıda Rusya merkezli "dostları çoğaltma siyaseti" de AKP ve Türk devleti için büyük bir tehlike. Çünkü Türkiye’yi Cerablus ve Azaz hattında Suriye’ye çeken Rusya ve kısmen ABD politikaları şimdi Türkiye için çok büyük bir tehlike. Çünkü Rusya; Halep çevresinde Türk devletinin desteklediği El Nusra, Ahrar u Şam çetelerini vuruyor. Yani Türkiye ile Rusya arasında Suriye’de sıcak vekalet savaşı var. Ve bu savaş orta vadede Türkiye ve Rusya’yı "düşürülen Rus uçağı krizi"nden daha büyük bir krize taşıyacak. Ayrıca Türk devletinin Rusya ile ittifakına ABD’nin yapacağı müdahaleler de bu politikayı daha da karmaşık hale getiriyor. Ve tabii sahadaki gelişmelerin Türkiye’nin istediği doğrultuda olmaması da işin cabası!… 

Buna ek olarak küresel sermayenin Türkiye’yi yatırımlar konusunda "çöplük" seviyesine indirmesi, dolardaki yükseliş siyasi krizi ekonomik kriz ile birleştirecek. Kürt direnişi ve Türkiye toplumunda giderek artan öfke birikimi AKP’yi ve ittifaklarını zorluyor. Bunu gören AKP, sonbahar ile birlikte yeni bir saldırı dalgasını yürürlüğe koyacak. Bunun ön işaretleri kamuda görevli Kürtlerin, Alevilerin tasfiyesi. Gerilla alanlarına daha da biçimlendirilmiş ve geniş kapsamlı askeri saldırılar. Hatta AKP’nin Güney Kürdistan’daki işbirlikçileri ile Medya Savunma Alanları’nın bazı bölümlerini kapsayacak bir operasyon da gündemde. Şimdi denilecek ki HDP’nin Güney Kürdistan’daki görüşmeleri, KNK’nin Kerkük’teki ulusal birlik zeminini güçlendiren çalıştayları yapıldı. Evet. Ama bunlar Türk devletinin ve bazı işbirlikçilerin Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı olan politikalarını değiştirmeye yetmedi, yetmiyor. Çünkü Türk devleti bu konuda farklı politikaları devreye sokarak Kürt kazanımlarını bitirmeyi kendisi için stratejik bir politika olarak öngörüyor.  

Ve önümüzdeki dönemde Türk ordusu Dersim, Amed, Şemzînan, Çukurca, Amed ve Botan hattında iç operasyonlarını daha da yoğunlaştıracak. Güney Kürdistan’a girişi deneyecek. Sonuç alsa da almasa da bu savaş politikasını sürdürecek. Çünkü AKP, bütün çözüm çabalarını yok saymayı, gündemine almamayı temel politika edinmiş durumda. Eğer süreç asgari ölçülerde normalleşirse bu Tayyip Erdoğan’ın da AKP’nin de sonu olacak. Ama Tayyip Erdoğan ve AKP kendi sonunu Türk devletinin sonu olarak göstererek MHP, CHP ve Ergenekoncuları yanlarında tutuyor. Ama bunun öyle olmadığı görülmeye başlandığında ya da bu ittifaktan biri kendisini güçlü hissettiğinde AKP’ye karşı 15 Temmuz’u aşan bir düzeyde darbeye ya da hamleye yönelebilir. Ve bu olasılık dahilinde de Erdoğan ve AKP’yi yine hazin bir son bekliyor.

Yani AKP ve Tayyip Erdoğan’ın içine girdiği yol ve ruh hali ne olursa olsun, AKP neyi planlarsa planlasın önümüzdeki dönem Türkiye için daha büyük bir kaos ve trajediyi barındırıyor.

Yazarın diğer yazıları

    None Found