Alevi evlerine işaret

Geçen ayın son haftasında İzmir Gaziemir’de iki evin duvarı “defol Alevi” yazısıyla işaretlendi.

Olay, CHP’li belediye başkan yardımcısı ile ailenin arasındaki sürtüşmeden sonra gerçekleşmiş. AKP bu durumdan yararlanarak hem rakibini teşhir etmek, hem de Alevi halkına gözdağı vermek için bu tehdit yazılarını yazdırmış olabilir. CHP’li halka üstten bakan bürokrat belediye yöneticisi öfkesini kusmak için de yazdırmış olabilir.

Fakat Alevi halkımıza tehdit ve katliam, geçmişte de, Erdoğan faşizminde de sürekli varoldu.

Yazıyla tehditin en sonuncusu 22 Mart 2019’da İzmir-Yamanlar’da oldu. 6 evin duvarına çarpı işareti kondu. Soylu, dönemin CHP milletvekili Kani Beko’nun konuyla ilgili soru önergesini yanıtlamadı bile.

Maraş katliamında da önce Alevi evleri işaretlenmişti. Katliamcıların Alevi evlerini kolayca görüp saldırması için bu yöntem kullanılmıştı. Faşistler ve devlet, Maraş katliamıyla, o dönemde Sünni halkı Alevilere saldırtarak, iki sonuç birden elde etmeyi amaçlamıştı. Sünni halkı geniş kitleler halinde faşistleştirmek ve devrimci harekete geniş çaplı destek veren alevi halkı cezalandırarak sindirmek!

Fakat, o dönemde devrimci mücadele kitleselliği yüksek olduğu için faşizm amacına tam ulaşamamıştı.

Maraş ve diğer Alevi katliamlarında, devlet, daha çok MHP’yi vurucu güç olarak önplanda kullanmışken, Erdoğan’ın öncülü MSP’lileri de Maraş’ta saldırgan güç olarak katliamda kullanmıştı.

Bugün ise Erdoğan faşizmi, politik islamcı kitle tabanına sahip ve MHP’yi ise yedeğine almış durumda, öcelikle Kürtleri ve devrimcileri hedef alarak katliamlar yapıyor. İslamcısı, MHP’lisi ve ulusalcısıyla Türk halkının geniş kesimlerini Kürt düşmanlığıyla faşistleştirmeye çalışıyor.

Kürt Özgürlük Hareketi’nin (KÖH) ve devrimci hareketin direnişini bastıramayan Erdoğan faşizmi, istediği halde sırayı Alevi halka katliamlara, henüz getiremedi.

Unutmayalım, Erdoğan, henüz muhalefetteyken ve İstanbul belediye başkanıyken, “demokrasi” nutukları atarken bile, Alevilere düşmanlığını göstermiş, Karacaahmet’teki cemevini dozerle yıkmaya girişmişti. Faşist şeflik rejimini kalıcılaştırmaya çalışırken Alevilere yönelik katliamları isteği ve planı dahilinde tutuyor. Kürtleri ve devrimcileri yenilgiye uğratırsa sırayı Alevilere getirmekte tereddüt etmez.

Direniş bunu erteler ve önlerken, Erdoğan faşizmi, tehditleri iki biçimiyle de sürdürüyor. Polis ve çeteleriyle Alevi evlerini işaretlemeyi sürdürüyor. Gezi ayaklanmasında, Alevi gençleri öldürürken, Gülenci darbe girişimini bahane eden Erdoğan’ın çeteleri binlerce kişiyle 16 Temmuz’da Gazi mahallesine yürüyüş yaparak katliam yoklamasından geri durmuyor. Erdoğan Sivas katliamı davasında zamanaşımına uğrattığı katilleri “hayırlı olsun” kutlamasıyla müjdelerken, katillerin avukatlarını devletin yüksek makamlarına getiriyor. Bu yolla da tehdit ediyor.

Efrîn işgalinde köylerini bombaladığı Alevi aileyi çocuklarıyla birlikte katlediyor (Erdoğan, Mabeta köyünde 26 Ocak 2018’deki bombardımanla Alevi Kürt aileden içinde çocukların da olduğu 6 kişiyi katletti). Nusra/Fetih Ordusu islamcı çeteleriyle, Cisr es- Şuğur’un İştebrak köyünde(Suriye) en vahşi yöntemlerle Alevi halkı katlediyor (Nisan 2015’te 35 çocuk ve sivilin öldürüldüğü katliam).

Alevi evlerine tehdit yazıları, bu ortamda yapılıyor. Henüz sıra Alevilere gelememişken, bu tehditlerle de boyun eğdirilmeye, dahası sünniliğe asimile edilmeye çalışılıyor. Diyanet’in başı A. Erbaş, Mersin Alevi derneklerini ve “cümbüş evi” çamuru attığı cemevini emredici zorakilikle ziyaret ederek ‘akıllı olun sünnileşin’ mesajı veriyor. Erdoğan, demokratik Alevi hareketinin daha mücadeleci kesimlerine karşı diğer kesimlerini kışkırtmak için “Alisiz Aleviliği savunanlara karşı çıkın” kışkırtması yapıyor, sanki Alevi halkın bütününü hedef alan kendisi değilmiş gibi.

Alevi demokratik hareketi, kimi zaman daha aktif barışçıl mücadelelerle Erdoğan faşizmine karşı tavır almasına rağmen, çoğu zaman sessiz kaldı, Cem Vakfı gibi çıkarcıları tecrit edememe zaafını gösterdi. Sıranın Alevi halkına gelememesinin nedeninin can bedeli direnenler olduğunu anlayamadı.

Oysa diktatör Erdoğan, tehditlerle Alevi halkı teslim alarak, olmazsa yapabilirse Maraş-Çorum benzeri katliamlarla sindirerek, şimdi ve yarın asimile etmektir. Bunun için Alevi halkın “mücadeleyle diktatörü kışkırtması”na gererek bile yok. Hitler Almanya’da “mücadeleyle kışkırttığı” için değil, Alman halkını faşistleştirmek için Yahudileri kitlesel katletti. Erdoğan da aynı anlayışa sahip, Alevi halkımız “yokmuş taklidi” yapsa bile sünni inançtan halkı faşistleştirmek için Alevi halkı katletmeye girişir.

Yarın çok geç olmadan demokratik Alevi hareketi Erdoğan faşizmine ve tehditlerine karşı demokratik mücadelesini yükseltmelidir.

Yazarın diğer yazıları