Aleviler 96 yıllık geçmişi ve yeni mücadele konseptini netleştirmek zorunda

Cihan EREN

Faşist rejim Kürtleri baş düşman görüyor. Bu rejimin düşman gördüğü diğer toplumsal kesim ise Alevilerdir. Kürtlere ve Alevilere nüans farkı olsa da uygulanan baskı ve yok etme yöntemleri birdir. Kürtler örgütlü ve mücadele eden konumda oldukları için siyasi iradelerine dönük saldırılar öndedir. Alevilerin ise inançsal farklılıklarından ötürü inanç ve inançlarından beslenen kültürel yaşamları başat hedeftir. Alevi dergahlarına faşist yönelimler, köylerine cami yapmalar, çocuklarına zorla namaz kıldırmalar gibi saldırılar Alevileri Alevi olmaktan çıkarmak amaçlıdır. Kürtlere dönük siyasi soykırım saldırısıyla aynı amaçlıdır bu saldırılar. Bize göre Alevilerin en başta bu gerçeği iyi görmesi ve daha cesaretli karşı duruş alması gerekmektedir.

Unutmayalım ki sadece Türkiye’de değil Müslüman tüm devletlerde faşistler dincilikten beslenen milliyetçiliğin fideliğinde gelişmiştir. Gelişmektedir. İktidar İslam’ı ve milliyetçiliğin buluştuğu her yerde diktatör ve faşist rejimler peydahlanmıştır. İslam’ın başka bir yorumunun henüz gerçekleşmemiş olması bunu adeta zorunlu kılmaktadır. Alevilerin asla gözden kaçırmaması gereken bir diğer gerçeklik de budur. CHP’nin dinci milliyetçi söylemi bu çizginin ne kadar yaygın, etkili ve tehlikeli olduğunu yeterince göstermektedir.

Alevilerin doksan altı yıllık cumhuriyeti doğru anlama sorunları vardır. Ortaya çıkan sonuçlar cumhuriyetin toplumsal kesimler içinde en fazla Alevileri Alevi olmaktan çıkardığını gösteriyor. Cumhuriyet eşittir ilericilik, demokratiklik, baskıdan kurtulmak değildir. Hiçbir zaman da böyle olmadı. Türkiye’deki cumhuriyet, dayandığı Kemalist ideolojili çizgiden ötürü cumhuriyet rejimleri içinde bu modele en fazla uzak düşen rejim olmuştur. Cumhuriyetin 96. yılında AKP-MHP çizgisindeki gerçekliği bunun ispatıdır.

Alevilerin cumhuriyetin CHP ve içinden çıkan son adı AKP olan siyasi elitlere, asker sivil bürokrasiye, bir avuç sermayedara kazandırdıklarının aynısını kedilerine kazandırmadığına inanması gerekiyor. Örneğin laiklik adı altında son örneği Erdoğan olan elitler kendilerine ‘hanlar hamamlar’ yapıp dinen kabul edilmeyen bir yaşam kurmuştur. Fakat Aleviler laiklik adı altında devletin Osmanlı’dan bu yana resmi din ve mezhebini kullanarak sürdürdüğü baskılarından kurtulamamıştır. Cumhuriyet Alevilere, Osmanlı’dan daha sinsi, daha haince, yok edici saldırılar yaptı. Yapıyor. Cumhuriyet elitleri yani devleti, Alevileri en çok da bu noktada aldatmıştır. Cumhuriyet devleti, baskı ve saldırısını ‘Osmanlı artığı iktidar İslam’ının bir avuç gerici yobaz temsilcisi’ kılıfı altında yaparak, Alevileri kendilerine dönük tehlikenin Müslümanlar içindeki bir kesimden geldiğine inandırmıştır. Bu da Alevilerin Kemalist devlet gerçeğini her açıdan yeterince görememesine yol açmıştır. Osmanlı devleti düşmanlığında Alevilere daha aleni davranmıştır. Türk ulus devleti ise düşmanlığını ilericilik, barışçılık, modernlik adı altında sinsice yapmıştır. Aleviler bu gerçeği bilerek Türk ulus devletinin kendilerine kurduğu tuzakları görmek zorundadır. Bu gerçekliği görememeleri Alevileri mücadelede pasifleştirmektedir. Pasiflik Alevilere daha pervasız saldırılara zemin sunmaktadır.

Türk İslam sentezli milliyetçilik Alevileri de etkilemiştir. Cem vakfı, Ehlibeyt vakfı, Aydınlıkçılar ve bir kesim CHP yandaşı Aleviler bu etkilenmenin ürünleri olarak görülmek durumundadır. Bu milliyetçi ideolojinin Alevilere kapitalist modernliği ilericilik, liberalizmi demokratiklik, milliyetçiliği yurtseverlik, elitlerin iktidar kavgalarında taraf tutmayı muhaliflik olarak anlattığını asla unutmayalım. Bunlara göre Alevilik eşit Türklük o da eşit Bektaşiliktir. Demem o ki Aleviler devlet dışı demokratik bir toplum olduklarını ilk defa cumhuriyet döneminde unutmaya başladıkları için rejim saldırılarından kaynaklı ciddi sorunlarla yüz yüze geldi. Dolaysısıyla Aleviler sadece diyanetle değil CHP gibi ulus devletin beli başlı tüm kurumlarıyla hesaplaşmadan varlıklarına yönelmiş tehlikeleri bertaraf edemezler.

1990’lardan sonra örgütlenen Aleviler, kendi sorunlarını tartışacak olgunluğa, birikim ve tecrübeye kavuşmuştur. O zaman bu birikim ve tecrübeyi Aleviliği güçlendirecek, kendi değerleri ile demokratik kültür ve sistem içinde yaşatacak bir mücadele çizgisinde geliştirmek en doğrusu olacaktır. Alevilerin kendilerinden kaynaklı başlıca sorunu, şimdiye kadar yürüttükleri mücadelelerinin artık yeni bir aşama kaydetmesi gerektiğini yeterince fark edememeleri, fark edilen hususlardaysa nelerin değişmesi gerektiğini netleştirmemiş olması olduğu görülmektedir. Alevilerin derin demokratik bir stratejiye, günlük gelişmelere cevap olacak demokratik mücadele perspektifine kavuşmaları zorunlu hale gelmiştir.

Artık daha açık tartışılmakta olan ‘Alevilik ve Alevilerin sorunları sadece cemevleri ile sınırlandırılamaz’ fikri doğru bir tespittir. Alevilik bir iş kolu, mesleki bir kurum değildir. Bu nedenle dernek statüsündeki cemevleri ile bir toplumun tüm ihtiyaçları karşılanamaz. Alevilik bir felsefe, inanç ve kültürdür. Aleviler bir topluluktur. En az iki bin yıldır iktidarların baskı ve saldırılarına direnerek kendini var etmiştir. İktidarın ulus devlet modelinin halklara ve inançlara saldırı ve soykırım biçimi kendinden önceki iktidarlardan daha sinsi, ince, hain ve yok edici olmaktadır. İşte Alevilerin en büyük handikabı bu tarihsel gerçeği yeterince görememesi olmuştur. Bunu yeterince görememe kurdukları örgüt ve kurumlarının misyonlarını ya abartmaya ya da sıradanlaştırmalarına yol açmıştır. Dernek gibi inanç kurumları açarak sorunlarını çözeceklerine inanılmıştır. Gelinen aşamada bunun mümkün olmadığının görülmekte olması çok önemli bir gelişmedir.

Bu aşamadan sonra en çok dikkat edilmesi gereken şey yeni Osmanlıcıların ve bunların ulus devletçi akıl hocası CHP’nin oyunlarına gelmemektir. Aleviler Kılıçdaroğlu CHP’sinin kendileri için AKP MHP gibi tehlikeli olduğunu bilerek milliyetçilikten uzak demokratik çizgide durmak zorundadır. CHP gerçekliği Alevileri AKP-MHP bıçağının altına ikna ederek yatıran gerçekliktir. Alevileri CHP bölmektedir. Bu nedenle Alevilerin iç sorunlarını birbirini ikna ederek ve rızalık alarak çözüp birliğini güçlendirmesi ve saldırılara karşı ortak mücadele etmesi hayati olmaktadır.

Yazarın diğer yazıları

    None Found