Alevilik ve Pirlik

Cihan EREN

Pir Alevi inancının yol rehberidir. İnancın bilgesi yani Zana’sıdır. Zana, Kürtçede ‘bilen, bilgili’ anlamlarına gelmektedir. Bunun içindir ki İngilizcedeki ‘Science’ bilim kavramı da Zana’dan türetilmiştir. Aleviler özü itibarıyla Zana’ların yolunda gidenler, onları takip edenler olmaktadır. Bu nedenledir ki ‘destur ya pir’ denilerek ibadete başlanır, ‘Pir’in desturu ile- Bi Desturê Pîr’ denilerek yol yürünür.

Yol ilkesinin böyle olduğunu Hak inancına karşı olanların saldırı ve hakaretlerinde de görüyoruz. Örneğin Sasaniler zamanında iktidar ve egemenlere karşı başkaldıran rehberleri Mazdek olan inançlılar, Zındık denilerek kötülenmiş. Zındık’ı İslam ve kapitalist dönemdeki egemenler de aynı anlama gelmek üzere Aleviler için kullanmış.

Zındık Kürtçedeki Zana’nın daha evvelki telaffuz biçimlerinden Zenadık’tan gelen bir adlandırmadır. Yani Zana, Zenadık ve Zındık aynı kavramlardır. Ancak Zındık topluma ‘inançsız, kötülük yapan, tanrıya karşı gelen vb…’ algısıyla verilmiştir.

Pir doğal Zana’dır. Sözlü geleneğin ‘konuşan Mıshafı’dır.’ İnanç dünyasının kanunları ile düşündüğümüzde kitap denilen şeyin ile de yazılmış eser olması gerekmiyor. Kaldı ki İbrahimi dinin kitapları bile peygamberlerinden çok sonraları yazılmış; Tevrat ve İncil peygamberlerinden yüzlerce yıl, Kur’an ise onlarca yıl sonra ancak yazıla bilinmiş. Pir aynı zamanda ‘Pîl’ yani büyük ve uludur. Çünkü O, hafıza taşıyan kitaptır. Pir böyle olmak zorundadır. Dikkat edilirse Alevi süreklerinin adlarına yemin ettiği, adlarını dualarında andıkları evveldekiler ya Hallac, Nesimi, Sohrewerdî gibi ermiş büyük filozof ya da Eba Müslüm, Baba İshak, Pir Sultan gibi feda olmuş hakikat savaşçılarıdır. Pir bildikleri uğruna Hallac gibi Nesimi gibi derisi yüzülmeyi göze alacak kadar inançlıdır. Sohrewerdî gibi ışık saçan bilge olup katledildikten sonra nuru artandır. Özcesi Pir’in bilen birinden farkı, bildiklerine inanması, inanarak yaşaması ve gerektiğinde inandıkları için savaşmasıdır.

Aslında her inanç, inanmamızı istediği değerleriyle bir yoldur. Bir inanca girmek aynı zamanda bir yola girmektir. Her inanç gibi Alevilikte de yolda bir rehberin peşinde gitmek, mürşit olanı takip etmek esastır. Hiç bir Yol rehbersiz yürünmez. Bu Alevilik gibi devlet dışı toplum inancıysa çok daha fazla geçerli bir kuraldır. İnanç Yol, talip ise Yol’un yolcusudur. Yürüyenleri oldukça, Yol her zaman sağlam ve sonu gelmez oluyor. Yani inançlarda Yol yolcuyu, yolcu da Yol’un durumunu belirliyor. Bu Yol’da ‘yolcular’ her daim Rehberlerine bakıyor. Bu diyalektik de tüm inançlarda çoğu zaman rehber ile Yol’u bir yapabiliyor. Hal bu olunca da inanca bakıp rehberleri, rehberlere bakıp inancı anlamak mümkün olabiliyor.

Bu kopmaz bağ üzerinden Aleviliğin de Alevilerin de günümüzdeki en ciddi sorunlarının başında ‘Pirlik Makamı’ sorunu geldiğini, Alevi inancının en temel sorunu olarak bunu görmek gerektiğini belirtmek yanlış olmayacaktır. Yazımızın ilk paragraflarında Pirlik Makamından ne anlamak gerekir sorusuna cevap olabilecek cümleleri bu nedenle belirtme gereği duyduk. Bu pencereden bakınca ilk paragraflarda hatırlatmaya çalıştığımız hususların aynı zamanda Yol rehberlerinin tarifi, tanımı, ölçüsü için ‘terazi’ olduğu da kendiliğinden anlaşılmış olur.

Pir yoksa Yol nasıl yürünecek?

Dolayısıyla günümüz sorunlarını dikkate alarak Alevilere bakarsak şunu çok rahat belirtebiliriz; Genel olmasa da Ocakzade Pirlerin çoğunda temsil ettikleri makama inanmama olduğu görülüyor. Yine son yıllarda Alevi ritüellerinin manevi yaptırım gücünü yitirmesini de buna bağlamak gerekiyor. Çünkü inanmayan talipten inanmasını isteyemez. İnanmayana talip de Rızalık veremez. Gerçekten de Rızalık-Helallik desturu ve düşkünlük yasası, hakikatiyle işletilse Alevilerin Cem olmalarının çok zor olacağını belirtebiliriz. O zaman şu soru sorulmak durumundadır; Pir yoksa Yol nasıl yürünecek? Alevilerin inanç meselesinde işe buradan başlamaları, tamda sorgu-sual desturları gereği olmaktadır.

Günümüz dünyasında Alevi kelamında dile gelmiş hakikatte göre Pir olmak dünyanın en zor şeyini başarmak olduğuna şüphe yoktur. Aslında bu kanun tüm inançlar için böyledir. İnançların özünde dile gelmiş hak ve hakikat ile meselelere bakarsak inanç temsilcisi olmak gerçekten gerçekleşmesi zor bir kişilik düzeyi gerektiriyor. Günümüzün paracı, maddiyatçı ve çıkar dünyasında ‘bir lokma bir hırka’ ile yaşamak mucizevi ve keramet sahibi olmayı gerektiriyor dersek bir doğruyu hatırlatmış oluruz.

Alevi Pirlerinden bazıları hakikat ile arasındaki mesafe yerine kimi Alevi değerlerini yanlış yöntemle sorgularken aslında belirttiğimiz sorunu ifşa ediyor. Ne kadar Alevi olduğunu, hakikati ne kadar yaşadığını, özcesi kamil insan Yol’una yönelip yönelmediğini değil de ‘şu neden var, bu da nereden çıktı, bu bizde yoktu vb…’ türündeki söylemlerle farkında olmadan mevcuduna don biçmeye çalışıyor. ‘Çocuktan’ ve ‘kuştan’ öğren diyen Yol’a rağmen ‘ben her şeyi bilirim’ demek, ‘hakikat birdir’ diyen ilkeye rağmen parçalayıcı olmak çok derin inanç sorunları yaşanıyor demektir. Ciddi inançsal, toplumsal ve siyasal sorunlarla yüz yüze getirilmiş bir topluluğu sorguya yöneltmek yerine sanki her şeyi ile doğruluk sorunsuz yaşanıyormuş gibi bakmak yaşanan sorunun başka biçimdeki tezahürü oluyor. Özellikle de güncel siyasi gelişmelerin ve kimi güçlerin etkisinde kalarak ‘cahilce’ değerlerini sorgulamak ve anlamsızlaştırmaya çalışmak Aleviliğe en tehlikeli yaklaşımlardan biri olarak yaşanıyor.

Unutmamalıyız ki, inanmanın ve inanç dilinin hakikatini, toplum-ahlak ve inanç ilişkisindeki diyalektiği bilmeden inançta anlama kavuşturulmuş değerleri ele almaya kalkışmak çok ciddi sorunları beraberinde getirir. Örneğin bilimsel bir ilkeden duyulan kuşku ile inanç ilkesine duyulan kuşku aynı kelime ve kavramlarla hatta aynı tonda dile gelirse buhran çıkar. Akıl ile duygu karışır. Alevilerde bazı Pirler ve kimi aydın ve entelektüeller bu yöntem yanlışına düşebiliyor. Bu yanlış da inanç kimliğinde yitimi, toplumsal kimlikte erozyonu ve savrulmaya yol açıyor. Parçalanma da cabası oluyor.

Bir Pirden duyduğum şudur, Pirler tartışır konuşur ama hep bir sır da olur, sorgular ama inançlı olur. En nihayetinde birlikte Pir olunur.

Yazarın diğer yazıları