‘Allahtan başka tapacak ilah’ Kürt’ten başka dost yoktur!

Kürt siyasi hareketi ve müttefikleri dışında Fırat’ın Batasında ezici çoğunluğu „ulusalcılar” ve „İslamcılar” temsil ediyor. 

Kürt tarafının çizgisi belli. „Türkiye’de demokratik cumhuriyet”, Kürdistan’da „demokratik özerklik”, „Konfederal Ortadoğu”, „demokratik ulus” ve „Üçüncü Yol”… Bu çizgi şimdi Raqa önlerinde zafere koşuyor. Kuzey Suriye Federasyonunda bu çizgi 21. Yüzyılın en büyük devrimine esin kaynağı oldu. Kürt siyasi hareketinin çizgisi çoktan beri Türkiye sınırlarını aştı, Kürdistan parçalarından taştı, Ortadoğu’ya sığmadı ve evrensel bir karakter kazandı. Öyle olduğu için Kürt siyasi hareketi bugün Küresel güçlerin hesaba kattığı ve „ortak düşmana” karşı birlikte hareket ettiği büyük bir güç oldu.

„Ulusalcıların” ve „İslamcıların” programı, çizgisi ne?

Bileniniz var mı?

„Ulusalcılar” sorunları „içine kapanmış bağımsız bir Türkiye’de” çözeceklerini sanıyorlardı. Bu program dünyada „iki karşıt sistemin” varlığı koşullarında „geçici” bir dönemle sınırlı olsa da, „gerçekçi” bir program sayılabilirdi. Dünya değişti. Şimdi hiç bir ülke, kendi başına „küresel güçler” karşısında „bağımsız” davranamaz. Tekrar ediyorum: Kendi başına… O nedenle günümüzün „ulusalcıları”, ABD’ye karşı Rusya ve Çin gibi „küresel” güçlere göz kırpmaktan öte hiç bir alternatif formüle edemiyor. Bunlar AB’ye ve NATO’ya karşılar, Şanghay Beşlisi’ne hayranlar. Bir emperyalizme karşı, öteki emperyalizmin oyuncağı olmaya adaylar.

„İslamcılar”ın perişan halini ise en son Katar krizi gözler önüne serdi. Bunlar, önceleri bir İslam Ortak Pazarından söz ediyorlardı. Arap Baharı ile birlikte, Katar’ın desteklediği Müslüman Kardeşler’in „liderliğini” alalım derken, DAİŞ’in müttefiği oldular. DAİŞ YPG-YPJ güçleri tarafından yenilgiye uğratıldıktan sonra DAİŞ’le bir „danışıklı dövüş” operasyonuyla „küresellerin“ elinden yakasını kurtarmaya tam çalışırken, Katar krizi patladı. Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Libya (Tobruk hükümeti) ve Maldivler, ardından da Moritanya, Ürdün ve Fas Katar’la diplomatik ilişkilerini kesti. Ve böylece İran’a karşı „Sünni kuşağının başına geçme” programı, bir daha gündeme gelmeyecek şekilde iflas etti. Türkiye Katar’la baş başa kaldı ve tecritten çıkmak için bir kere daha Rusya ve İran’a yanaşmaya başladı.

Sonuç şudur: Ulusalcılar, bugünkü programlarıyla daha doğrusu programsızlıklarıyla, Türkiye’nin değişen sosyal yapısının gösterdiği gibi kendi başlarına „İslamcı” iktidarların alternatifi olma imkanına sahip değiller. İslamcılar ise, „dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak üzereler”. Ortadoğu’da lider olma hayalinin yerini şimdi Katar’la birlikte tasfiye edilme olasılığı aldı. Katar’a yönelik öne sürülen bütün suçlamalar, Erdoğan rejimi için haydi haydi geçerli.

Ahmet Taşgetiren, Katar’ı „çökertme” planının, gerçekte „Katar sana söylüyorum, Türkiye sen anla” anlamına geldiğini dünkü yazısında belirtti.

Durum gayet açık: AKP yönetimi ve Saray, artık perspektiften yoksundur. „Reform” lafları boştur. Bu bataklıktan Türkiye’yi Erdoğan rejimi çıkaramaz. Ulusalcı CHP ise Erdoğan rejimine son verecek bir alternatif olamaz.

Bu durumda hem „ulusalcıların”, hem de „İslamcıların” tıpkı Amerikalıların, Rusların ve Almanların gördüğü gerçeği görmeleri gerekir. Onlar kendi çıkarları için Kürtlerle „taktik” ilişkiler kuruyorken, neden ulusalcılar ve İslamcılar Kürt halkının siyasi güçleriyle „stratejik”, „kalıcı” ilişkiler kurmuyorlar?

Kürtleri „Türkiye’yi bölecek bir güç” olarak görmek yerine, Kürt siyasi hareketini „Türkiye’yi bölünmekten”, „Katarlaşmaktan”, „Iraklaşmaktan”, „Suriyelileşmekten”, ve İran’a karşı kanlı bir „mezhep savaşından” koruyacak dost ve kardeş bir güç olarak görmek ve bu hareketin „Türkiye’de demokratik cumhuriyet, Kürdistan’da özerklik, Ortadoğu’da Konfederal birlik, tüm dinlerden, mezheplerden, etnisite ve kültürlerden oluşacak demokratik ulus” programına yeni bir gözle bakmak hiç mi aklınıza gelmiyor?

Mübarek Ramazan günlerinde şöyle diyelim: „Allahtan başka tapacak ilahınız, Kürtten başka tutunacak dalınız” yoktur.

Yazarın diğer yazıları