Almanya nasıl bir değişim istiyor?

Almanya’da iç siyasetteki hengame hala durulmuş değil. Aşırı sağın yükselen trendi siyasetteki yeni arayışları tetikliyor. Bildiğiniz üzere Merkel’den sonra, CSU Başkanı Horst Seehofer da başkanlığı bırakacağını açıkladı.

Seehofer bu kararını açıklarken, CSU’da değişim ve güven tazelemenin önemine vurgu yaptı. Seehofer’nın parti başkanlığını bırakması elbette sadece CSU’nun yenilenme ve güven tazelemesi değil, bilakis bir zaruret olarak kendini dayattı.

Aşırı sağın yükselişi ve bunun muhafazakar ve sağ partilerin tabanındaki etkisi bu değişimi zorunlu hale getirdi.
Öyle ki bu değişim rüzgarları sadece parti düzeyinde değil, Almanya’nın en önemli kurumlarından biri olan Anayasayı Koruma Teşkilatı’nda da esiyor.

Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Hans-George Maassen Chemnitz’de yaşanan olaylarda, aşırı sağcıların yabancılara yönelik saldırılarını içeren görüntüleri şüpheli bulmuştu. Nitekim Seehofer da Maassen’i destekleyen açıklamalarda bulunmuştu. Maassen’in görevinden alınması ile sonuçlanan değişimde, Maassen yerine Thomas Haldenwang getirildi.

Geçtiğimiz günlerde Focus dergisi Anayasayı Koruma Teşkilatı başkan yardımcılığına terör uzmanı Sinan Selen’in getirileceğini yazdı. Bu haber iki yönlü bir tartışmayı da tetikledi. Birincisi; Almanya’da ilk defa istihbarat kurumunun önemli bir kademesine göçmen kökenli biri getiriliyor. Dolayısıyla bu göçmenler açısından sevindirici mi?

İkincisi; Almanya’da göçmenlere yönelik tartışmalar bu kadar sıcakken, aşırı sağcı çevreler bu durumu nasıl değerlendiriyor.

Almanya’nın Ortadoğu stratejisi temelinde Türkiye ile geliştirdiği ilişkilerin her geçen gün ilerlediği, mülteci sorununun iç siyasette belirleyici bir rol oynadığı bir zaman diliminde, Anayasayı Koruma Teşkilatı’na ikinci isim olarak Sinan Selen’in getirilecek olması tesadüf değil elbette. Çünkü durum “Bak ne kadar demokratik bir ülke, öyle ki Almanya’da bir göçmen en stratejik görevlere bile getirilebiliyor” yorumundan çok daha karmaşık.

Buna alkış tutanlar Almanya’nın neden şimdi böyle bir karar aldığını da görmek istemiyor. Zira radikal bir karar alarak Almanya için oldukça önemli bir kurumun başına göçmen kökenli birini getirmek sadece göçmenlerin gözünü boyamak adına yapılmasa gerek.

Öyle ki Selen Almanya tarafından Türkiye ile istişarelerde görevlendirilmiş ve terörle mücadele gibi konularda görüşmeler gerçekleştirmiş bir isim. Onun dışında Selen’in görevleri hakkında pek bir bilgi öne çıkmıyor.

***
Almanya’da aşırı sağın yükselişine sadece mülteci sorunu yön vermedi. Tabandan gelişen ve yayılan örgütlenme, kendine meşru zemin ararken hiç zorlanmadı. Bu kolaylaştırıcı zemin sol hareketler için maalesef geçerli değil. Gerek ülkenin kendi dinamikleri, gerekse yabancı orjinli dinamikler sürekli bir kriminalize edilme haline maruz kalıyor. Almanya’nın Kürt politikası da çok farklı değil. Türkiye ile geliştirilen ortaklıklar çerçevesinde bu yönelim her geçen gün biraz daha artıyor. Almanya’nın yasaklar listesi bu anlamda gün geçtikçe uzuyor.

Türkiye ile geliştirilen çok boyutlu ilişkiler gelecek süreç açısından da bu politikaların devam ettirileceği izlenimini veriyor. Zira Türkiye’nin savaş politikalarına en çok destek veren ülke Almanya. Son olarak Alman kalitesi ile Altay tanklarının üretimine yönelik adımlar atılmış durumda.

Sadece ekonomik ilişkiler değil, aynı zamanda Almanya’da örgütlenen çetevari oluşumlar basına sürekli yansıyor. Yine basına yansıyan bilgilere göre Almanya’da Türkiye destekli operasyon yapmaya hazırlanan uyuyan hücrelerin varlığından söz ediliyor. Bunu ifade eden de NATO’da görevli eski bir subay. Bu iddialar oldukça ciddi.

***
Son dönemde yaşanan gelişmeler, (Merkel’in CDU’ya başkan olmayacağını açıklaması, Seehofer’nın benzer kararı, Anayasa Koruma Teşkilatı’nın başkanının değiştirilmesi, yardımcı olarak ise Selen’in getirilmesi) Almanya’da ileriki dönemlerde önemli gelişmelerin olacağını gösteriyor.

Burada daha yalın okuyacağımız durum ise değişim sürecinde Almanya’nın Kürtlere yönelik uygulamalara devam edeceği.

Yazarın diğer yazıları