Almanya ne yapıyor?

Geçtiğimiz günlerde Alman basınında Êzîdî bir genç kadının başından geçenler epey işlendi, işlenmeye de devam ediyor.

Ashwaq Talo, Şengal katliamı sonrasında, Musul’da köle pazarında bir DAİŞ üyesi tarafından 100 dolara satın alınarak 10 ay boyunca esir tutulmuş ve cinsel istismara uğramış. DAİŞ’linin elinden kurtulmayı başaran Talo, daha sonra bazı aile bireyleri ile Almanya’ya sığınmış.

Talo, kendisini satın alan bu DAİŞ’li ile Almanya’nın Baden Wüttenberg eyaletinde bulunan Schwäbisch Gmünd kentinde karşılaşıyor. Üstelik adının Abu Hamam olduğunu söyleyen DAİŞ’li, Talo’ya yaklaşarak onun hakkında her şeyi bildiğini söylüyor. Talo polise giderek her şeyi anlatmasına rağmen, gerekli tedbirler alınmıyor. Federal Savcılık Sözcüsü, Talo ile görüşmelerinde net bilgiler vermediğini, verilen isimde kimseye ulaşılamadığını söylüyor. Fakat bir süpermarketin güvenlik kamerasından Abu Hamam tespit ediliyor.

Korkuya kapılan Talo, kendisini esir tutan bir DAİŞ’li ile aynı yerde kalamayacağını belirterek Almanya’yı terk ediyor ve topraklarına dönüyor. Ailesinden 42 kişi hala kayıp olan Talo’nun yaşadığı travma ise Alman polisi tarafından kriminal bir vaka olarak algılanıyor.
2014 yılında DAİŞ saldırısına maruz kalan 1000 Êzîdî kadın ve çocuk Baden-Württemberg eyaletine yerleştirildi.

Bunlardan biri de Schwäbisch Gmünd kenti ve orada hala 40 Êzîdî’nin yaşadığı belirtiliyor. Verilen bilgilere göre kendisini esir tutan DAİŞ’li ile karşılaşan yalnızca Talo değil. Başka Êzîdî kadınlar da benzer karşılaşmaları yaşadığını belirtiyor.
Medyanın kısa sürede ulaştığı Talo’ya ise Alman makamları ulaşamadığı için (!) soruşturma sonuçlanmıyor.

Şimdi cevaplanması gereken önemli bir soru var: Yaşadıkları travmayı iyileştirmek için Almanya’ya getirilen bu kadınlara, bir DAİŞ’li elini kolunu sallayarak nasıl yaklaşıyor, hakkında bu kadar bilgiyi nasıl biliyor? Genç kadının ifadesine, güvenlik kamerası görüntülerine rağmen, soruşturma neden kaplumbağa hızıyla ilerliyor. DAİŞ elemanları Almanya’da elini kolunu sallayarak nasıl dolaşıyor, ve de mülteci statüsü veriliyor?

***

Geçtiğimiz günlerde TSK’ye ait savaş uçakları Şengal ve çevresine bombardıman düzenledi. Bu saldırılarda Şengal Êzîdî Koordinasyonu Üyesi Zeki Şengali katledildi. Operasyon planlı zira, Koço köyünde gerçekleşen katliamın yıldönümünde gerçekleşiyor. Türkiye içinde bulunduğu dar boğazdan, ırkçı duyguları körükleyerek, savaş politikalarına sarılarak kurtulacağını düşünüyor.

Türkiye’nin savaş politikalarını destekleyen ülkelerin başında ise Almanya geliyor.
Sol partinin soru önergesine verilen yanıtta, Merkel’in hükümeti kurmasının ardından, 14 Mart 2018-30 Haziran 2018 tarihleri arasında, Türkiye’ye 418 bin 279 Euro değerinde toplam 5 silah ticaretine onay verilmiş. 1 Ocak 2018-13 Mart 2018 tarihleri arasında Türkiye ile 9,7 milyon Euro değerinde 34 silah anlaşmasına onay verilmiş.

2017 yılında ise Türkiye ile 34 milyon Euro değerinde 138 silah anlaşması yapıldı. Oranlar Türkiye ile silah ticaretinde azalma olduğunu gösteriyor. Lakin burada silah satışının azalması üzerinden değil, hala devam eden silah ticareti üzerinden bakmak gerekiyor. Öyle ki Almanya Türkiye ile silah üretimi için de anlaşmalara varıyor.

Bu anlaşmaların yanında ekonomik krizin patlak vermesinin ardından Sosyal Demokrat Parti’nin lideri Andrea Nahles, ekonomik kriz içinde bulunan Türkiye’ye mali yardım yapılmasını önerdi. Her ne kadar Merkel, şu an için Türkiye’ye mali yardım yapılmasını gerekli görmediğini söylese de, bu ihtimal dışı görünmüyor. Nitekim Alman finans kurumlarının Türkiye’ye yatırımları devam ediyor.

Erdoğan’ın Almanya ziyareti de bu pratiklere hizmet edecek, besleyecek bir adımdır.

[email protected]

Yazarın diğer yazıları