Almanya samimi olmalı

Ortada büyük bir savaş var, tüm Ortadoğu’nun kaderini belirleyecek bir savaş.

Türkiye’nin Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik işgal harekatının tek ve yegane hedefi Kürtlerin kazanımlarını yok etme planı üzerine kurulu. ABD ve AB’nin tavizleri ile Türkiye, işgal hedeflerine devam ediyor.

Bölgeyi DAİŞ’ten temizlemek için müthiş bir direniş gösteren Kürtleri partner olarak ilan eden Avrupa, savaşa yönelik kınama açıklamalarında temkinli davranmayı tercih ediyor.

Harekat başlamadan hemen önce Türkiye’yi mülteciler konusunda ziyaret eden Almanya, işgal harekatını kınamak için rüzgarın ne yana eseceğini ve tarafların belirlenmesini bekledi. Merkel Erdoğan ile bir görüşme yaparak, Erdoğan’dan askeri operasyonları derhal sona erdirmesini istedi. Merkel daha sonra yaptığı açıklamada harekata son verilmesi temennisini yineledi, özellikle mültecilerin durumuna değindi, mülteci anlaşmasının devam etmesinin önemini vurguladı, Rusya ve İran lehine gelişen güç dengesinden bahsetti.

Fakat Almanya savaşı kınayan, harekatın sonlandırılmasını isteyen bu çağrılarında ne kadar samimi?

Birkez daha tekrarlayalım. Efrîn işgali, Alman hükümetinin “bilgimiz yok” dediği Leopard tankları ile yapılmıştı. Bu durumun kamuoyunda yarattığı olumsuz intiba devam ediyor. Bu nedenle muhalefet tarafından dile getirilen silah ambargosu çağrısına hükümet sessiz kalmadı.

Alman hükümeti, Türkiye’nin işgal harekatını durdurma çağrıları yaparken Ankara’ya silah ihracatını durdurma kararı aldığını duyurdu. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, harekatta Alman silahlarının kullanılması ihtimaline karşılık, Türkiye’ye silah ihracatına onay verilmeyeceğini söyledi.

Peki bu açıklamalar ne kadar gerçek?

Almanya her zamanki gibi algıda yanıltmalara gidiyor.

Sol Parti Meclis Grup Başkanvekili Sevim Dağdelen’in soru önergesine yanıt Almanya’nın yaklaşımını gözler önüne seriyor. Rakamlara göz atalım:

Türkiye 2019 yılının ilk sekiz ayında Almanya’dan 250 milyon 400 bin Euro değerinde silah ithal etti.

Almanya, Türkiye’ye geçtiğimiz yıl 242 milyon 800 bin Euro değerinde silah satıldı. Bu oranın toplam silah satışının üçte biri oranında olduğu kaydediliyor.

Soru önergesine verilen bir başka önemli bilgi de, hükümet 9 Ekim tarihine dek toplam 28,5 milyon Euroluk savunma ürünlerinin satışını onayladı. Bu da, geçen yılın tamamında onaylanan toplam 12,9 milyon Euroluk satışın iki katından fazla. Türkiye’ye silah satışını kısıtlayan Almanya, nedense bu yıl da Türkiye’yi silah satışında liste başı yapıyor.

Sivillerin katledildiği bu savaşta, Almanya’nın “AB genelinde uygulanacak bir silah ambargosu kararı” için göründüğünün aksine hiçbir kararı onaylanmadığı da ortaya çıkan bir bilgi.

Bir de toplum nezdinde yaratılmak istenen algıya dikkat çekelim. Savaş karşıtı protestolarda yapılan provokasyonlar ve yarattığı sonuçlar farklı bir noktaya çekilerek, sanki sadece kriminal bir durummuş gibi yansıtılmaya çalışılıyor. Medyanın da yansıttığı, Ortadoğu’daki savaşın Almanya sokaklarında çatışmalara mı neden olacağı sorusunu tam da bu algı üzerinden okumak gerekiyor.

Almanya’da yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre halkın yaklaşık yüzde 91’i, Türkiye’ye silah ihracatı yapılmasına karşı çıkıyor. İşte Almanya bu kamuoyunu yanıltmak istiyor.

Ortada bir Kürt-Türk savaşı yok. Ortada bir savaş, bir işgal, bir yıkım, bir hak gaspı var.

Almanya rekor düzeyde silah satarak bu yıkıma zaten ortak olmuşken, Almanya’da provokasyon kaynaklı meydana gelen çatışmaların bir mahalle kavgası gibi yansıtılması ne etik, ne gerçek, ne de samimi. Savaşa karşı durmanın, savaş için provokasyon yaratmaktan farkı var. Kimse kamuoyunu yanıltmasın. Almanya savaşı kınama kararında her zamankinden daha samimi olmalı.

Yazarın diğer yazıları