Almanya, seçimleri böyle değerlendirdi

Almanya Gündemi

Türkiye bir yerel seçimi daha geride bıraktı. Fakat bu yerel seçimler öyle, sadece yereli kapsayan bir seçim olarak geçmedi. Özellikle iktidar partisi AKP için, bu seçimler aynı zamanda, gövde gösterisi niteliği taşıyordu. Gezi Direnişi ile birlikte önemli oranda, -batı nezdinde de- prestij kaybeden Erdoğan’ın, 17 Aralık soruşturmalarıyla birlikte piminin çekildiği düşünülüyordu. Gülen Cemaati ile olan çatışmaları sonucu, ortaya ‘gizli görüşme’ tapeleri de çıkınca, muhalefet partilerinin seçim konusunda iştahları bir hayli kabarmıştı. Zira Türkiye’de kimin neyi yönettiği belli olmayan bir sürece girilmişti.
Nitekim genel seçimler havasında geçen yerel seçimlerde, AKP bütün yolsuzluk soruşturmalarına rağmen, aldığı yüzde 45  dolaylarındaki oyuyla, bir başarı kazandı yorumunu yapabiliriz. Bu başarısı ne kadar meşru o da ayrı bir tartışma konusu. Herkes aslında seçimlerin tamamen demokratik usüllere göre yapılmadığının farkında.
Erdoğan, seçimlerin daha resmi sonuçları açıklanmadan, bir balkon konuşması yaptı. Ailesi ile birlikte zafer pozları veren Erdoğan’ın yaptığı balkon konuşması ise aldığı zaferin verdiği ‘özgüvenle’ tamamen tehditkardı. Beklenen yatıştırıcı konuşmaları yapmayan Erdoğan, öfkeye bulanmış bir halet-i ruhiye ile kendisine zarar vermeye çalışanlardan intikamını alacağını bas bas bağırdı. Balkon söylemleri, Türkiye’nin bundan sonraki atmosferi hakkında da aslında ipucu veriyordu.
Yerel seçimlerin başka bir galibi ise BDP oldu. 11 ilde aldığı belediyeler ile Kürdistan topraklarında kimin hakim olduğunu gösterdi. En stratejik illerden Urfa ve Bingöl’ü almaması ise büyük kayıptı.
Türkiye’deki seçimleri Avrupa basınıda çok yakından takip etti. Zira Türkiye’de son aylarda yaşanan gelişmeler, yalnızca bir Türkiye sorunu olmaktan çıkmış, aynı zamanda Avrupa ve Amerika’yı da ilgilendiren bir süreç haline gelmişti. Alman basını da doğal olarak Türkiye’deki seçim sürecini anı anına takip etti. Özellikle Erdoğan’ın ‘balkon konuşması’ hemen hemen bütün gazetelerde yer aldı.
Die Zeit Gazetesi seçimler başlamadan hemen önce, bu seçimlerin aynı zamanda Erdoğan’ın geleceğine de karar verecek bir seçim olacağını yazarken, Die Welt gazetesi ise Erdoğan’ın yerel seçimlerden zaferle çıktığını yazdı. Gazetede, zaferin bir süreklilik gibi göründüğü belirtilirken, bundan sonrada herşeyin eskisinden farklı olacağı yorumu yapıldı. Fakat gazetenin en önemli belirlemesi ise; şimdi, yani bundan sonra, ‘cadı avı’ ve ‘polis devletinin’ Türkiye’yi şekillendireceği. Seçim gecesi herşeyin artık değişeceği yönünde bir hissiyat varken, çoğunluk tarafından daha sert, daha otoriter bir polis devleti yönünde bir seçim yapıldı.
Focus’ta yer alan bir haberde ise Ağustos ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesinde, 10 yıldan fazla iktidarda bulunan Erdoğan için bu seçimlerin bir test olduğu ifadesine yer verildi. Yine Erdoğan’ın genel seçimlerde kendi gücünü perçinleyeceği spekülasyonları da gazetede yer aldı. Öte yandan Frankfurter Rundschau gazetesinde yer alan bir yorumda, Erdoğan hükümetinin yetersizliklerine rağmen, birçoğuna bu durumun normal geldiğinin göründüğüne işaret edildi. Bunun yanında, Erdoğan’ın artan otoriter politikalarına karşı, sivil toplum ve muhalefetin bir an önce yeni bir strateji geliştirmesi gerektiği görüşüne de yer verildi. Ayrıca bu seçimden sonra bunun dahada zor olacağı kaydedildi.
Alman basını kadar politikacılarda Erdoğan’ın balkon söylemlerinden memnun değildi. Özellikle Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girişi ile ilgili, sıkıntılı düşünceleri bulunan Hıristiyan Birlik Partileri CDU/CSU cephesinden Erdoğan’ın bu söylemleri kabul edilemez olarak bulundu. Edathy skandalı ile istifa eden eski Tarım Bakanı, CDU/CSU Meclis üyesi Hans-Peter Friedrich Erdoğan’ın balkon konuşmalarına dikkat çekerek bunun bir tehdit olduğunu ve bir Avrupa Partneri için bu durumun yakışıksız ve kabul edilemez olduğunu belirtti. CSU Genel Sekreteri Andreas Scheuer ise, Erdoğan Türkiye’sinin Avrupa’ya ait olmadığının giderek ortaya çıktığına dikkat çekti. Koalisyon ortaklarından SPD’den de Erdoğan’ın konuşmalarına itirazlar geldi. Sosyal Demokrat Parti Meclis Grubu Başkan Yardımcısı Rolf Mützenich, bu açıklamaların modern bir Türkiye ile uyuşmadığı şeklindeki görüşlerini dile getirdi.
Kuşkusuz Erdoğan’ın bu başarısını sadece kullandığı meşru olmayan yollara bağlamamak gerekiyor. Muhalif yönünü yitirmiş, düşünmeyen insanlar yaratma projesi de işe yaramış gibi görünüyor. Ekonomik kaygılar, güçlü bir alternatifin yaratılmaması gibi bir sürü neden de sayabiliriz. Avrupa kanadından her ne kadar eleştiri gelsede Günay Aslan’ın geçen haftaki yazısında belirttiği gibi, bütün eleştirilere rağmen Amerika ve Avrupa’nın Erdoğan’ı devirmek yerine ‘dizayn etmek’ istedikleri son derece açık.

Yazarın diğer yazıları