Almanya SETA’nın finansmanını deşifre etti

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı SETA “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” adlı raporu açıkladığında büyük tepkilere neden olmuştu. Zira akademik bir çalışma olduğu iddia edilen bu rapor tek bir amaç için hazırlanmıştı: Gazetecileri fişlemek.

Rapora konu olan, Türkiye’de yayın yapan uluslararası medyaya çalışanı gazetecilerin isimleri tek tek anılarak hangi olay ve olguları ele aldıkları belirtilmiş, üstelik kamuya öneriler kısmında “Özellikle doğrudan hükümeti hedef alan haberlerde yanlış bir içerik ve tutum tespit edildiğinde ilgili mercilere itiraz ve uyarıda bulunulmalıdır” denilerek ihbarcılığın yolu ve yöntemi de gösterilmekteydi. Nitekim bu rapor medya andıcı olarak nitelendirilmişti.

SETA gazetecileri hedef alan bu raporla gündeme gelmişti ama bu kuruluşun ilk çalışması değildi elbette. Daha az ses getiren fakat aynı mantalite ile hazırlanmış başka raporları da mevcut.

SETA daha öncesinden hazırladığı, “Avrupa’da PKK yapılanması” başlıklı raporun içeriği de gazetecilere yönelik hazırlanan raporla benzer amaçlar taşıyor.

Nitekim raporda, yurt dışındaki Kürt örgütleri ile dayanışmada bulunan Türkiyeli ve Avrupalı kuruluşlar ve yöneticileri bilgileri paylaşılarak hedef gösterilmişti.

Yöneticileri tarafından, bilimsel olarak hazırlandığı, tamamen açık kaynaklardan toplanan bilgileri kamuoyu ile paylaştıkları iddia edilen bu raporları hazırlayan çalışanların ortak noktası ise AKP’ye yakınlığı ile bilinmeleri.

Peki bu kadar bilimsel araştırma üreten (!), uluslararası düzeyde çalışan bu kurum nasıl finanse ediliyor? Zira uluslararası düzeyde araştırma yapmak oldukça masraflı bir çalışma.

Aslında kaynak bilinmesine rağmen bugüne kadar açık olarak dile getirilmedi. Bu konuya yönelik sorular yanıtsız kaldı.

SETA’nın kendini bağımsız bir kuruluş olarak göstermesi elbette gerçekleri yansıtmıyor. Yöneticileri ve araştırmacıların isimlerine baktığımızda zaten bir şekilde AKP’ye yakın kurum ve kuruluşlarla ilgili olduğunu görebiliyoruz. Dolayısıyla kimler ve hangi çevreler tarafından finanse edildiğine dair ipuçları da verebiliyor bu durum.

Alman hükümeti son paylaştığı bilgilerle bu kanıyı netleştirmiş oldu. Sol Parti’nin Federal Meclis Grubu tarafından konuya yönelik verilen soru önergesine şu yanıt veriliyor: “Federal Hükümet’in bilgisine göre SETA bir devlet kuruluşu değildir. Merkezi Ankara’dadır, İstanbul, Brüksel, Washington, Kahire ve 2017’den beri de Berlin’de bir şubesi bulunmaktadır. Hükümete yakın olan kuruluş büyük ölçüde Albayrak ailesi tarafından finanse edilmektedir.”

Ayrıca yanıtta Alman hükümetinin AKP ile SETA arasındaki bağdan haberdar olduğu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın daha önce SETA’da çalıştıklarına dikkat çekiliyor.

Sol Parti Federal Meclis Milletvekili Andrej Hunko geçtiğimiz günlerde yönelttiği bir soru önergesinde Türkiye’nin Interpol bildirimlerini ortaya koymuştu. Buna göre bin 168 Kırmızı Bülten, 84 de Mavi Bülten olduğu açıklandı. Hunko Almanya’ya ulaşan kararların, “Ankara’nın Interpol’ü muhaliflerini susturmak için kötüye kullanması” olarak yorumladı. Türkiye tarafından yapılan açıklamalarda muhaliflerin bu kadar hedef haline getirildiği bir süreçte hazırlanan SETA raporları düpedüz fişleme belgeleridir.

SETA ne bağımsız, ne de bilimsel bir kuruluş olarak nitelendirilebilinir. Zira raporlarında vatandaşı ihbarcılığa teşvik eden bir kuruluşun bilimsellikle ne alakası olabilir?

Yazarın diğer yazıları